İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/3830 K.2010/4974

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2010/3830Karar2010/4974Tarih28 Nisan 2010Okuma5 dk · 960 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2010/3830 E., 2010/4974 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
28 Nisan 2010
Mahkemesi
TOKAT 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
14/01/2010
Numarası
2009/11-2010/5
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

960 kelime·5 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacı, maliki olduğu 14 parseldeki 5 ve 10 nolu bağımsız bölümleri davalı A,'nin vekalet görevini kötüye kullanarak davalı F.e devrettiğini, ondanda 5 nolu dairenin davalı A.e 10 nolu daireyi ise davalı D,'a satıldığını, davalıların danışıklı olarak hareket ettiklerini ileri sürerek tapu iptal ve tescile, olmazsa 360.000,00.-TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı F.A.'dan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacı vekilince süresinde temyiz edilmiş olmakla Tetkik Hakimi . . raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.

Dava, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil , yargılama sırasında davalıların iyiniyetli olduklarının anlaşılması halinde ara malik davalı F.'ten bedel isteğine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; çekişme konusu 5 ve 10 nolu bağımsız bölümlerin davacıya ait iken vekil kıldığı davalı A.arafından 8.1.2009 tarihinde davalı F.e satıldığı ve F. tarafından da 14.1.2009 tarihinde 5 nolu bağımsız bölüm davalı A.e, 10 nolu bağımsız bölüm davalı D.'a temlik edildiği anlaşılmaktadır.

Davacı, vekalet görevinin kötüye kulanıldığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.

Bilindiği üzere; Borçlar Kanununun temsil ve vekalet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekalet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekaleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi,ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa, vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne varki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkum edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Somut olaya gelince; çekişmeli bağımsız bölümlerin bulunduğu 14 parsel sayılı taşınmazın davalılardan F.e ait olduğu ve F.'in aynı zamanda müteahhit olarak faaliyette bulunduğu, maliki olduğu taşınmaz üzerine bina inşaa ederek meydana gelen kat mülkiyetli bağımsız bölümlerden 5 ve 10 nolu olanları dava dışı A. İ.'a 19.6.2008 tarihinde temlik ettiği ve A. İ.'dan da 24.11.2008 tarihinde davacıya satış suretiyle devredildiği kayden sabittir.

Davacı, son kayıt maliklerinin iyiniyetli olması halinde taşınmazların bedelinin F.'en tahsili konusunda davasını yargılama sırasında ıslah ederek harcını da yatırmak suretiyle talepte bulunmuştur.

Gerçekten de, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme sonunda son kayıt malikleri olan davalı A. ve D.'un iyiniyetli oldukları ve TMK nun 1023. maddesinin koruyuculuğunda oldukları dosya kapsamı ile sabit olup, tapu iptal ve tescil isteğinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Ancak, davacının ıslah talebi gözetilerek ilkel F.'in iyiniyetli olup olmadığının değerlendirilmesi, istenilen taşınmazlar bedeli bakımından önem ifade etmektedir.

Bilindiği gibi, 4.2.1948 tarih 10/3 sayılı İBK da açıklandığı üzere, dava açıldıktan sonra sebebinde, konusunda, delillerde ve diğer hususlarda usule ilişkin hükümlerin ıslah yolu ile düzeltilmesi mümkün olduğu gibi davanın konusunda da ıslah mümkündür. Kaldıki, HUMK nun 185. maddesinin 2. bendinde, davacının karşı tarafın rızası olmaksızın ıslah yolu ile davasının mahiyetini tebdil edebileceği kabul edilmiştir.

Bu durumda, davacının tapu iptal ve tescil yerine taşınmazların bedelinden kaynaklanan tazminat şeklinde davasını ıslah etmesi mümkündür. Buna göre, yukarıda değinilen hadisenin oluşum ve gelişme tarzı değerlendirildiğinde resmi senette gösterilen satış değerleri ile keşfen belirlenen gerçek değerler arasında aşırı fark bulunduğu da saptanmıştır.

Esasen, çekişme konusu taşınmazların ilk maliki F. olup taşınmazın değerinin ne olduğunu bilen kişi konumundadır. Ayrıca, F.bu taşınmazlara malik iken dava dışı A. İ.'a satıldığı sırada da davacının vekil kıldığı davalı A.nin A. İ.ın da vekili olduğu sabittir. Diğer taraftan, vekil A.'nin babası ile davalı F.'in aynı taşınmazda paydaş oldukları ve birbirlerini tanıdıkları anlaşılmaktadır.

O halde, belirlenen bu olgular yukarıda değinilen ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde ilk el olan davalı F.'in iyiniyetli olduğu kabul edilemez. Diğer taraftan, vekalet görevinin kötüye kullanılması haksız fiil niteliğinde olup vekil A.ile el ve işbirliği içinde hareket eden davalı F.'in taşınmaz bedelinden kaynaklanan tazminattan sorumlu olacağı da kuşkusuzdur. Aralarında bedel ile ilgili borç sebebi ile müteselsil sorumluluk söz konusudur. Bu sebeple davacının vekil A.den bir bedel istememesi F.'ten istemeye yasal bir engel oluşturmaz. Tabii ki böylesi bir durumda F.'in el ve işbirliği içinde olduğu A.'ye rücu hakkının olacağında da kuşku yoktur.

SONUÇ / HÜKÜM

Hal böyle olunca; satış bedelinden kaynaklanan davacının alacağının belirlenmek suretiyle davalı F.'ten tahsili konusunda bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve yasal olmayan gerekçe ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru değildir.Davacının, temyiz itirazları yerindedir. Kabulü ile hükmün açıklanan nedenlerle HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 28.4.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/3830, K. 2010/4974, 28 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/3830
Karar No
2010/4974
Tarih
28 Nisan 2010

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/3830 K.2010/8461
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/3831 K.2010/4883
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2010/3831 K.2010/5746
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/3831 K.2010/6965
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2010/3832 K.2010/3989
  • Yargıtay 4. Hukuk Dairesi E.2010/3832 K.2010/4334

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.