İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2006/12426 K.2007/1485

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2006/12426Karar2007/1485Tarih15 Şubat 2007Okuma5 dk · 1.046 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2006/12426 E., 2007/1485 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
15 Şubat 2007
Mahkemesi
DEMRE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
14/09/2006
Numarası
2006/48-131
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.046 kelime·5 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, kayden maliki olduğu ..parsel sayılı taşınmazına komşu .. parselde bulunan davalıya ait cam seranın tecavüzlü olduğunu, davalının çekme mesafelerine uymayarak serasını inşa ettiğini ileri sürerek elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerinde bulunmuştur.

Davalı, önceki malik tarafından açılan elatmanın önlenmesi davalarının ret edildiğini, kesin hüküm bulunduğunu belirterek, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, önceki malik tarafından davalı aleyhine açılan ve retle sonuçlanan davanın kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-

Davacı, tarafından davalı aleyhine çapa dayalı elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil istemli olarak açılan davada mahkemece aynı yerle ilgili olarak davacının bayii ile davalı arasında görülüp kesinleşen davada istemin reddine karar verildiğinden ve bu karar ile taraflar arasında kesin hüküm oluştuğundan davanın reddine karar verilmiş, karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Gerçekten de, dosya arasında bulunan K..Asliye Hukuk Mahkemesinin 1994/56 Esas 1997/19 Karar sayılı olup Yargıtay denetiminden de geçerek kesinleşmiş kararına konu olan dosyada eldeki davanın davacısının bayii olan M..A.T.ile davalı R.Ş.. arasında aynı yerle ilgili olarak görülen davada niza konusu yerin d. ait .nolu parsel içerisinde kaldığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Bilindiği gibi, mahkemece verilip kesinleşmiş bulunan bir karar tarafları bağladığı gibi onların halefleri için de bağlayıcıdır. Ancak, çapa dayalı olarak açılan elatmanın önlenmesi davalarında mülkiyet hakkını değiştirecek nitelikte kesinleşmiş bir hükümden bahsetmek mümkün değildir. Çünkü elatmanın önlenmesi davası bir eda davası olmasına karşın, bu eda haksız bir elatmanın önlenmesine yöneliktir.

Tespit ve iptal davalarında ise; dava, doğrudan doğruya hakka yönelik olarak açılmaktadır. Elatmanın önlenmesi davası sonunda davalı, belli bir şeyi yapmaya veya yapmamaya mahkum edilir. Bu nedenle, çapa dayalı elatmanın önlenmesi davalarında kesin hüküm sadece elatmanın önlenmesi ile sınırlıdır. Mülkiyet hakkını değiştirecek nitelikte bir kesin hükümden bahsedilebilmesi için bir tespit veya iptal davasının açılmasında zorunluluk vardır.

Haksız elatma, bir haksız eylem olup, hak devam ettiği sürece bu haksız eyleme karşı her zaman dava açılabilir. Bu nedenle, davacının çap kaydı kapsamında kalan bir yer hakkında açılan elatmanın önlenmesi davası teknik bilirkişinin yanlış ölçüm yapması sonucu çekişmeli bölümün çap kaydı kapsamı dışında kaldığını bildirmesi nedeni ile reddedilip kesinleşmiş olsa bile yeniden çapa dayalı elatmanın önlenmesi davasının açılabilmesi mümkündür.

Aksinin kabulü iptal edilmemiş, geçerli bir çap kaydına rağmen çap malikinin mülkiyet hakkının elinden alınması sonucunu doğurur ki, bu durum Anayasanın 35, Devletimizce kabul edilen İnsan Hakları Sözleşmesinin eki-I nolu protokolün 1.maddesine, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 683.maddesine aykırıdır.Somut olaya gelince; davacının bayii ile davalı arasında daha önce görülüp derecaattan geçmek suretiyle kesinleşen kararda, davalı tarafından yapılan muhdesatların davalının taşınmazında kaldığı,

davacının sonradan edindiği bayiine ait taşınmaz ve mülkiyeti kapsamında kalmadığına dair bilirkişi raporu kesinleşen kararın dayanağını teşkil ettiği halde, eldeki dava nedeniyle elde edilen bilirkişi raporunda bu defa ve ilkinin tam tersine oradaki rapor irdelenmek suretiyle muhdesat ve yapının zeminde yer değiştirmemesine karşın, davacının mülkiyet alanında kaldığı rapor edilmiştir.

O halde, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden kesin hükmün varlığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olması doğru değildir.

Hal böyle olunca, öncelikle, daha önce görülüp kesinleşen karara esas alınan bilirkişi raporu ile, eldeki davada edinilen bilirkişi raporları arasındaki aykırılığının harita mühendisi veya fen memuru sıfatına haiz üç kişilik bilirkişi heyeti aracılığıyla önceki raporlarda gözetilmek suretiyle keşfen giderilmesi, zeminde mevcut davalı tarafından yapılan muhdesatın hangi tarafın mülkiyet alanında kaldığının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi, ondan sonra bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.

Davacının temyiz itirazı yerindedir. Kabulüyle hükmün HUMK.'nun 428.maddesi gereğince oyçokluğuyla BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 15.2.2007 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

-KARŞI OY YAZISI-

Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkindir. Mahkemece, 1994/56-1997/19 sayılı kararın eldeki dava bakımından kesin hüküm oluşturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hukukumuzda maddi anlamda kesin hükmü düzenleyen tek madde HUMY'nun 237.maddesidir.

Maddi anlamda kesin hüküm yargısal (kazai) kararlara tanınan yasal gerçeklik (hakikat) vasfıdır. Bu vasıf yargısal (kazai) kararların gerçeğe (hakikate) uygun olarak verildiğinin kabul edilmesini zorunlu kılar. Kesin hüküm kuralı, haklı ve adil kararların korunması yanında, kişiler arasındaki çekişmelerin sonsuza dek devam etmesini önlemek, toplumun istikrar ve düzenini sağlamak, hukukun ve yargının güvenilirliğini korumak amacıyla da kabul edilmiştir.

Bütün yasal yollar kapandıktan ve verilen hüküm kesinleştikten sonra, aynı davanın tekrar yargı önüne getirilmesi, toplumda sonu gelmeyen çekişmelere, huzursuzluklara, istikrarsızlıklara, kazanılmış hakların her zaman ortadan kaldırılabileceği endişesine neden olur. Çelişkili kararların çıkmasına sebebiyet verir.

Bu itibarla, tarafları, mevzuu ve sebebi aynı olan devletin iştiraki, hakimin tarafsız araştırması ve iradesi ile kurulan tüm yasal yollardan geçmek suretiyle; diğer bir anlatımla şekli yönüyle de kesinleşen önceki hükmün korunmasında kamunun büyük yararı bulunmaktadır.

Kamu düzeninden sayılan kesin hüküm tarafların anlaşmaları ile ortadan kaldırılamadığı gibi, mahkemece kendiliğinden (res'en) gözününde tutulur. Taraflar arasında düzenlediği hak ve çıkar ilişkileri yönünden yasal gerçeklik (hakikat) sayıldığından hem tarafları hem de üçüncü kişileri bağlar. Anayasanın 138/3.maddesi gereğince kesin hüküm, yasama, yürütme ve idare bakımından da aynı bağlayıcı etkiye sahiptir. Kesin hüküm yalnız davanın tarafları içindir. (HUMY. md. 237/2) Ancak, bir dava hakkında verilen hüküm kesinleştikten sonra, o dava konusu mal ya da hakkın başkasına devredilmiş olması halinde hüküm müddeabihi devralmış olan 3.kişi (cuz'i halef) hakkında da kesin hüküm teşkil eder.

Kesin hüküm ancak, olağanüstü kanun yolu olan yargılamanın yenilenmesi ya da değişiklik davası ile bertaraf edilebilir.

Öte yandan, elatma fiili (eylemi) bir olgu bir vakıadır. Elatma haksız eylem olduğundan yenilendikçe ya da sürüp gittikçe mülkiyet hakkı sahibi her zaman dava açabilir, elatmanın önlenmesini isteyebilir. Kesin hüküm ancak hüküm anındaki durumu tespit eder hükümden sonraki döneme etkili değildir. Yeni meydana gelen vakıalara dayanarak açılan ikinci dava, birinci davadaki kesin hükme aykırı düşmez. Sonuç itibariyla kural olarak elatmanın önlenmesi davalarında kesin hüküm olmaz.

Ancak, kesinleşen önceki karar sabit bir tesis ya da bina bakımından verilmişse, ikinci açılan davada da aynı yer dava edilmişse birinci davanın ikinci dava bakımından kesin hüküm oluşturacağı kuşkusuzdur.

Somut olayda, ilk dava cam sera ve eklentilerinin taşkın olduğundan sözedilerek açılmış, yapılan ölçüm ile bir taşkınlığın saptanamadığı gerekçesiyle davanın reddine ilişkin olarak verilen karar derecattan geçerek kesinleşmiştir.

Eldeki ikinci dava yine aynı sera ve eklentilerinin taşkınlığı nedeniyle açılmış, yeni bir tecavüzden ve seraya eklentiler yapıldığından bahsedilmemiştir. Davada yargılamanın yenilenmesinin istenildiği ve davanın değişiklik davası olduğundan da sözedilemeyeceği açıktır. Tüm bu nedenlerle ilk davanın kesin hüküm oluşturduğu ve davanın reddedilmesinin doğru olduğu, hükmün onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılamıyoruz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2006/12426, K. 2007/1485, 15 Şubat 2007 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2006/12426
Karar No
2007/1485
Tarih
15 Şubat 2007

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2006/12436 K.2007/1192
  • Yargıtay 6. Hukuk Dairesi E.2006/12437 K.2007/1184
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2006/12442 K.2007/1191
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/12452 K.2007/3122
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/12453 K.2007/2885
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2006/12456 K.2007/2888

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.