İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2025/1857 Karar: 2025/5064 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2025/1857 K.2025/5064

1. Ceza Dairesi 2025/1857 E. , 2025/5064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1900 E., 2024/3220 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun reddi, temyiz başvurularının es

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2025/1857 E. , 2025/5064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1900 E., 2024/3220 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun reddi, temyiz başvurularının es

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2025/1857 E. , 2025/5064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/1900 E., 2024/3220 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun reddi, temyiz başvurularının esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ... müdafiinin, sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan verilen hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, sanıklar ... ve ... hakkında verilen diğer hükümlerin ise kesinleştiği anlaşılmakla, temyiz incelemesi sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hükümler ile sınırlı yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstinaf bozma ilamı üzerine verilen; Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.06.2024 tarihli ve 2022/231 Esas, 2024/216 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29/1, 62/1, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. b) Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.09.2024 tarihli ve 2024/1900 Esas, 2024/3220 Karar sayılı kararı ile; a) Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Kurum vekili ve sanık ... müdafiinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca yazım hataları ve tekerrüre esas alınan ilam düzeltilerek esastan reddine, b) Sanık ... hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan Kurum vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanık ...'ın indirimsiz üst sınırdan cezalandırılması gerektiğine, sanık ... hakkındaki beraat kararının hatalı olduğuna ilişkindir. 2. Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma koşullarının oluştuğuna, üst hadden haksız tahrik indiriminin uygulanması, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, suç aletinin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, isabet yeri, katılanda meydana gelen yaralanmanın ağırlığı hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanık ...'ın kastının öldürmeye yönelik olduğu, suç vasfının kasten öldürmeye teşebbüs olarak kabulü ile belirlenen yaptırımda isabetsizlik bulunmadığı, ilk haksız hareketin hangi taraftan kaynaklandığı tam olarak tespit edilemediğinden asgari oranda haksız tahrik indiriminin uygulanmasının isabetli olduğu, saldırı ile savunma arasında orantı bulunmadığından meşru savunma koşullarının oluşmadığı, takdiri indirimin Mahkemenin takdir yetkisi kapsamında, yasal, yerinde ve yeterli gerekçelerle uygulanmasına karar verildiği, sanık ...'ye yüklenen kasten öldürmeye teşebbüs suçundan mahkumiyetine yeterli, açık ve kesin delil bulunamadığı gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılındığından verilen beraat kararında isabetsizlik görülmediği anlaşıldığından, katılan Kurum vekili ve sanık ... müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A. Sanık ... müdafiinin, sanıklar ... ve ... hakkında verilen hükümlere yönelen temyiz istemi yönünden; Sanık ... müdafiinin, sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'e yönelik kasten yaralama suçundan verilen hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı, sanıklar ... ve ... hakkında verilen diğer hükümlerin ise kesinleştiği anlaşılmakla, sanık ... müdafiinin bu suçlara yönelen temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B. Sanıklar ... ve ... hakkında katılan ...'ye yönelik kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen hükümler yönünden; Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 27.09.2024 tarihli ve 2024/1900 Esas, 2024/3220 Karar sayılı kararında katılan Kurum vekili ve sanık ... müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden oy çokluğuyla, sanık ... hakkında verilen hüküm yönünden oy birliğiyle, TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Burhaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Yerleşmiş yargısal kararlar ve doktrinde yer alan baskın görüşlere göre, 5237 sayılı TCK’nun 29. maddesinde yer alan haksız tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için şu şartların birlikte gerçekleşmesi gereklidir: a) Tahriki oluşturan bir fiil bulunmalı, b) Bu fiil haksız olmalı, c) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı, d) Failin işlediği suç, bu ruhi durumun tepkisi olmalı, f) Haksız tahrik teşkil eden eylem, mağdurdan sadır olmalıdır. Uyuşmazlığa konu olayda, diğer şartların gerçekleştiği konusunda bir tereddüt bulunmaması nedeniyle, haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının belirlenmesi açısından, (f) bendinde yer alan haksız tahrik teşkil eden eylemin mağdurdan sadır olma şartının gerçekleşip gerçekleşmediği üzerinde durulmalıdır. Buna karşılık, hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlenen suçun, haksız fiili gerçekleştiren kişiye yönelik olması, diğer bir deyişle haksız tahrik teşkil eden fiilin mağdurdan kaynaklanması gerekmektedir. Haksız fiili gerçekleştirmemiş veya buna iştirak etmemiş ilgisiz üçüncü bir kişiye karşı suç işlendiğinde, haksız tahrik hükümlerinin uygulanma imkanı bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla, haksız tahrik oluşturan fiilin mağdur tarafından gerçekleştirilmesi ve hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında işlenen suçun da haksız fiili gerçekleştiren kişinin zararına işlenmiş olması gerekmekte olup, mağdurun yakını dahi olsa üçüncü bir kişi tarafından gerçekleştirilen haksız fiil, mağdura yönelik işlenen suç bakımından haksız tahriki oluşturmayacaktır. Bir kimsenin haksız tahrik sayılabilecek fiilinin etkisi altında kalan kişinin haksız eylemle ilgili bulunmayan üçüncü kişiye ya da devlete veya topluma karşı bir suç işlemesi hâlinde haksız tahrik hükümleri uygulanamayacaktır. Nitekim öğretide de; "Tepki fiilinin tahrik eden zararına işlenmesi gerekir. Tahriki oluşturan hareketle bir ilgisi olmayan 3. kişilere karşı işlenen suçlarda haksız tahrik hükmü uygulanamaz.. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 04.06.2013 gün ve 1571-278 sayılı kararında; "maktûl ile katılandan sanığa yönelen ve haksız tahrik teşkil eden herhangi bir söz ve davranışın bulunmaması karşısında, maktûl ve katılan tarafından yapılmış olan ve sanığı etkileyen haksız bir fiil sözkonusu olmadığından, somut olayda haksız tahrikin uygulanma şartlarının oluşmadığının kabulü gerekmektedir", 04.03.2008 gün ve 2-42 sayılı kararında; " . ...’dan kaynaklanan haksız hareketler nedeniyle ...’ın öldürülmesi olayında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması mümkün değildir. Haksız tahrik nedeniyle indirim yapılabilmesi için, haksız hareketin bizzat maktulden gelmesi ve bizzat sanığa ya da etkileneceği bir yakınına yönelmesi gereklidir", 06.06.1983 gün ve 43-275 sayılı kararında da, “Mağdur haksızdır. Ancak haksız tahrikin faile karşı işlenmiş olması şart değildir" şeklindeki açıklamalarla haksız tahriki oluşturan ve faili hiddet veya şiddetli elem etkisine sokan eylemin bizzat mağdurdan gelmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Olayda ... ve ... ailesinin fertlerinin çocuklarının kavga etmesi meselesi nedeniyle önce tartışmalarını müteakip tarafların karşılıklı birbirlerinin ikametlerine hedef gözeterek av tüfekleri ile ateş açtıklarının anlaşıldığı, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiği tam olarak tespit edilemediğinden şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereği sanık Sanık ... 'ın öldürmeye teşebbüs suçundan dolayı eylemini haksız tahrik altında işlediği ve haksız eylemin ağırlığına göre takdiren 1/4 oranında indirim yapılması gerektiği sonuç ve vicdani kanaati ile (Sanığın eylemini ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenemediği anlaşıldığından Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22/10/2002 tarih ve 2002/4-238 Esas 2002/367 sayılı kararı uyarınca ve bu karar ile uyumlu yerleşik yargıtay içtihatları gereği şüpheli kalan bu halin sanık lehine değerlendirilerek ) sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanarak 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesi uyarınca cezasından TCK'nın 29. maddesine göre tahriki oluşturan haksız eylemin ağırlığına göre takdiren 1/4 oranında indirim yapılmış ise de; Sanık ...'ın mağdur ...'na karşı silahla ateş etmediğini savunduğu gibi mağdur ...'nin kendisine veya yakınlarına yönelik herhangi bir haksız eylem de bulunduğuna ilişkin bir iddiasının da olmadığı, dosyadaki tüm beyanlardan dosyada sanık sıfatı bulunmayan katılan ...'nun herhangi bir şahsa karşı haksız bir eyleminden söz edilmediği, sanık ... hakkında haksız tahrik indirimi yapılabilmesi için katılan ...'nin sanık ...'a veya yakınlarına karşı herhangi bir haksız eyleminin söz konusu olması ve bu eylemin ne olduğunun da kararda açık bir şekilde belirtilmesi gerektiği halde herhangi bir haksız eylemi tespit edilemeyen katılan ...'ye yönelik olarak sanık ... hakkında haksız tahrik indirimi uygulanmasının dosya kapsamına Uygun olmadığı, bu itibarla sanık hakkındaki mahkumiyet hükmünün tahrik indirimi yapılmaması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmesi gerektiği görüşündeyim.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla