İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2025/474 Karar: 2025/3988 Tarih: 2025

Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2025/474 K.2025/3988

1. Ceza Dairesi 2025/474 E. , 2025/3988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/329 müteferrik sayılı İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yarar

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2025/474 E. , 2025/3988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/329 müteferrik sayılı İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yarar

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2025/474 E. , 2025/3988 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/329 müteferrik sayılı İNCELEME KONUSU KARAR : İtirazın reddine KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Terör örgütüne üye olmak suçundan İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan ...'ın, sevke, nakle veya bunlarla ilgili alınacak olan tedbirlere karşı çıkmak eylemi nedeniyle 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 43/2-c ve 48/2 maddeleri uyarınca 3 gün süre ile hücre hapsi cezası ile cezalandırılmasına dair anılan Ceza İnfaz Kurumu Disiplin Kurulu Başkanlığının 23.02.2010 tarihli ve 2010/50 sayılı kararına karşı yapılan şikayetin reddine ilişkin İzmir 1. İnfaz Hakimliğinin 12.03.2010 tarihli ve 2010/84 Esas, 2010/84 Karar sayılı kararına yönelik itirazın reddine dair merci İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 24.03.2010 tarihli ve 2010/329 müteferrik sayılı kararı ile ilgili olarak; Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 20.01.2025 tarihli ve 94660652-105-35-28548-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve 2025/11194 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü; I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 05.02.2025 tarihli ve 2025/11194 sayılı kanun yararına bozma isteminin; "Hükümlü ...'ın hastaneye yapılan sevki sırasında ring aracı içerisinde güvenlik tedbiri amacıyla bulunan kameranın görüş sahasını kapatma eylemi tarihinin 25.01.2010 olduğu nazara alındığında, 15.04.2020 tarihli ve 31100 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 27. maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki hali ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Disiplin soruşturması” başlıklı 47. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, “Hükümlülerin diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemlerinin öğrenilmesinden itibaren derhal ve en geç iki gün içinde kurum en üst amirince atanan bir görevli tarafından soruşturmaya başlanır.” şeklindeki, aynı maddenin 3. fıkrasında yer alan, “Soruşturma en geç yedi gün içerisinde tamamlanır ve düzenlenen rapor ve ekleri disiplin kuruluna sunulur. Soruşturma süresi eylemin ve soruşturmanın niteliğine göre infaz hâkiminin yazılı onayı ile yedi güne kadar uzatılabilir.” şeklindeki ve yine aynı maddenin 5. fıkrasında yer alan, “Disiplin cezaları disiplin kurulunca evrak üzerinden görüşülerek en geç üç gün içinde karara bağlanır.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında, Hükümlü hakkındaki disiplin soruşturmasına konu olayın 05.02.2010 tarihinde öğrenildiği, öğrenmeden on gün sonra 15.02.2010 tarihli yazı ile muhakkik tayin edildiği, soruşturma raporu ve eklerinin anılan Kanun’un 47/3. maddesinde yer alan 7 günlük süre içinde 22.02.2010 tarihinde disiplin kuruluna sunulduğu, 23.02.2010 tarihinde ise disiplin kurulu tarafından ceza verildiği, öğrenme tarihinden itibaren iki gün içerisinde soruşturmaya başlanılmadığı, geç muhakkik tayin edilerek disiplin soruşturmasının süresinde tamamlanmadığı, soruşturmanın süreler yönünden usûl ve yasaya aykırı sonuçlandırıldığı gözetilmeden, itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. Karar tarihinden sonra 14.04.2020 tarihinde kabul edilen 15.04.2020 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un Disiplin soruşturması başlıklı 47 nci maddesinde değişiklik yapılmış ve yine 7242 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 37 nci maddesinde yapılan değişikliğe göre, hükümlünün duruşma, sağlık, eğitim ve çalışma gibi nedenlerle geçici olarak kurum dışında bulunduğu yerlerin de bu fıkranın uygulanması bakımından kurum olarak kabul edilmesi gerekmekte ise de; kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır. 2. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309 uncu maddesinin, (1), (2) ve (3) üncü fıkraları; (1) Hâkim veya mahkeme tarafından verilen ve istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar veya hükümde hukuka aykırılık bulunduğunu öğrenen Adalet Bakanlığı, o karar veya hükmün Yargıtayca bozulması istemini, yasal nedenlerini belirterek Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına yazılı olarak bildirir. (2) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı, bu nedenleri aynen yazarak karar veya hükmün bozulması istemini içeren yazısını Yargıtayın ilgili ceza dairesine verir. (3) Yargıtayın ceza dairesi ileri sürülen nedenleri yerinde görürse, karar veya hükmü kanun yararına bozar. 3. 7242 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi ile değişiklik öncesi 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un "Disiplin Soruşturması" başlıklı 47 nci maddesinin ikinci fıkrası; “(2) Hükümlülerin diğer disiplin cezalarını gerektiren eylemlerinin öğrenilmesinden itibaren derhâl ve en iki gün içinde kurum en üst amirince atanan bir görevli tarafından soruşturmaya başlanır.” Şeklinde düzenlenmiştir. 4. 7242 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik öncesi düzenlemeye göre 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 37 nci maddesinin birinci fıkrasında "hükümlü hakkında kurumda, düzenli bir yaşam sürmesi, güvenliğin vc disiplinin sağlanması bakımından kanun, tüzük, yönetmelikler ile idarenin uyulması emrettiği veya gerekli kıldığı davranış ve tutumları, kusurlu olarak ihlal ettiğinde eylemin niteliği ile ağırlık derecesine göre kanunda öngörülen disiplin cezaları uygulanır” denilmekte olup, madde de açıkça kurumda ibaresi kullanıldığı için hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumu dışında duruşmaya götürülürken, tedavi veya muayene için hastaneye götürülürken veya hastane de tedavi olunurken veya ceza infaz kurumları arasında nakilleri sırasında işledikleri eylemlere disiplin cezası verilemeyeceği anlaşılmaktadır. 5. Ceza infaz kurumu dışındaki eylemlerin ceza infaz kurumunda disiplin ve düzeni bozduğu kabul edilerek disiplin cezası verilmesi mümkün değil ise de ceza infaz kurumu dışında hükümlü yada tutukluların gerçekleştirdiği eylemler suç teşkil ediyor ve adli soruşturmayı gerektiriyorsa, adli soruşturma yapılmasına engel bir durum bulunmamaktadır. 6. Bu açıklamalara göre somut olay değerlendirildiğinde; hükümlü hakkında 25.01.2010 tarihinde Ceza İnfaz kurumundan alınarak hastaneye sevk edildiği sırada ring aracının kamerasını kapatarak görüntü alınmasına engel olma eylemi nedeniyle, 15.02.2010 tarihinde disiplin soruşturması başlatıldığı ve yapılan disiplin soruşturması sonucunda da hükümlü hakkında disiplin cezası verildiği anlaşılmaktadır. 7. 5275 sayılı Kanun’un 37 nci maddesinin birinci fıkrasında disiplin cezalarının amacının kurumda düzenli bir yaşamın sürdürülmesi, güvenliğin ve disiplinin sağlanması olduğunun bildirildiği, eylemlerin gerçekleştirildiği tarih itibariyle eylemlerin gerçekleştirildiği ring aracının ceza infaz kurumu niteliğinde olmadığı, bu durumda hükümlü hakkında belirtilen kanun maddeleri uyarınca disiplin cezası verilemeyeceği gibi hükümlünün disiplin cezasına konu eyleminden haberdar olunmasına rağmen disiplin soruşturmasına 5275 sayılı Kanun’un 47 nci maddesinde öngörülen emredici ve hak düşürücü süre olan en geç iki gün içerisinde başlanması gerektiği halde iki günlük süre geçtikten sonra 15.02.2010 tarihinde muhakkik tayini yapılarak soruşturmaya başlandığı anlaşılmakla, verilen disiplin cezasının hukuka aykırı olması nedeniyle, yapılan itirazın bu sebeple kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanuna’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi açıklanan nedenlerle yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 24.03.2010 tarihli ve 2010/329 müteferrik sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 16.05.2025 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla