Karar Özeti
1. Ceza Dairesi 2025/8392 E. , 2026/1064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/2424 E., 2025/2898 K. SUÇ : Kasten öldürme teşebbüs HÜKÜM: İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ... müdaf
Karar Detayı
1. Ceza Dairesi 2025/8392 E. , 2026/1064 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Ceza Dairesi SAYISI: 2025/2424 E., 2025/2898 K. SUÇ : Kasten öldürme teşebbüs HÜKÜM: İstinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İncelenmeksizin iade, temyiz başvurusunun esastan reddi ile hükümlerin onanması Sanık ... müdafiinin temyiz istemi yönünden; sanık müdafiinin temyiz istemini kanunî süresi içinde öne sürdükten sonra, sanığın 24.11.2025 tarihli ve sanık müdafiinin 07.01.2026 tarihli dilekçeleriyle temyiz isteminden feragat ettiklerini bildirdiği tespit edilmiştir. Sanıklar hakkında kasten öldürme teşebbüs suçundan verilen beraat ve mahkumiyet hükümlerine yönelik katılan vekilinin temyiz istemi yönünden yapılan incelemede; İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.07.2025 tarihli ve 2025/112 Esas, 2025/326 Karar sayılı kararı ile; a.Sanık ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 81/1, 35/2, 29/1, 58... . maddeleri uyarınca 9 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, b.Sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan, 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatlerine karar verilmiştir. 2. Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 07.10.2025 tarihli ve 2025/2424 Esas, 2025/2898 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlere yönelik katılan vekili ile sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının müsadere ve vekalet ücreti yönünden 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılan vekilinin temyiz sebepleri özetle; sanıklar ... ve ... hakkında beraat kararı vermesinin hukuka aykırı olduğuna, tasarlamanın bulunduğuna, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, eksik incelemeye ve eksik ceza tayin edildiğine ilişkindir. III. GEREKÇE Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükümlere esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, dosya tekemmül ettirilerek karar verildiğinden eksik incelemenin bulunmadığı, eylemin sanık ... tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, hükümlere esas alınan adli raporların yeterli olduğu, tasarlamanın koşullarının bulunmadığı, eyleme uyan suç vasfının ve ceza yaptırımının doğru biçimde belirlendiği, ilk haksız eylemin kim tarafından gerçekleştirildiğinin tespit edilememesi karşısında, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.10.2002 tarihli ve 2002/4-238 Esas, 2002/367 Karar sayılı kararı uyarınca ve bu kararla uyumlu Ceza Dairelerinin yerleşmiş ve süreklilik gösteren kararlarında kabul edildiği üzere, sanık lehine 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin asgari seviyede uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanıklar ... ve ... hakkında kasten öldürmeye teşebbüs suçundan verilen beraat kararlarında isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümlerde hukuka aykırılık bulunmamıştır. IV. KARAR A. Sanık ... Müdafiinin Temyiz İstemi Yönünden Sanık müdafiinin kanunî süresi içinde öne sürdüğü temyiz isteğinden sonra sanığın 24.11.2025 tarihli ve sanık müdafiinin 07.01.2026 tarihli dilekçeleriyle ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği ve temyiz davasının istek şartına bağlı olduğu anlaşılmakla, 5271 sayılı Kanun’un 266/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun'un 298. maddesi gereği sanık ... müdafiinin temyiz isteminin, oy birliğiyle REDDİNE, B.Sanık ... Hakkında Katılana Yönelik Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Verilen Mahkumiyet Hükmü ile Sanıklar ... ve ... Hakkında Katılana Yönelik Kasten Öldürmeye Teşebbüs Suçundan Verilen Beraat Hükümleri Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 07.10.2025 tarihli ve 2025/2424 Esas, 2025/2898 Karar sayılı kararında katılan vekilince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, sanık ... yönünden oy çokluğuyla, sanıklar ... ve ... yönünden oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sanıklar ve katılanın aynı köyde yaşadıkları, aileler arasında arazi anlaşmazlığı nedeniyle önceye dayalı husumet bulunduğu, suç tarihinde sanıklardan ... ile katılanın otlak yerinde karşılaştıkları, aralarındaki tartışma sırasında sanığın tabanca ile katılana 6-7 el ateş ettiği, 4 mermilnin katılanın vücuduna isabet ettiği, katılanın BTM ile giderilemez, yaşamını tehlikeye sokacak, hayati fonksiyonlarını 6. Derecede etkileyecek nitelikte kemik kırığı olacak ve duyu organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına neden olacak şekilde yaralandığı olayda sanığın öldürme değil yaralama kastıyla hareket ettiği kanaatiyle bu karşı oy yazısı yazılmıştır. 5237 sayılı TCK’nın 21/1. maddesine göre, suçun kanuni tanımındaki unsurlarının bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. İlkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan ve süregelen kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü, yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde; fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi, yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir. Bu bağlamda; 1. Sanık ile katılan arasında husumet bulunsa da, söz konusu husumetin öldürmeyi gerektirecek derecede olmaması, 2. Sanığın yakın bölgeden katılanın elinden ve ayaklarından yaralamış olması, 3. Sanığın yakın mesafeden ateş etmesine rağmen, katılanın hayati bölgelerini hedef almaması, 4. Bir engelle karşılaşmayan sanığın eylemini kendisinin sonlandırması, Hususları dikkate alındığında, yakın bir mesafeden ateş etmesi nedeniyle istemesi halinde katılanın vücudunun hayati bölgelerinden vurabilecek olan sanığın, ısrarla maktülün bacak bölgesini hedef alması karşısında, sanığın maktulün hayati bölgelerine atış imkanı olmasına rağmen ısrarla bacak bölgesine atışa devem etmesi sadece sanığın yaralama kastındaki yoğunluğun delili olarak değerlendirilebileceğinden, sanığın dış dünyaya yansıyan davranışlarına göre suçu işlerken sahip oldukları kasta bakılmaksızın sadece fiilin öldürmeye elverişli olduğu ve verdiği zarar nazara alınarak ve bundan fiili bir karine oluşturularak, yaralama kastıyla hareket ettiği hususunda şüphe bulunmayan sanığın fiilinin, adam öldürmeye teşebbüs olarak nitelendirilmesinin maddi gerçeğe ve hukuka aykırı olduğu kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.