KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/3747 E., 2010/5442 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- DEVREK 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 10/07/2007
- Numarası
- 2005/73-2007/192
Karar Metni
304 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, kadastro çalışmaları sırasında 114 ada 60 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydına dayalı olarak tespit ve tescil edildiğini, ancak 2020 m2’lik bölümün tespit dışı ve yol olarak bırakıldığını oysa anılan bölümün tapu kaydı kapsamında olduğunu ileri sürerek, adına tescili isteminde bulunmuştur.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddianın sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı Hazine vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ..raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 114 ada 60 parsel sayılı taşınmazın mart 320 tarih 59, 02.07.1959 tarih 226, 04.12.1959 tarih 258, 28.02.1977 tarih 213, 08.07.1981 tarih 236 sıra nolu tapu kayıtlarına istinaden davacı ve bir çok paydaş adına tespit görerek tespitin 30.01.1995 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Davacı, dava konusu tespit harici bırakılan yolun tapu kaydı kapsamında kaldığını ileri sürerek adına tescili istemiyle eldeki davayı açmıştır.
Nevarki, tespit dayanağı tapu kayıtlarının aynı kök tapudan geldiği, paylı mülkiyet üzere olduğu, nitekim revizyon gördüğü 60 nolu parselinde paylı mülkiyet üzere tespit ve tescil edildiği, aynı tapu kaydının başka parsellere de uygulandığı anlaşılmaktadır. Bu durumda; davacının, çekişmeli taşınmazın paydaşı olduğu tapu kaydı kapsamında kaldığı iddiasıyla dava açıp müstakil olarak adına tescil istemeye hakkı olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca, tespit dayanağı tapunun diğer maliklerinin dava açmaları için süre verilmesi, açıldığı takdirde eldeki dava ile birleştirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususun göz ardı edilmesi doğru olmadığı gibi, kabule göre de tespit dışı bırakılan taşınmazın, geometrik durumu bozacak şekilde 60 nolu parsele ilavesine şeklinde hüküm kurulması da isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/3747, K. 2010/5442, 10 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama