KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2009/6038 E., 2009/7160 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2009
- Mahkemesi
- SAMANDAĞ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/04/2006
- Numarası
- 2004/345-2006/187
Karar Metni
366 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı Samandağ Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 20.4.2006 gün ve 345-187 sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 24.9.2008 gün ve 7380-9704 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde taraf vekillerince istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı Hazine vekilinin, karar düzeltme dilekçesinde yazılı nedenler HUMK.'nun 440. maddesinde gösterilen dört halden hiçbirine uymamaktadır. Bu nedenle, davacı Hazine vekilinin karar düzeltme isteğinin REDDİNE,
Davalıların, karar düzeltme isteklerine gelince;
Dava, 3621 Sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve sicil kaydının kütükten terkini isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu taşınmazın öncesinde bir kısmının 1936 yılında kesinleşen kadastroda Hazine adına sicil oluşturulduktan sonra Samandağ Belediyesi'ne intikal ettirildiği ve diğer bölümünün de ihdasen sicil oluşturularak tevhit ve ifraz işlemleriyle çekişmeli taşınmazın meydana geldiği ve mahkemece 28.11.1997 tarih 5/3 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince belirlenen kıyı kenar çizgisine göre taşınmazın tamamının kıyıda kaldığı saptanmak suretiyle davanın kabul edildiği anlaşılmaktadır.
Dava devam ederken, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren ve 3402 Sayılı Yasanın 12/3 maddesine ilaveler getiren 5841 Sayılı Yasa ile kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği hallerde eldeki davanın da kesin hüküm halini almamış olması durumunda taşınmazın niteliğine ve tarafların sıfatına bakılmaksızın 3402/12-3 maddesi hükmünün uygulanacağı öngörülmüştür.
Öyle ise, taşınmazın tevhit edilmeden önce kadastroya tabi tutulan bölümü bakımından hakkında kesin hüküm oluşmadığı gözetilerek anılan yasa hükmünün uygulanması gerekeceği tartışmasızdır. Buna göre, mahallinde keşif yapılarak kadastro ile Hazine adına tespit edilip, tevfiz ile belediyeye intikal ettirilen tevhit ve ifrazlar sonrasında davalılara temlik edilen .parsel yerinin zeminde saptanarak bu bölüm bakımından anılan yasa hükmünün uygulanarak anılan kısım hakkındaki davanın reddedilmesinin düşünülmesi; diğer bölümün kadastroya dayanmadığı için kabul kapsamına alınmasının yasal olduğunun gözetilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2009/6038, K. 2009/7160, 18 Haziran 2009 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama