KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/8046 E., 2010/11405 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Kasım 2010
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
279 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı Hazine, 7383 parsel sayılı taşınmazdaki 8 nolu dairenin ...'a ait iken vekil ... vasıtasıyla ...'a satıldığını, ancak daha öncesinde vekalet yetkisinin azille sona erdiğinin ...'un başvurusu üzerine anlaşıldığını, Hazinenin ... Medeni Kanununun 1007 maddesi sorumluluğunun doğabileceğini ileri sürerek, tapunun iptaliyle önceki malikine döndürülmesini istemiştir.
Davalı ... davanın kabulü gerektiğini belirtmiş; davalı ... ise iyiniyetli alıcı olduğunu savunmuştur.
Mahkemece, davalı ...'ın iyiniyetinin aksinin kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine verilmiştir.
Karar, davacı Hazine ve davalı ... tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
-KARAR-
Davacı Hazine, çekişmeli taşınmazın satışı sırasında işlemi gerçekleştiren vekilin daha önceden vekillikten azledildiğinin belirlendiğini, azle rağmen yapılan satışın geçersiz olduğunu, TMK.'nun 1007. maddesi uyarınca Hazinenin sorumluluğunun doğabileceğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, dava dilekçesinin içeriği ve iddianın ileri sürülüş biçiminden, davada TMK.'nun 1025. maddesinde öngörülen “yolsuz tescil” hukuki sebebine dayanıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın açıklanan bu nitelendirilmesi karşısında, yolsuz tescile dayalı iptal-tescil isteğinin ancak ayni hak sahiplerince ileri sürülebileceği ve kayıt maliki olmayan Hazinenin eldeki davayı açma sıfatı bulunmadığı açıktır. Esasen, Hazine bakımından TMK.'nun 1007. maddesinden kaynaklanan bir sorumluluğun gerçekleştiği de henüz söylenemez.
Öte yandan, davada davalı sıfatı ile yer alan ayni hak sahibi ... tarafından usulünce açılmış bir dava da yoktur.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/8046, K. 2010/11405, 3 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama