KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/2619 E., 2010/4086 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Nisan 2010
- Mahkemesi
- İZMİR 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/12/2009
- Numarası
- 2008/401-2009/425
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, kayden paydaşı olduğu 9 parsel sayılı taşınmazdaki binanın, davalılara ait komşu 11 parseldeki binanın çatısındaki su olukları ve yağmur suyu tahliye borularının yıpranması nedeniyle zarar gördüğünü ileri sürerek, zarar verici durumun giderilmesi, eski hale iade ve tazminat isteğinde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, zarar verici durumun davalılar tarafından giderildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı binasının eski hale getirilmesine veya getirme bedelinin davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi . raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava ve birleşen dava, komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi ve eski hale getirme isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davaların kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Ne varki, dava dilekçelerinde değer bildirilmemiş, maktu harç alınmak suretiyle dava açılmış, yargılama aşamasında harç ikmali yapılmaksızın neticeye gidildiği, ve maktu karar harçı alındığı görülmüştür.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın komşuluk hukukundan kaynaklanan hakka dayalı olarak, taşınmaza zarar verici eylemin giderilmesi, gerekli tadilat ve tamiratların yapılması, eski hale getirme, tazminat ve tesbit masraflarının tahsiline ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır.
Harca tabi nitelik taşıyan bu tür bir davanın açıldığının kabul edilebilmesi için başvurma harcı ve nispi harcın alınması gerekeceği, harç ikmali sağlanmaksızın davanın devamına ve yargılamanın sürdürülmesine 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 30. ve 32. maddeleri hükmü gereğince yasal olanak bulunmadığı tartışmasızdır.
Öte yandan, Harçlar Kanunu harç alınmasını veya tamamlanmasını yanların isteklerine bırakmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesini hükme bağlamıştır. 492 Sayılı Kanunun 32.maddesinde ise yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmış 30.madde hükmünde de " ... muhakeme sırasında tespit olunan değerin dava dilekçesinde bildirilen değerden fazla olduğu anlaşılırsa yalnız o celse için muhakemeye devam olunur; takip eden celseye kadar noksan değer üzerinden peşin karar ve ilam harcı tamamlanmadıkça davaya devam olunmaz. HUMK.' nun 409.maddesinde gösterilen süre içinde dosyanın muameleye konulması noksan olan harcın ödenmesine bağlıdır." düzenlemesine yer verilmiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda değinilen ilkeler ve düzenlemeler gözetilmek suretiyle, davada ileri sürülen tüm istekler nazara alınarak davacı tarafından bildirilecek olan değer üzerinden; değere itiraz vukuunda ise mahkemece belirlenecek değer üzerinden harç ikmali yaptırılması, ondan sonra işin esasına girilmesi, soruşturmanın eksiksiz tamamlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2619, K. 2010/4086, 8 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama