KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/5303 E., 2010/6180 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- İKİZDERE ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ,
- Tarihi
- 05/03/2010
- Numarası
- 2009/38-2010/32
Karar Metni
302 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacılar, mirasbırakanlarına ait 102 ada 119 nolu parsel ile 02.06.1958 tarih ve 39 sıra noda tapuya kayıtlı taşınmazlara davalıların beton dökerek mezar yeri yapmak suretiyle müdahale ettiklerini ileri sürerek, el atmanın önlenmesi, ecrimisil ve mezar yerinin altının kazılarak cenaze olmadığının tespitine karar verilmesi isteminde bulunmuşlardır.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Karar, davacılar vekili tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ....’in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkindir.
Mahkemece, davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, görev kamu düzeni ile ilgilidir. Mahkemece davanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gereken bir usul kuralıdır.
Dava, elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin olup, 492 Sayılı Harçlar Yasasının 16. maddesi uyarınca harca esas dava değerinin elatılan taşınmaz değeri ile ecrimisil değerinin toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur. Esasan 04.03.1953 tarih 10/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da aynı kural kabul edilmiştir.
Görevin dava olunan şeyin değerine göre belirlendiği durumlarda mahkemenin görevli olup olmadığının belirlenmesi dava değerinin keşfen saptanması ile mümkündür. Esasen, harca esas dava değeri ise keşfen belirlenen değerdir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, dava dilekçesinde dava değeri gösterilmemiş, bilahare davacı 13.10.2009 tarihli dilekçe ile dava değerini 50.000 YTL olarak bildirmiş ve bu miktarın peşin harcını da yatırmış, bildirilen değere davalı tarafça da itiraz edilmemiştir.
Hal böyle olunca, iddia ve savunma doğrultusunda taraf deliller toplanarak işin esasının incelenmesi hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/5303, K. 2010/6180, 31 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama