İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/2504 K.2010/3836

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2010/2504Karar2010/3836Tarih5 Nisan 2010Okuma4 dk · 805 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2010/2504 E., 2010/3836 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
5 Nisan 2010
Mahkemesi
ŞİŞLİ 4. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
Tarihi
04/06/2009
Numarası
2006/158-2009/215
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

805 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, dava dışı avukatlarının kendilerini beş adet arsa satışı konusunda ikna etmesi üzerine tapuya gittiklerini, tapunun kalabalık olması ve resmi senedi okumamaları ve okuma imkanı da tanınmamış olması nedeniyle beş kişi yerine 13 kişiye satış yaptıklarını sonradan öğrendiklerini, 4789 ada 4 parsel sayılı taşınmazı satış iradeleri olmadığı halde bilgisizliklerinden yararlanılarak taşınmazın akitte tanık olarak yer almak üzere çağrılan dava dışı H.İ.Ü.’e satıldığını, daha sonra da sırasıyla A.

E.Ş., M.P., Ç. Ş., B.ve M. Ö.’e ve onlardan da davalı M.e satıldığını, alım satım zincirinde yer alanların tamamının satışın gerçek bir satış olmadığını ve hileli olduğunu bildiklerini ve iyiniyetli olmadıklarını ileri sürerek, taşınmazın tapu kaydının iptali ile adlarına eşit olarak tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, davacıların iddialarının gerçek dışı olduğunu, B.K.nun 24. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunu, davalı ile önceki malikler arasında akrabalık ve sair ilişki bulunmadığını, davalının iyiniyetli olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davacıların taşınmazı satış iradesi bulunmadığı gibi satış bedeli de alınmadığı, bu durumu tanımadıkları kişilerin evin kendilerine ait olduğunu iddia etmeleri sonucunda öğrendikleri ve davalının da bu durumu bildiği ve iyiniyetli olmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Karar, davalı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi . . raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, hata ve hile hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden, çekişme konusu 4 parsel sayılı taşınmazın, 20.01.1994 tarihli resmi akit ile davacılara intikal ettiği ve aynı akit ile, dava dışı H.İ. Ü.e satış suretiyle temlik edildiği, 30.09.1994 tarihinde A.E.Ş.’e, 06.08.1997 tarihinde M. P.’a, 06.11.1997 tarihinde Ç.Ş.e, 20.04.1998 tarihinde B.Ö.’e, 30.12.2005 tarihinde de davalı M.B.’ya satış suretiyle temlik edildiği anlaşılmaktadır. Davacılar, 20.01.1994 tarihinde dava dışı H.İ.Ü.’e yapılan satış işlemi sırasında, avukatları tarafından yanıltılmaları ve resmi senedi okumadan imzalamış olmaları nedeniyle taşınmazın hileli olarak ve hata sonucu temlik edildiğini, sonraki maliklerin de bu durumu bilen veya bilmesi gereken konumunda olduklarını ileri sürerek eldeki davayı açmışlardır.

Bilindiği üzere, Sözleşmenin konusu, niteliği ve ödenecek miktar gibi hususlarda dikkatsizliği veya bilgisizliği sonucu gerçek iradesine uymayan beyanda bulunmak suretiyle esaslı hataya düşen tarafın sözleşme ile bağlı sayılamayacağı kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, Borçlar Kanunu’nda esaslı hatanın tanımı yapılmamış, 24. maddede sınırlayıcı olmamak üzere örnekler gösterilmiştir.

Kısaca iç irade ile açıklanan irade arasındaki bilmeyerek yapılan uyumsuzluk olarak tanımlanan hatanın esaslı kabul edilebilmesi için, uygulamada ve bilimsel alanda ortaklaşa benimsendiği gibi,girişilen taahhüdün başlıca sebebini teşkil etmesi, daha açık söyleyişle hem yanılgıya düşen taraf, yönünden (Sübjektif unsur), hem de iş hayatındaki dürüstlük kuralları (objektif unsur) açısından, hataya düşülmese idi böyle bir sözleşmenin hiç veya açıklanan biçimde yapılmayacağının ispatlanması zorunludur.

Bu koşulların varlığı halinde hataya düşen taraf,isterse iptal hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırılabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Yeter ki hatanın ileri sürülmesi B.K.nun 25.ve M.K.nun 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kuralına aykırı olmasın. Bununla birlikte sözleşme yapılırken hataya düşen tarafın kusurlu bulunması sözleşmenin iptaline engel değildir. Ne var ki, B.K.nun 26. maddesinde öngörüldüğü gibi hatayı bilmiyor veya bilecek durumda bulunmayan ve kusursuz olan karşı tarafın menfi, gerektiğinde müspet zararının ödenmesi gerekir.

Öte yandan, hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak, veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hata da yanılma hilede yanıltma söz konusudur. B.K'nun 28/l.maddesinde açıklandığı üzere taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse hata esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable Şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir.

Ayrıca, iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hata ve hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir.

Somut olaya gelince; davacılardan E. ve A.nın Şişli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/1427 Esas, 2002/1645 Karar sayılı dava dosyasında, aynı hukuksal sebeplerle dava açtıkları ve davanın 03.12.2002 tarihli kararla açılmamış sayılmasına karar verildiği, bu davada yer alan diğer davacıların da, anılan davanın davacılarından E.’ın çocukları olduğu ve durumu bilmemelerine olanak bulunmadığı dosya kapsamı ile sabittir.

O halde, davacıların dayandıkları hukuki sebebe ilişkin olarak ıttıla tarihinin açılmamış sayılmasına karar verilen Şişli 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2001/1427 Esas, 2002/1645 Karar sayılı davanın dava tarihi olan 09.11.2001 tarihi olarak kabul etmek gerekir. Buna göre de, eldeki dava bakımından Borçlar Kanunu’nun 31. maddesinde öngörülen bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği sabittir.

Hal böyle olunca, davanın hak düşürücü süreden dolayı reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere karar verilmiş olması doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davalının, temyiz itirazı yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle, HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 05.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2504, K. 2010/3836, 5 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/2504
Karar No
2010/3836
Tarih
5 Nisan 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/2505 K.2010/5051
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/2506 K.2010/4553
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2010/2506 K.2010/3711
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/2506 K.2010/5648
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/2507 K.2010/4183
  • Yargıtay 20. Hukuk Dairesi E.2010/2507 K.2010/5647

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.