KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2008/10076 E., 2008/12447 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2008
- Mahkemesi
- TEKİRDAĞ 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/07/2008
- Numarası
- 2007/607-2008/253
Karar Metni
341 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kayden maliki olduğu 578 ada 1 parsel sayılı taşınmazına davalının haklı bir nedene dayanmaksızın müdahale ettiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesi isteğinde bulunmuştur.
Davalı, taşınmazda kiracı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının taraflar arasındaki sözlü anlaşmaya göre taşınmazda oturduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü: Dava çaplı taşınmazdaki bağımsız bölüme elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden toplanan delillerden, dava konusu 578 ada 1 parselde bulunan zemin 3 nolu bağımsız bölümün kayden davacıya ait bulunduğu, yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu anılan bağımsız bölümde davacının annesi olan davalının oturduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, dava konusu bağımsız bölümde davalının şifahi kira sözleşmesi ile oturduğu, Medeni Kanun hükümlerine göre çocukların anne ve babalarına bakmakla yükümlü oldukları gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; özel yasa hükümleri saklı kalmak koşuluyla, gerek taşınır gerekse taşınmaz mallara ilişkin kira sözleşmelerinin geçerli olması hiçbir biçim koşuluna bağlı değildir. Kira sözleşmeleri yazılı veya sözlü yapılabileceği gibi zımni (üstü kapalı) olarakta vücuda getirilebilir. Yeterki, taraflar kira sözleşmesinin esaslı unsurlarında anlaşmış olsunlar. Nitekim bu kural 18.3.1942 tarih 37/6 Sayılı İnançları Birleştirme kararında açıkça vurgulanmıştır.
Ne varki; kira ilişkisi bir hukuki fiil (vakıa) değil, bir hakkın doğmuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem (muamele)dir.
O halde, değinilen bu ilkelerle somut olay birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında gerçekleşen bir kira bağıtının varlığından sözedilemez. Esasen, davalının taşınmazı kullanımının anne-oğul ilişkisinden kaynaklanan muvafakata dayalı olduğu kabul edilmelidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2008/10076, K. 2008/12447, 27 Kasım 2008 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama