İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2025/2196 Karar: 2026/3611 Tarih: 2026

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2025/2196 K.2026/3611

1. Ceza Dairesi 2025/2196 E. , 2026/3611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2393 E., 2025/88 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ver

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2025/2196 E. , 2026/3611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2393 E., 2025/88 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ver

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2025/2196 E. , 2026/3611 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2024/2393 E., 2025/88 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 10.09.2024 tarihli ve 2024/162 Esas, 2024/427 Karar sayılı kararı ile, sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 62/1, 53/1, 58/6. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir. 2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.01.2025 tarihli ve 2024/2393 Esas, 2025/88 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, öldürme ya da yaralama kastı olmadığına, meşru savunma ve sınırının aşılması ile haksız tahrik hükümlerinin koşullarının oluştuğuna, beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Mahkeme tarafından 5237 sayılı Kanun'un 29/1. maddesi uyarınca haksız tahrik indirimi uygulanmamasında isabetsizlik görülmediğinden, Tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak olunmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, alınan raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, suç aletinin elverişliliği, hedef alınan vücut bölgesi, isabet yeri, maktulün yaralanmasının ağırlığı ile hayatını kaybetmesi hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kastının öldürmeye yönelik olduğu, suç vasfının kasten öldürme olarak kabulü ile belirlenen yaptırımda isabetsizlik olmadığı, saldırı ile savunma arasında orantı bulunmadığından meşru savunma ve sınırının aşılması koşullarının oluşmadığı, ilk haksız eylemin sanıktan geldiği, maktulden sanığa yönelen etki-tepki dengesini bozacak nitelikte haksız söz veya davranış bulunmadığı anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 09.01.2025 tarihli ve 2024/2393 Esas, 2025/88 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Hükmolunan ceza miktarı ve tutuklulukta geçirilen süre dikkate alınarak sanık müdafiinin tahliye talebinin REDDİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.05.2026 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y 27.06.2021 günü saat 13:10 sıralarında ... Mahallesi ... . Etap son kısmı dere kenarı boş arazide yer meselesi yüzünden ... ile ...'in arasında sözlü tartışma yaşandığı, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, şüpheli ...'ın cebinde bulunan bıçak ile göğüs bölgesinden yaralanan ...'in hastanede tedavisi yapılırken hayatını kaybettiği olayda; sanığın öldürme değil yaralama kastıyla hareket ettiği ve TCK m. 87/4 uyarınca cezalandırılması gerektiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. 5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen TCK’nın 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. veya 3. fıkraları kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için; a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci veya üçüncü fıkrasında düzenlenen şekilde yaralanmış olması, c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir. Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş veya bu sunucu kabullenmiş ise ölüm meydana gelmiş bu durumda kasten öldürmeden veya olası kastla öldürmeden sorumlu tutulacaktır. Buna göre 5237 sayılı TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen suçun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Dolayısıyla suçun vasıflandırılmasından önce çözülmesi gereken konu, failin kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ilişkindir. Sanığın iç dünyasını ilgilendiren fiili işlerken hangi kastla hareket ettiği, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda, 1. Maktul ve arkadaşları ile sanık arasındaki kavganın yer meselesinden kaynaklanması nedeniyle taraflar arasında öldürmeyi gerektirecek derecede bir husumet bulunmaması, 6. Sanığın bıçağı maktul ve arkaşları ile başlayan kavga sırasında ani gelişen bir kastla kullanması, 7. Sanığın maktulü tek bıçak darbesiyle yaralaması, 8. ... tehlikeye neden olan bıçak darbesinin kavga sırasında hedef gözetme imkanı olmayan bir durumda meydana gelmesi, 9. Sanığın bıçağı birden fazla saplamasına imkan olmasına rağmen, fiile kendiliğinden son vermesi,, Hususları dikkate alındığında, her ne kadar sanık maktulü hayatı tehlike bölgesinden yaralamış olsa da, sanığın öldürme kastıyla hareket etmiş olması halinde maktulün ... bölgelerine bıçağı birden fazla saplayabilecek durumda olmasına rağmen maktulü hedef gözetme imkanı olmayan kavga ortamında sadece tek bıçak darbesiyle yaralanmış olması karşısında, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip olduğu kasta bakılmaksızın sadece kullanılan aracın öldürmeye elverişli olması ve failin fiili işlerken bilme ve belirleme imkanı olmayan netice esas alınarak oluşturulan fiili bir karineyle, yaralama kastıyla hareket ettiği kabul edilmesi gereken sanığın fiilinin TCK’nın 87. maddesinin 4. fıkrası kapsamında değerlendirilmesi gerekirken, kasten adam öldürme olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla