Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/3145 E. , 2025/4742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/139 E., 2023/283 K. SUÇLAR : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, görevi yaptırmamak için direnme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yar
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/3145 E. , 2025/4742 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2020/139 E., 2023/283 K. SUÇLAR : Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama, görevi yaptırmamak için direnme İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Çermik Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2020/139 Esas, 2023/283 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında; 1. Neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 86/1, 86/3-c, 87/3, 62, 53. maddeleri gereğince hükmolunan 1 yıl 4 ay 7 gün hapis cezasının 5237 sayılı Kanun'un 51. maddesi gereğince ertelenmesine, 1 yıl 4 ay 7 gün denetim süresi belirlenmesine, 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesi gereğince hak yoksunluklarına, 2. Görevi yaptırmamak için direnme suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 265/1, 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 5 ay hapis cezasının, aynı Kanun'un 50/1-a maddesi uyarınca adlî para cezasına çevrilerek sanığın 3.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin, istinaf edilmeksizin 06.04.2024 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 05.05.2025 tarihli ve 2024/21343 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2025 tarihli ve KYB-2025/57727 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 12.05.2025 tarihli ve KYB-2025/57727 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "1) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesinde yer alan 'Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir.' şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan 'Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.' şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçundan dolayı birleşen Çermik Asliye Ceza Mahkemesinin 16.01.2023 tarihli ve 2023/7 esas, 2023/23 sayılı dosyası yönünden sanığın savunması alınmadan mahkûmiyet hükmü kurulamayacağı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde, 2) Sanığın adli sicil kaydının bulunmamasına rağmen, müşteki ...'ın adli sicil kaydı dosya arasına alınarak 'Sanığın mevcut adli sicil kaydına göre hakkında daha önce hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve denetim süresi içinde bu suçu işlediği' şeklindeki yerinde olmayan gerekçeyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Sanık hazır olmaksızın duruşma yapılamayacağı kuralını düzenleyen 5271 sayılı Kanun'un “Sanığın duruşmada hazır bulunmaması” başlıklı 193/1. maddesi; “Kanunun ayrık tuttuğu hâller saklı kalmak üzere, hazır bulunmayan sanık hakkında duruşma yapılmaz. Gelmemesinin geçerli nedeni olmayan sanığın zorla getirilmesine karar verilir.” hükmünü amirdir. Bu kuralın istisnaları da aynı maddenin ikinci fıkrasında; "(Değişik: 28/3/2023-7445/20 md.) Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." 194/2. maddesinde; “Sanık savuşur veya ara vermeyi izleyen oturuma gelmezse, önceden sorguya çekilmiş ve artık hazır bulunmasına mahkemece gerek görülmezse, dava yokluğunda bitirilebilir.”, 195/1. maddesinde; “Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır.”, 200/1. maddesinde; “Sanığın yüzüne karşı suç ortaklarından birinin veya bir tanığın gerçeği söylemeyeceğinden endişe edilirse, mahkeme, sorgu ve dinleme sırasında o sanığın mahkeme salonundan çıkarılmasına karar verebilir.”, 204/1. maddesinde; “Davranışları nedeniyle, hazır bulunmasının duruşmanın düzenli olarak yürütülmesini tehlikeye sokacağı anlaşıldığında sanık, duruşma salonundan çıkarılır. Mahkeme, sanığın duruşmada hazır bulunmasını dosyanın durumuna göre savunması bakımından zorunlu görmezse, oturumu yokluğunda sürdürür ve bitirir. Ancak, sanığın müdafii yoksa, mahkeme barodan bir müdafi görevlendirilmesini ister. Oturuma yeniden alınmasına karar verilen sanığa, yokluğunda yapılan işlemler açıklanır.”, 252/2. maddesinde; "İtiraz üzerine hükmü veren mahkemece duruşma açılır ve genel hükümlere göre yargılamaya devam olunur. Taraflar gelmese bile duruşma yapılır ve yokluklarında 223. madde uyarınca hüküm verilebilir. Taraflara gönderilecek davetiyede bu husus yazılır..." şeklinde gösterilmiştir. 2. Sanığın duruşmada hazır bulunabilmesi, sanık üzerinde bir yükümlülükle birlikte hak olup bu hak adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Tarafı olduğumuz ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın (Anayasa) 90. maddesinin son fıkrasına göre onaylamakla iç hukuk mevzuatına dâhil edilen Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” başlıklı 6/3-c maddesinde, sanığın en azından kendi kendini savunma hakkı bulunduğu belirtilmekle, mahkeme huzurunda doğrudan savunmasını yapabilmesi için duruşmada hazır bulunma hakkının varlığı da zımnen kabul edilmiştir. 3. Bu kapsamda dava dosyasının değerlendirilmesinde; (1) numaralı paragrafta gösterilen istisnai durumlar oluşmadığı hâlde kovuşturma aşamasında yurtdışı istinabe talebi üzerine "savunmasının alınması için usuli işlemlerin yapıldığı sanığın polis merkezine giderek ifade vermek istemediğini beyan ettiği" şeklindeki gerekçe ile yurtdışında bulunan hükümlünün 5271 sayılı Kanun'un 147. maddesi gereği hakları hatırlatılıp savunması alınmadan hakkında mahkûmiyet kararı verilmesi suretiyle AİHS'in "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesine ve 5271 sayılı Kanun'un 193. maddesine aykırı davranılarak savunma hakkının kısıtlanması, Kanun’a aykırı olup (1) numaralı kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. 4. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde düzenlenen Hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanabilmesi için, a) Sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde, hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis veya adlî para cezasından ibaret olması, b) Suçun 5271 sayılı Kanun'un 231/14. maddesinde yazılı suçlardan olmaması, c) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması, d) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması, e) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi, f) Sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına itirazının bulunmamasına (karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan düzenleme gereği) ilişkin koşulların birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir. Ayrıca, mezkûr maddenin sekizinci fıkrasında "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur. (Ek cümle: 18/06/2014-6545 S.K./72. md) Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” şeklinde düzenlenme yer almaktadır. 5. Bu açıklamalar ışığında inceleme konusu dava dosyasının değerlendirilmesinde; Mahkemece hükümlünün cezalandırılmasına ve hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verildiği anlaşılmakla, hükümlünün adlî sicil kaydının incelenmesinde sabıka kaydı bulunmadığından sabıka durumunun hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine engel teşkil etmediği hâlde şikâyetçinin adlî sicil kaydına dayanılarak diğer koşullar değerlendirilmeden, hükümlü hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar bulunduğu gerekçesiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi, Kanun’a aykırı olup (2) numaralı kanun yararına bozma talebi de yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Çermik Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2023 tarihli ve 2020/139 Esas, 2023/283 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309/4. maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.06.2025 tarihinde karar verildi.