İçeriğe geç
AC
1. Ceza Dairesi Esas: 2026/741 Karar: 2026/1657 Tarih: 2026

Yargıtay 1. Ceza Dairesi — Kasten Öldürme Kararı (E.2026/741 K.2026/1657)

1. Ceza Dairesi 2026/741 E. , 2026/1657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/91 E., 2025/310 K. SUÇ : İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/5. maddesinde düzenlenen "Aynı fiilden dolayı te

Karar Özeti

1. Ceza Dairesi 2026/741 E. , 2026/1657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/91 E., 2025/310 K. SUÇ : İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/5. maddesinde düzenlenen "Aynı fiilden dolayı te

Karar Detayı

1. Ceza Dairesi 2026/741 E. , 2026/1657 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2025/91 E., 2025/310 K. SUÇ : İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama 1. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 66/5. maddesinde düzenlenen "Aynı fiilden dolayı tekrar yargılamayı gerektiren hallerde, mahkemece bu husustaki talebin kabul edildiği tarihten itibaren fiile ilişkin zamanaşımı süresi yeni baştan işlemeye başlar." hükmü ile sanık hakkında Anayasa Mahkemesinin 31.10.2024 tarihli ve 2023/13525 sayılı kararı üzerine adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli ek kararıyla yargılamanın yenilenmesine ilişkin kararlar birlikte değerlendirildiğinde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirlenen zamanaşımı sürelerinin dolmadığı anlaşılmıştır. 2.Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. 3. Sanık hakkında hükmedilen ceza miktarı dikkate alındığında sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin, 1412 sayılı Kanun'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek, gereği düşünüldü; I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 24.03.2016 tarihli ve 2015/41 Esas, 2016/93 Karar sayılı kararının katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 18.10.2021 tarihli ve 2020/1333 Esas, 2021/13408 Karar sayılı ilâmı ile sanık hakkında ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunun oluşup oluşmayacağının karar yerinde tartışmasız bırakılması nedeniyle bozulması üzerine sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş, Anayasa Mahkemesinin 31.10.2024 tarihli ve 2023/13525 sayılı kararı üzerine adil yargılanma hakkının ihlal edildiği belirtilerek İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.02.2025 tarihli ek kararıyla yargılamanın yenilenmesine karar verilmiştir. 2. Yeniden yapılan yargılama sonucunda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2025 tarihli ve 2025/91 Esas, 2025/310 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 257/2, 62, 53. maddeleri uyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; sanığın atılı suçu işlemediğinden bahisle beraatine karar verilemesi, hükmün zamanaşımı nedeniyle düşürülmesi, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2.Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri özetle; ceza miktarına ve vekalet ücretine ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, olay günü ölenin polis tarafından yakalanarak gece saat 02:00 sıralarında sağlık kontrolünden geçirilerek nezarete alındığı, ölenin nezarette fenalaşıp kriz geçirdiği, polis memurları tarafından ambulans istendiği ancak ambulansın yaklaşık 1 saat sonra gelerek ölene müdahale ettiği ve yaşamını yitirdiği, Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Dairesinin 30.10.20 13... .06.2014 tarihli raporlarında ise ölenin ölümünün uyuşturucu intoksikasyonu sonucu meydana geldiğinin, ambulansın olay yerine geç intikal etmesi nedeniyle ölenin tedavisinde oluşan gecikmeyle ölüm arasında illiyet bağı bulunduğu ancak kişinin daha kısa sürede hastaneye götürülerek tedaviye başlanılması durumunda da kurtarılmasının kesin olmayacağının belirtildiği anlaşılan olayda; ambulansın vakaya çıkıp çıkmadığının kontrolü amacıyla 04: 02... :28 zaman zarfında sanık ve inceleme dışı sanık ...'in görevli bulunduğu istasyona telsiz ile 6 kez anons geçilmesine rağmen cevap verilmediği, bu sebeple vakaya çıkılıp çıkılmadığının anlaşılmadığı, sanığın telsizini yanında bulundurmayarak gecikmeye sebep olduğu anlaşıldığından sanığın ihmal suretiyle kasten öldürme suçundan sorumlu tutulması mümkün değilse de sanığın eyleminin ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturacağı ve suçun sübut bulduğu, 5237 sayılı Kanun'un 66/5. maddesi uyarınca zamanaşımı sürelerinin dolmadığı, yargılama sonucunda oluşan kanaat ve takdire göre ceza yaptırımının yasal bağlamda ve gerekçesi gösterilerek belirlendiği, takdiri indirim hükümlerinin Mahkemece takdir yetkisi kapsamında yeterli ve yerinde gerekçelerle uygulandığı anlaşıldığından, hükümde bozma nedenleri dışında hukuka aykırılık bulunmamıştır. 2.Sanık hakkında bozma üzerine yeniden yapılan yargılama sonucunda İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 26.01.2023 tarihli ve 2021/431 Esas, 2023/46 Karar sayılı ilamı ile ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın kesinleşmesi üzerine Anayasa Mahkemesinin 31.10.2024 tarihli ve 2023/13525 sayılı kararı üzerine sanık lehine adil yargılanma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderildiği, Mahkemece yeniden yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında 5 ay hapis cezasına hükmedildiği anlaşılmışsa da; Anayasa Mahkemesi tarafından sanığın lehine yönelik ihlal kararından sonra uygulama yapılırken kazanılmış hakkın ceza miktarı ile birlikte hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararını da kapsayacağı gözetilmeden, sanık hakkında yeniden yapılan yargılamada şartları oluştuğu halde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmeyerek kazanılmış hakkın gözetilmemesi suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesinde aykırı davranılması, 3. Kendisini vekil ile temsil eden katılanlar lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi, Hukuka aykırı bulunmuştur. IV. KARAR Gerekçe bölümünde (2) ve (3) numaralı paragraflarda açıklanan nedenlerle İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 01.07.2025 tarihli ve 2025/91 Esas, 2025/310 Karar sayılı kararına yönelik katılanlar vekili ve sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2026 tarihinde karar verildi.

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu emsali kullanmak için avukat desteği alın.

Görüşme Planla