İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/13583 K.2010/842

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU (2863) Madde 11

Esas2009/13583Karar2010/842Tarih1 Şubat 2010Okuma5 dk · 1.047 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2009/13583 E., 2010/842 K.·Sıt Alanı Içındekı Taşınmazlar Kazandırıcı Zamanaşımı Yoluyla Iktısap Yargılama Gıderı Taşınmazın Kültür Varlığı Olduğu Iddıasına Dayanan Tapu Iptalı Ve Tescıl

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
1 Şubat 2010
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.047 kelime·5 dk okuma·1 bölüm

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU (2863) Madde 11

KADASTRO KANUNU (3402) Madde 12

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU (2863) Madde 5

KÜLTÜR VE TABİAT VARLIKLARINI KORUMA KANUNU (2863) Madde 3

"İçtihat Metni"Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, Hazine çekişmeli 17 ve 18 parsel sayılı taşınmazın kadastro sırasında davalılar adına tespit ve tescil edildiğini, oysa taşınmazların A.... S.... K.... sınırları içerisinde kalmakta olup, K.... ve T..... V..... K..... Y..... Kurulunca korunması gerekli Kültür Varlığı olduğuna dair karar alındığını ileri sürerek, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.

Davalı taraf, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi A.S.... Ç......'nun raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

-KARAR-

Dava, Hazine tarafından açılan ve çekişmeli taşınmazların A.... S.... K.... sınırları içerisinde kalan kültür varlığı oldukları iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca, "tarafların sıfatına ve taşınmazın niteliğine bakılmaksızın, 3402 Sayılı Yasanın hak düşürücü süreye ilişkin 12.maddesi gözetilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında isabetsizlik yoktur. Davacı Hazine'nin işin esasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir, reddine.

Ancak, bir ülkenin coğrafi zenginliklerinin, tarihi ve kültürel değerlerinin başında kültür ve tabiat varlıkları gelir.Bunların korunması ve sonraki nesillere aktarılması için devletlere, özel ve tüzel kişilere büyük görevler düşmektedir.Bu amaçla tüm çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi hukukumuzda da bu konu üzerinde gittikçe artan bir hassasiyetle durulmuş,bir- birlerini izleyen çeşitli yasalar ve tüzükler çıkarılmıştır Bunlardan ilki 10.4.1322 (29 sefer 1324) tarihinde kabul edilen Asarı Atika Nizamnamesi'dir.Söz konusu Nizamnamenin 4.maddesinde her türlü abideler,menkul ve gayrimenkul Asarı Atika, hükümet malı sayılmış,

gayrimenkul niteliğindeki Asarı Atikaların kullanılmaları kesin olarak yasaklanmıştır.Ancak sit alanları hakkında herhangi bir hüküm getirilmemiştir.

Adı geçen nizamnameyi yürürlükten kaldıran 25.4.1973 tarih ve 1710 Sayılı Eski Eserler Kanununun 1.maddesi ise "sit" leri taşınmaz eski eserler arasında saymış,3.maddesinde bütün taşınır ve taşınmaz eski eserlerin Devletin malı olduğunu bildirmiştir.Aynı yasanın 10.maddesi ile de "korunmaları lüzumu tesbit ve ilan olunan her çeşit eski eser tarihi ve tabii anıtlar ile bunlara ait korunma sınırları dahilindeki emlak ve araziye yeniden imar ihya hakkı tanınmaz ve tapu verilmez" kuralı kabul edilmiş, bu kurala paralel bir hüküm içeren 15.maddede ise önceki zilyetlik hakları korunmuştur.

Hemen belirtmek gerekir ki; gerek Asarı Atika Nizamnamesinde gerekse Eski Eserler Kanununda kültür ve tabiat varlıkları ve bunların koruma alanları ile sit alanlarının kesin bir ayrımı yapılmamış statüleri belirlenmemiştir.

21.7.1983 tarih ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu ise bu yönde çıkarılan tüm kanunları yürürlükten kaldırmış 3.maddesiyle yeni kavramlar ortaya koymuş, sit alanları ile kültür ve tabiat varlıkları ve bunların koruma alanlarını tarif ederek kesin ayrımlarını yapmıştır.

5.maddesinde taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını Devlet malı saymış, ll. maddesinde bu varlıklar ile koruma alanlarının zilyetlik yoluyla iktisap edilemiyeceklerini hükme bağlamıştır.

Değinilen Nizamname ve yasa hükümleri bir arada ve topluca değerlendirildiğinde Asarı Atika Nizamnamesinde ve 1710 sayılı Eski Eserler Kanununda zilyetlikle mülk edinilmesi yasaklanan yerlerin, 2863 sayılı yasada tanımı yapılan kültür ve tabiat varlıkları ve bunların koruma alanlarına tekabül ettiğinin, öngörülen kurallarda bir paralellik bulunduğunun kabulü gerekir.

Bilindiği üzere Anadolu tarih boyuncu çok çeşitli medeniyetlere sahne olmuş, doğal, arkeolojik, jeolojik güzellikler ve zenginliklerle doludur.Bu nedenle "sit" alanları geniş sahaları kapsamakta, bazı bölgelerde oldukça uzun zaman önce kurulan yerleşim yerlerini hatta kentleri içerisine almaktadır.Kültür ve tabiat varlıkları ve bunların koruma alanları ise genellikle daha küçük alanlarda kalmaktadır.

Bu itibarla Sit alanlarında zilyetlikle mülk edinme yolunun kapanması, toplumun ihtiyaçlarına, yurdun gerçeklerine tamamen ters düşmektedir. O halde bir yandan geçmişten günümüze intikal eden bizlerin de gelecek nesillere aynen devretmesi gereken ve yerine yenisinin konması imkansız olan bu doğal ve tarihi servetin, diğer yandan da bunlara zarar vermeyecek zilyetliğin korunması zorunluluğu vardır.

Nitekim bu hususları göz önünde bulunduran yasa koyucu koruma alanlarının aksine sit alanlarında zilyetlikle mülk edinmeyi yasaklamamıştır. Yargıtay İçtihatları, özellikle Hukuk Genel Kurulunun 30.6.1993 tarih 1993/l6-139 esas 1993/487, yine 1995/7-211 E-318 sayılı kararlarında da sit alanlarında kalan bir taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı yoluyla veya diğer bir mülkiyet belgesi ile mülk edinilebileceği kural olarak benimsenmiş,

ancak zilyetliğin sit alanının bütünlüğüne ve bünyesine zarar vermemesi gerektiğine işaret olunmuş iken bütün bu düzenlemelere karşın 14.7.2004 tarihinde kabul edilip 27.7.2004 tarih ve 25535 Sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5226 Sayılı Yasanın 5.maddesi ile 2863 Sayılı Yasanın 11.maddesine "sit alanları" tabirleri ilave edilmek suretiyle her nevi sit alanlarının zilyetlik yoluyla iktisap edilemeyeceği düzenlemesine yer verilmiş, oysa;

bu defa 30.5.2007 tarih ve 26537 Sayılı Resmi Gazete ile yayımlanan ve aynı tarihte yürürlüğe giren 5663 Sayılı Yasa ile 2863 Sayılı Yasanın 11.maddesinde değişiklik yapan 1.maddesinin 2.fıkrasıyla; " Ancak, kültür ve tabiat varlıklarını koruma bölge kurullarınca birinci grup olarak tescil ve ilan edilen kültür varlıklarının bulunduğu taşınmazlar ile birinci ve ikinci derece arkeolojik sit alanlarındaki taşınmazlar zilyetlik yoluyla iktisap edilemez." hükmü getirilmiş ve aynı yasaya eklenen Geçici 7.maddeyle de.

Kadastrosu devam eden taşınmazların sınırlandırma ve tespiti işleri ile devam eden davalarda da bu Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü uygulanır. Sınırlandırma ve tespitleri henüz askı ilanına alınmamış taşınmazların kadastro tutanakları kadastro komisyonuna intikal ettirilmek suretiyle bu Kanunun 11 inci maddesinin birinci fıkrasına uygun hale getirilir.

27.7.2004 tarihinden itibaren yapılan kadastro çalışmaları sonucu zilyetlik şartları oluştuğu halde sit alanlarında kalması nedeniyle Hazine adına tespit ve tescili yapılmış taşınmazlardan 1 ve 2 nci derece arkeolojik sit alanları dışında kalan sit alanlarındaki taşınmazların kadastro tutanaklarında zilyet veya hak sahibi olarak belirtilen kişilerin veya mirasçılarının, Kanunun yayımı tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde mahalli Maliye kuruluşlarına müracaatları halinde Maliye kuruluşunun talebi ile harcı tabi olmadan re'sen ilgilisi adına tescilleri yapılır." hükmü yürürlüğe konulmuştur.

Somut olaya gelince; çekişmeli her iki taşınmazın kadastro tutanaklarının şerhler sütununda "I.derecede sit alanı içerisindedir" yazılıdır.

O halde, böylesi bir taşınmazın kazandırıcı zaman aşımı yoluyla iktisabının mümkün olup olmadığının tespiti yargılama giderleri ve bu giderlerden sayılan avukatlık ücretinden hangi tarafın sorumlu tutulması gerektiği yönünden önem ifade eder. Zira, her dava açıldığı tarihteki koşullara tabidir. Dava tarihi itibari ile davasında haklı olanın sonradan yürürlüğe konulan yasa hükmü gereğince haksız duruma düşmesi halinde yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı tartışmasızdır.

Öyleyse, yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde somut olay değerlendirilerek mahkemece yargılama giderleri konusunda bir hüküm kurulması gerekirken, anılan husus gözardı edilerek giderlerden Hazine'nin sorumlu tutulması doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacının, temyiz itirazı yerinde değildir. Kabulüyle, hükmün açıklanan nedene hasren HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 01.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/13583, K. 2010/842, 1 Şubat 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/13583
Karar No
2010/842
Tarih
1 Şubat 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/13584 K.2010/848
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2009/13585 K.2010/90
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/13585 K.2010/628
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2009/13586 K.2010/85
  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2009/13587 K.2010/106
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/13593 K.2010/417

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.