İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2009/2299 K.2009/3751

Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 324 ada 37 parsel sayılı taşınmazdaki payından bir kısmının 17.2.2003 tarihli özel vekaletnameye istinaden, davalı Z. tarafından vekaletnamede belirtilen bedelle ancak vekaletname tarihinden 1,5 yıl sonra 12.8.2004…

Esas2009/2299Karar2009/3751Tarih26 Mart 2009Okuma4 dk · 838 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2009/2299 E., 2009/3751 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
26 Mart 2009
Mahkemesi
ANAMUR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
Tarihi
18/06/2008
Numarası
2006/326-2008/349
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

838 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada; Davacı, 324 ada 37 parsel sayılı taşınmazdaki payından bir kısmının 17.2.2003 tarihli özel vekaletnameye istinaden, davalı Z. tarafından vekaletnamede belirtilen bedelle ancak vekaletname tarihinden 1,5 yıl sonra 12.8.2004 tarihinde yakını ve taşınmazda paydaş olan diğer davalıya temlik edildiğini; anılan vekaletnamenin gerçek irade ve beyanına aykırı olarak düzenlendiği gibi davalı Z..'in vekalet görevini kötüye kullandığını, diğer davalı E. Y.'ın da bunu bildiğini veya bilmesi gerektiğini, işlemlerin davalıların hilesiyle meydana getirildiğini ileri sürüp, tapu iptali ve tescil isteğinde bulunmuştur.

Davalı Z., çekişme konusu taşınmazda davacı ve dava dışı 6 paydaşın paylarını satın aldığını, ancak şuf'a hakkının kullanılması olasılığı nedeniyle davacı adına işlem yapıldığını, akit tarihinde 55 milyar lira ve bilahare 10 milyon lira olmak üzere toplam 65 milyar lira satış bedelini davacının oğluna ödediğini ve davacıdan satış yetkisini içerir vekaletname aldığını; ne varki, davacının kendi payı bakımından satış yetkisi vermemesi sebebiyle aralarında sorunlar yaşandığını;

davacının üçüncü kişilere satış yapacağını öğrendiğini ve bunun üzerine anılan vekaletle tanıdığı ve taşınmazda paydaş olan diğer davalıya dava konusu payı vekaletle belirtilen bedeli göstererek sattığını belirtip, davanın reddini savunmuştur.Diğer davalı Ejder ortada hukuken geçerli bir vekaletname ve satış işlemi bulunduğunu, iddiaların doğru olmadığını, iyiniyetin asıl olup, aksini iddia edenin ispatlanması gerektiğini beyan ederek davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının davasının reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ..raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nededine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; 17.2.2003 tarihinde davacının davalılardan Zafer Tayanç'a " 324 ada 37 parseldeki payından 5184/ 25920 payı dilediği kimseye 7.200.000.000 TL. bedelle satma konusunda yetki verdiği; davalı Z.'in bu payı aradan takriben 1,5 yıl geçtikten sonra 12.8.2004 tarihinde aynı bedelle diğer davalı A.E. Y.'a temlik ettiği; tanık beyanlarına göre, davalı E.'in bu payı bedel ödemeden aldığını, davacının oğlu dava dışı A.A. ile davalı Z. arasındaki mali sorunların çözümlenmesi durumunda bu payı iade etmeye hazır olduğunu söylediği; uzman bilirkişilerce hazırlanan rapora göre temlike konu payın satış tarihi itibariyle gerçek değerinin 145.557 YTL. olduğu anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne varki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olayda, toplanan deliller birlikte değerlendirildiğinde, özellikle tanık anlatımları ve bilirkişi saptamalarına göre, vekaletnamenin düzenlendiği tarihten 1,5 yıl gibi uzunca bir süre geçmiş olmasına karşın, vekaletnamede gösterilen bedel ile temlik edilmiş olması ve esasen gerçek değeri ile açık ve aşırı fark bulunması, vekil ile davalı alıcının, davacıyı zararlandırıcı sonuç doğuracak suretle el ve işbirliği içerisinde hareket ettiklerini göstermektedir.

Vekilin asıl olan özen borcu yönünden gereğince samimi ve vefalı hareket edilmediği, bu sebebe bağlı olarak davacının hakkının muhtel olduğu kuşkusuzdur. Vekaletnamede bir bedelin yazılı olmaması durumunda da belirtilen unsurun gerçekleşeceği bir vakıa olduğuna göre, bedel yazılı olması, müvekkilin (davacının) zarara uğratılmasına gerekçe olmamalıdır.

Aksi düşünce fırsattan yararlanarak zarar vermeye hukuksal görüntü verme çabası niteliğinde olup, yasaca korunması doğru görülemez.

SONUÇ / HÜKÜM

Hal böyle olunca, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, aksine düşüncelerle reddedilmesi doğru değildir. Davacının temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK'nun 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26.3.2009 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/2299, K. 2009/3751, 26 Mart 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2009/2299
Karar No
2009/3751
Tarih
26 Mart 2009

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/2300 K.2009/4275
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2009/2300 K.2009/3321
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2009/2300 K.2009/3984
  • Yargıtay 19. Hukuk Dairesi E.2009/2300 K.2009/2623
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2009/2301 K.2009/3094
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2009/2301 K.2009/4284

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.