İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2025/2426 Karar: 2025/6071 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2025/2426 K.2025/6071

1. Ceza Dairesi 2025/2426 E. , 2025/6071 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/207 E., 2024/305 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yargıtay bozması üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2025/2426 E. , 2025/6071 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/207 E., 2024/305 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yargıtay bozması üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2025/2426 E. , 2025/6071 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/207 E., 2024/305 K. SUÇ : Kasten öldürme HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükmün onanması Yargıtay bozması üzerine İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1 ve 307/3. maddeleri uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1 maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1 maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.12.2021 tarihli ve 2020/137 Esas, 2021/664 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükmünün Cumhuriyet savcısı (aleyhe) ve sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 11.05.2023 tarihli ve 2022/105 Esas, 2023/655 Karar sayılı kararı istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 2.Hükmün sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısı(aleyhe) tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 08.05.2024 tarihli ve 2023/7120 Esas, 2023/3263 Karar sayılı kararı ile özetle "sanığın eylemini doğrudan kastla gerçekleştirdiğinin gözetilmemesi ve yargılama giderlerinde hesap hatası yapılması" nedenleriyle bozulmasına, dosyanın 5271 sayılı Kanun'un 304/2-a maddesi gereği ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 3.Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.12.2024 tarihli ve 2024/207 Esas, 2024/305 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten öldürme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 62/1, 53/1. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilerek dava dosyası, 5271 sayılı Kanun'un 307/3. maddesi gereği doğrudan temyiz merciine gönderilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma ya da haksız hükümlerinin uygulanması gerektiğine, sanığın korku altında suçu işlediğine, eylemin neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu oluşturduğundan bahisle suç vasfına ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, meşru savunma ya da haksız tahrik hükümlerinin uygulanma olanağı bulunmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.12.2024 tarihli ve 2024/207 Esas, 2024/305 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca Tekirdağ 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.09.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanığın tek başına kalmakta olduğu bağ evinde gece karanlığında gelen torununu öldürdüğü olayda, sanığın TCK m. 30/3’de düzenlenen, ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerden olan “hukuka uygunluk nedenlerinden olan meşru savunma koşullarının varlığı” hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü kabul edilemeyeceğinden, sanık hakkında kasten öldürme suçundan verilen mahkumiyet kararı yönünden bir ihtilaf bulunmamakla birlikte, söz konusu olay sırasında sanığın mefruz haksız tahrik altında olduğu kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Objektif olarak bulunmayan yanılarak ya da yanıltılarak var sandığı bir eylemin doğurduğu hiddet veya şiddeti eylemin etkisi altında kişi pekâlâ suç işleyebilir. Böyle bir durumun varlığı halinde “mefruz tahrik” konusu gündeme gelecektir. Zira TCK m. 30/3’de “ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin bu hatasından yararlanacağı düzenlenmiştir. Buna göre üçüncü fıkrada, ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait şartların gerçekleştiği konusunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişinin, bu hatasından yararlanacağı hüküm altına alınmış olup fıkrada hem hukuka uygunluk sebebinin maddi şartlarında hata hem de kusurluluğu etkileyen hâllerle ilgili hata düzenlenmiştir. Hata (yanılma); genel olarak kişinin tasavvuru ve zihninden geçirdikleri ile gerçeğin birbirine uymaması anlamına gelen bir kavramdır. Hata kural olarak iradenin oluşum sürecine etki eder ve gerçeğin yanlış biçimde tasavvuru veya bilinmesi nedeniyle irade bozulmuş olarak doğar. Failin tasavvurunun konusu, dış dünyaya ait bir şeye ilişkin olabileceği gibi normatif dünyaya (kurallar alanına) dair de olabilir. Dış dünyayla ilgili şeyin olduğundan farklı bir biçimde algılanması hâlinde unsur yanılgısından (tipiklik hatası), normatif dünyaya ait gerçekliğin farklı biçimde değerlendirilmesi hâlinde ise yasak hatasından bahsedilir. Kısaca unsur hatası, bir algılama hatası olduğu hâlde; yasak hatası, bir değerlendirme hatasıdır. Somut olayda söz konusu nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanabilecektir. Ancak, failin bu fıkra hükmünden yararlanabilmesi için bulunduğu durum itibarıyla hatasının kaçınılmaz olması gerekmektedir. Hataya düşmenin kaçınılmaz olmasını, kusursuz olmak şeklinde anlamak gerekir. Bunun için fail, fiili işlediği sırada ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların gerçekleştiği hususundaki hatası nedeniyle kınanamamalı, dikkatsiz ve özensiz davranmış olmamalıdır. Diğer bir ifadeyle, kaçınılmazlık hali takdir edilirken, failin gereken dikkat ve özeni göstermesi durumunda bu hataya düşüp düşmeyeceği belirlenerek uygulama yapılmalıdır. Failin gereken dikkat ve özeni göstermesi yönünden yapılan bir değerlendirme de ise hatanın kaçınılmaz olup olmadığı objektif koşullara göre değil, failin yaşı, fiziki ve ruhsal durumu, eğitimi, tecrübesi, sosyal yaşam içindeki konumu ve somut olaydaki durumu dikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde, tanık beyanları da dikkate alındığında sanık ile mağdurun yakın akrabalık ilişkisi yanında birbirlerini çok sevdikleri ve birlikte zaman geçirdikleri anlaşılmaktadır. Olaydan sonraki sanığın pişmanlığı da dikkate alındığında sanığın dünya üzerinde en son öldürebileceği kişilerden birini öldürdüğü kabul edilmelidir. Söz konusu olayın gerçekleşme nedeni bağ evinin ıssız bir yerde olması, bağ evinde ışık olmaması, mağdurun gece vakti gelmesi nedeniyle sanığın mağduru tanıyamaması ve sanıkta ciddi bir işitme kaybının mevcut olmasıdır. Ayrıca bağ evinin bulunduğu yer itibarıyla sanığın zaten tedirgin olduğu, bu nedenle sürekli yanında silah bulundurduğu anlaşılmaktadır. Sanık uykusundan kalktıktan sonra bağ evinin dışına çıkmış, bu sırada evin yakına gelen mağdurun elindeki feneri yüzüne tutması nedeniyle kendi ifadesiyle ürkmüş ve panikleyerek ışığı tutan kişiye karşı çok sayıda ateş etmiştir. Sanığın yaşı, duyma duyusunun zayıflığı, gece vakti olması nedeniyle sanığın tedirginliği, İstanbul’a gittiği düşüncesiyle mağdurun gelmeyeceğini düşünmesi ve birden yüzüne ışık tutulması hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanığın kaçınılmaz şekilde haksız bir saldırıyla karşı karşıya olduğu tasavvuru altında fiili işlediği kanaatiyle sayın çoğunluğun kararına iştirak edilmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla