İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2025/4211 Karar: 2025/9752 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2025/4211 K.2025/9752

1. Ceza Dairesi 2025/4211 E. , 2025/9752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/624 E. 2025/50 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması 1.Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün 5271 sayılı

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2025/4211 E. , 2025/9752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/624 E. 2025/50 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması 1.Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün 5271 sayılı

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2025/4211 E. , 2025/9752 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2024/624 E. 2025/50 K. SUÇ : Kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanması 1.Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı, aynı Kanun'un 307/3. maddesi gereğince bozma üzerine verilen kararın Yargıtay tarafından incelenmesi gerektiği yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 2.Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299/1. maddesi gereği reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 06.12.2021 tarihli ve 2021/49 Esas, 2021/363 Karar sayılı kararı ile kurulan hükme yönelik sanık müdafilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) bendi uyarınca eleştirilerek esastan reddine ilişkin kararın sanık müdafileri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 23.10.2024 tarihli ve 2023/1314 Esas, 2024/6880 Karar sayılı ilâmı ile "sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 39. maddesinin uygulanması"gerektiği nedeniyle bozulmasına ve dava dosyasının 5271 sayılı Kanun’un 304/2-(a) bendi uyarınca İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. 2. İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2025 tarihli ve 2024/624 Esas, 2025/50 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 39/2-c delaletiyle 39/1, 62, 53. maddeleri uyarınca 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık ve müdafiilerinin temyiz sebepleri özetle; eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine, sanığın atılı suçu işlemediğinden bahisle beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir. III.GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, adil yargılanma hakkının ihlal edilmediği, Yargıtay bozma ilamının içeriği karşısında sanığın yardım eden olarak suça iştirak ettiğinin saptandığı, sanık hakkında kurulan hükümde isabetsizlik olmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, sanığın eylemi ile orantılı şekilde ceza tayin edildiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.02.2025 tarihli ve 2024/624 Esas, 2025/50 Karar sayılı kararında sanık ve müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi uyarınca İzmir 19. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.12.2025 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanıklar ile mağdur arasında suç tarihinden önce ortak işlettikleri kafenin sosyal medya hesaplarının devri konusunda anlaşmazlık bulunduğu, olay günü sanıkların araç ile kafenin bulunduğu yere geldikleri, tanık ... ve mağdur ile birlikte kafe dışına çıkarak konuşmaya başladıkları, konuşmanın kavgaya dönüştüğü, kavga ortamında sanık ...'in yanında taşıdığı bıçak ile mağdur ...'ın batın ve göğüs bölgesine birden fazla kez vurarak yaşamını tehlikeye sokacak ve iç organ yaralanmasına neden olacak şekilde bıçakladığı olayda, sanık ...’ın sanık ...’in fiiline yardım niteliğinde bir katkısı olmadığı kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup, TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiili gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır. Şerikliğin bir şekli de yardım etmedir. Bir suçun işlenişine yardım niteliğindeki fiillerle katılanlar, bu iştirakleri nedeniyle yardım eden olarak sorumlu tutulacaklardır. Yardım eden, hareketleriyle failin suç tipini gerçekleştirmesini teşvik etmekte ve kolaylaştırmaktadır. Faillik ve azmettirme olarak nitelendirilmeyen her türlü katkı, yardım etme kapsamında değerlendirilebilir. Yardım etme, yardım edenin suç tipinin icrası üzerinde bizzat hâkimiyet kurmaması yönüyle faillikten ayrılmaktadır. Bu şeriklik türünün ilk şartını, yardım niteliğindeki hareketlerin gerçekleştirilmesi oluşturmaktadır. Suç tipinin gerçekleştirilmesini mümkün kılan, kolaylaştıran, yoğunlaştıran veya garantileyen fiiller yardım niteliğindeki katkıyı belirtir. Kanun koyucu yardım şekillerini, TCK'nın 39. maddesinin 2. fıkrasında göstermiştir. Bir suçun işlenişine gerçekleştirilebilecek maddi yardımlar; "suçun işlenmesinde kullanılan araçları sağlamak" ve "suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak"tan ibarettir. Manevi yardım şekilleri ise; "suç işlemeye teşvik etmek" ve "suç işleme kararını kuvvetlendirmek", "fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek" ve "suçun nasıl işleneceği hususunda yol göstermek"ten oluşmaktadır. Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak, yardımın maddi şeklini oluşturmaktadır. Suçun işlenmesini kolaylaştıran ancak niteliği itibarıyla müşterek failliği oluşturmayan her türlü katkı bu kapsamda değerlendirilmelidir. Bir suçun işlenişine, yukarıda ifade edilen nitelikteki farklı şekillerde yardım mahiyetindeki hareketlerle katılmak mümkündür. Asıl fail tarafından kasten ve hukuka aykırı bir şekilde işlenen ve en azından teşebbüs aşamasına varmış bir fiilin varlığı yardım edenin sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir. Yardımda bulunmanın kasten gerçekleştirilmesi yardım eden olarak bir suça katılımın diğer şartını oluşturmaktadır. Yani kişinin suçun işlenişine yardım eden olarak katılmaktan dolayı cezalandırılabilmesi kasten hareket etmesine bağlıdır. Sorumluluğun doğumu bakımından, şerikliğin diğer türü olan azmettirmedeki gibi olası kast yeterlidir. İştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için belli bir suçun gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesinin yanı sıra kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesi de gereklidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.02.2020 tarihli ve 145 - 116 sayılı kararında belirtildiği üzere; bir suçta iştirakin varlığını kabul edebilmek için iştirak iradesi, birden fazla suça katılan tarafından yapılan birden fazla hareketin bulunması, suçun icra hareketlerine başlanmış olması ve illiyet bağının varlığı gereklidir. İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bağdır. İştirak iradesinin varlığı için belli bir suçun gerçekleştirileceğinin bilinmesi ve istenmesinin yanında, suça katılanın da kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesinin de olması gerekir. İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez. Dolayısıyla yardım eden konumundaki şeriğin, asıl fail tarafından işlenen fiile TCK'nın 39. maddesinde yazılı maddi veya manevi surette katkı sağladığı açık olan bir söylemi veya eylemi bulunması hâlinde cezalandırılabilecektir. Ancak şeriğin en geç asıl failin suçu işlediği (ve bu andan sonrasına ilişkin vaadi de dâhil olmak üzere) ana kadar sergileyebileceği 'katkı' mahiyetindeki bu davranışların; TCK'nın 40. maddesi uyarınca asıl failin eylemi ile bağlantısının kurulabilmesi ve cezalandırılabilmesi için 'nedensellik bağı'nın bulunması gerekmektedir. Asıl failin eylemine nedensellik içeren katkıyla kastedilen; şeriğin asıl failin suça konu eylemine yaptığı katkı nedeniyle, suçun asıl fail tarafından aynı şekilde, aynı sürede, daha kolay, zahmetsiz veya akim kalmayacağı garantisiyle daha rahat işlenebilmesi sonucunun doğması; şeriğin iştirake konu davranışı olmasaydı da netice aynı şekilde ve aynı zamanda, aynı şartlarda gerçekleşemezdi denilebilmesi; başka bir anlatımla yardım eden şeriğin eyleminin asıl failin eylemine doğrudan veya dolaylı bir şekilde fayda sağlamasıdır. Ayrıca, yardım eden konumundaki şeriğin iştirake konu olan eyleminin, kendisinden kaynaklı icrai veya ihmali bir hareket olması, ayrıca bu hareketi asıl failin suça konu eylemine katkı oluşturduğunu bilerek gerçekleştirmesi (iştirak iradesi) de gerekir. Kişinin, failin bir suç işleyeceğini bilmesi ve olay anında yanında bulunması, iştirak iradesine katıldığı anlamına da gelmez. Bu bağlamda, her ne kadar sanık ...’ın “sanık .... yanında yer almak suretiyle suçun işlenmesini” kolaylaştırdığı gerekçesiyle yardım eden olarak sorumlu tutulmuş ise de, olay sırasında olay yerinde olan tanıklar ... ve ... 'nin alınan beyanlarında sanık ...'in elinde bıçak gördüklerini beyan etmeleri, sanık ...'ın da elinde bıçak bulunduğundan ve mağdura bıçakla vurduğundan bahsetmemeleri, sanık ...'ın sanık ... ile mağdura karşı kasten öldürmeye teşebbüs suçunu işlemek hususunda yardımda bulunacağına ilişkin bir anlaşmanın varlığına dair her hangi bir delil bulunmaması, tarafların karşılıklı kavga ettiği sırada sanık ...'in ani bir kastla yanında taşıdığı bıçakla vurarak mağduru yaralaması ve sanık ...’ın suçun işlenmesi sırasında olay yerinde bulunmak şeklindeki fiilinin asıl failin eylemine nedensellik oluşturan bir katkısının bulunmaması karşısında, sanık ...’ın sanık ...’in bıçakla öldürmeye teşebbüs edeceğini bildiğinin ve bu fiile katkı sağlayacak bir davranışta bulunduğunun her türlü şüpheden uzak şekilde ispatlanamadığı kanaatiyle sanık ...’ın sanık ...’in fiiline yardım eden sıfatıyla katıldığına karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla