KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/2775 E., 2010/5274 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mayıs 2010
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
362 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada; Davacılar, çekişme konusu taşınmazların miras bırakanları ... 'a ait iken muvazaalı olarak miras bırakan tarafından davalı oğulları üzerine geçirilmiş olması nedeniyle kadastro tesbitlerinin davalılar adına yapıldığını ve kesinleştiğini ileri sürerek, tapu iptal ve tescil isteğinde bulunmuşlardır. Davalı ..., davaya yanıt vermemiş, diğer davalılar ise davanın reddini savunmuşlardır. Mahkemece, hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'ün raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali- tescili isteğine ilişkindir.
Mahkemece, hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, miras bırakan ...'un 10.07.2008 tarihinde öldüğü, mirasçıları olarak, davacı kızları ...,...,... ; davalı oğulları ...,...,... ile dava dışı eşi ... ve kızı ...'ın kaldığı, çekişme konusu taşınmazların senetsizden davalılar ve dava kişiler adına yapılan kadastro tespitlerininin 25.11.1993, 1.9.1995, 19.1.1995 tarihlerinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere, muris muvazaasına dayalı tapu iptal ve tescil davalarında her hangi bir hak düşürücü süre veya zamanaşımı söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, muvazaalı işlem hiçbir hüküm doğurmaz ve muvazaa sebebinin ortadan kalkması ya da belli bir zamanın geçmesiyle görünürdeki batıl işlem geçerli hale gelmez. 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı gibi, muris muvazaasına dayalı davalar miras bırakanın ardılı olarak değil, miras hakkının çiğnenmesinden ötürü zarara uğrayan kişi olarak ve kendi miras hakkına dayalı olarak açılmaktadır.Bu tür davalarda dava hakkı murisin ölümüyle doğmaktadır.Muris hayatta iken bu tür bir dava açılmasına yasal olanak yoktur.
Bu durumda, miras bırakan çekişme konusu taşınmazların kadastro tesbitlerinin kesinleştiği tarihten sonra öldüğüne göre, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı olarak açılan davada 3402 sayılı Kadastro Yasasının 12/3 maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
./..
...
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/2775, K. 2010/5274, 5 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama