Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2024/73 E. , 2025/6630 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1914 E., 2023/2143 K. SUÇ : Olası kastla öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik ist
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2024/73 E. , 2025/6630 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2023/1914 E., 2023/2143 K. SUÇ : Olası kastla öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi kararı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdiren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.06.2023 tarihli ve 2022/395 Esas, 2023/121 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında maktule karşı olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 21/2, 62, 53. maddeleri uyarınca 16... ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. 2.Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.09.2023 tarihli ve 2023/1914 Esas, 2023/2143 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, sanığın doğrudan kastla hareket ettiğinden kasten öldürme suçundan cezalandırılması gerektiğine, ilişkindir. 2.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye, sanık ile maktul arasından öldürmeyi gerektirir bir husumet olmadığına, sanığın kastının olmadığına, ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından olası kastla gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, eksik incelemenin olmadığı anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde, hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.09.2023 tarihli ve 2023/1914 Esas, 2023/2143 Karar sayılı kararında katılanlar vekili ve sanık müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1.maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarları ve tutuklulukta geçirilen süreler dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1.maddesi uyarınca Tokat 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.10.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Düğün merasimi sırasında yanında bulunan ruhsatlı silahıyla çok sayıda havaya ateş eden ve alkollü olan sanığın silahının tutukluk yapması üzerine silahı kontrol ederken kontrolsüz olarak yaptığı atışlar sırasında olay yerinde bulunan ...’ın ölmesi nedeniyle sanığın olası kastla öldürmeden sorumlu tutan daire kararına katılmadığımdan bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Failin suçun maddi unsurlarını tamamen kesin olarak öngörmesi ve bunlar hakkında bilgiye sahip olarak hareket etmesi halinde doğrudan kast söz konusu olacaktır. Burada fail düşündüğü, kesin olarak öngördüğü ve bildiği bir hareketi veya neticeyi gerçekleştirmek için iradesini kullanmaktadır. Buna göre, fail suçun maddi unsurlarının tamamını düşünmüş, öngörmüşse ve ayrıca bu unsular hakkındaki bilgisi tam ve kesinse doğrudan kastla hareket etmektedir. Doğrudan kastla hareket eden fail, suçun kanuni tanımındaki maddi unsurların mevcut olduğunu veya fiilin icrası sırasında gerçekleşeceğini ve neticeli suçlarda neticenin meydana geleceğini muhakkak surette (zorunlu olarak) öngörmektedir (birinci dereceden doğrudan kast). Olası kast TCK’nın 21. maddesinin ikinci fıkrası, “kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, failin suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceğini ciddi biçimde öngörmesine rağmen, fiili işlemek suretiyle tipikliğin gerçekleşmesini kabullenmesi, fiili işlemekten kaçınmaması ve olursa olsun demesi durumunda olası kast söz konusu olacaktır. Olası kast durumunda doğrudan kastta olduğu gibi fail suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, doğrudan kasttan farklı olarak bu unsurların gerçekleşmesini muhakkak değil, muhtemel görmektedir. Diğer bir ifadeyle doğrudan kast ile olası kast arasında, kastın bilme unsuruna ilişkin bir yoğunluk farkı bulunmaktadır. Doğrudan kastta suçun maddi unsurlarının gerçekleşeceği mutlak niteliktedir ve fail bu konuda mutlak bir bilgiye sahiptir. Olası kastta ise, suçun maddi unsurlarının gerçekleşmesi muhtemel niteliktedir ve fail bu ihtimalin bilgisine sahiptir. Bu itibarla, belli bir neticenin gerçekleştirilmesi amacıyla hareket eden failin, bu fiilin aynı zamanda muhtemelen başka neticelere neden olabileceğini öngörmesine rağmen, bu yan neticeleri kabullenerek fiili işlemesi durumunda, bu yan neticeler bakımından olası kastla hareket etmiş olacaktır. Buna göre somut bir olayda failin olası kasttan sorumlu tutulabilmesi için, failin neticeyi kabullendiğinin, “ne olursa olsun” veya “olursa olsun” düşüncesiyle hareket ettiğinin, diğer bir ifadeyle neticeyi göz aldığının tespit edilmesi gerekmektedir. Fail, gerçekleşmesini göze aldığı, ancak gerçekleşmeyen neticelerden sorumlu tutulmayacağından, olası kastta failin sorumluluğu meydana gelen neticelere göre belirlenecektir. TCK’nın 22. maddesinin üçüncü fıkrasında bilinçli taksir, kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi olarak tanımlanmıştır. Bilinçli taksiri, bilinçsiz taksirden ayıran en önemli özellik, her iki durumda da istenmeyen neticenin fail tarafından öngörülüp öngörülemediğidir. Fail suç tipinin gerçekleşeceğini mümkün görmüş, ancak şans, bilgi, kullanılan vasıtanın kalitesi, deneyim veya yetenek gibi özel nedenlerle dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak bunun gerçekleşmeyeceğine güvenmiştir. Buna göre, eğer somut olayda fail neticeyi öngörmüş ise bilinçli taksir, öngörmemiş ise bilinçsiz taksir söz konusu olacaktır. Bilinçsiz taksir durumunda fail neticeyi öngöremezken, bilinçli taksir durumunda fail istemediği neticenin (ve suçun diğer maddi unsurlarının) gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, bu neticenin gerçekleşmeyeceği hususunda kendine güven duymaktadır. Kişide oluşan bu güven, kişisel kabiliyetlerinden, olayın özelliklerinden veya tecrübelerinden kaynaklanabilir. Fail özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucunda meydana gelebilecek tehlikeyi öngörmesine rağmen, neticenin gerçekleşmeyeceğine güven duyarak, olayı seyrine bırakarak özen yükümlülüğünü ihlal eden davranışı işlemekten vazgeçmemektedir. Neticenin gerçekleşmesi muhtemel öngörülmekle birlikte, bunun gerçekleşmemesi için özel bir çaba gösterilmemekte, diğer bir ifadeyle fail fiili işlemekten geri kalmamaktadır. Nitekim madde gerekçesinde de bilinçli taksiri basit taksirden ayıran özellik, fiilin neticesinin failce fiilen öngörülmüş ve fakat istenmemiş olması olarak açıklanmıştır. Bu noktada birbirine çok yakın cezai sorumluluğu belirleyen olası kast ve bilinçli taksirin nasıl ayırt edileceği üzerinde durulmalıdır. Kanuni tanımlarına bakıldığında her iki durumda da failin tipikliğin gerçekleşeceğini ciddi olarak mümkün gördüğü anlaşılmaktadır. Olası kast ile bilinçli taksirin ortak noktası olan öngörme iki kavramın birbirinden ayrılmasını zorlaştırmasına rağmen, tipikliğin veya neticenin kabullenilip kabullenilmemesi, iki kavramı birbirinden ayırmaktadır. Bu nedenle failin tipikliğin veya neticenin gerçekleşmesini öngörüp öngörememesi dikkate alınarak bu ayrımın yapılması mümkün değildir. Dolayısıyla bu ayrım ancak tipikliğin veya neticenin kabullenilip kabullenilmediği, diğer bir ifadeyle isteme unsuru üzerinden yapılabilecektir. Olası kast halinde fail tipikliğin veya neticenin gerçekleşmesini kabullenirken veya göze alırken, bilinçli taksir halinde fail tipikliğin veya neticenin gerçekleşmesini kabullenmez, aksine onun gerçekleşmeyeceğine, her şeyin yolunda gideceğine güvenerek hareket eder. Buna göre, bilinçli taksirde, fail öngördüğü neticenin gerçekleşmemesini istemekte ve kendine güvendiğinden neticenin gerçekleşmeyeceğini düşünmektedir. Bu itibarla fail olası kast durumunda muhtemel gördüğü neticeyi göze alarak kabullenirken (olursa olsun derken), bilinçli taksir durumunda neticeyi öngörmesine ve neticenin gerçekleşmeyeceği konusunda kendisine güvenmesine (inşallah olmaz veya yok canım bir şey olmaz derken) rağmen, korkulan olmakta ve netice gerçekleşmektedir. Dolayısıyla, “fail her durumda neticeyi gerçekleştirirdi” diyebiliyorsak olası kast, “fail neticenin gerçekleşeceğini bilseydi fiili işlemezdi” diyebiliyorsak bilinçli taksir söz konusu olacaktır. Bu bağlamda, olası kastın, taksirin değil kastın bir türü olması ve olası kastta isteme unsurunun doğrudan kast kadar yoğun olmasa da “neticeyi kabullenme” şeklinde bulunmasının zorunluluğu karşısında, aralarında husumet ve öldürmesi için bir neden bulunmayan ve ölüm neticesinin kabullendiğine dair dosyada bir delil bulunmayan, aksine neticeyi bilmesi halinde silahı kullanmaktan vazgeçeceği kanımızca kesin olan sanığın, somut olayda öngördüğü ancak gerçekleşmeyeceğini düşündüğü netice nedeniyle bilinçli taksirle öldürme suçundan sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle, sadece olaydaki kusurunun ağırlığı ve neticenin öngörülebilirliği esas alınmak suretiyle söz konusu neticenin gerçekleşeceğini bilseydi dahi fiiline devam edeceği kabul edilerek, olası kastla öldürmeden sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.