KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2010/9794 E., 2010/13895 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Aralık 2010
- Mahkemesi
- ÇAYIRALAN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/05/2009
- Numarası
- 2006/190-2009/70
Karar Metni
285 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada;
Davacı, kayden maliki bulunduğu 12 parsel sayılı taşınmazına davalıların müdahalede bulunduklarını, komşuluk hukukuna aykırı olarak dikilen ağaçların ve su oluklarından akan suların taşınmazına zarar verdiğini ileri sürerek, elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacının iddiaları sabit görülerek, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalı N. A. tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.
Asıl ve birleşen dava; komşuluk hukukundan kaynaklanan elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; dava konusu 12 sayılı parselin davacı, 11 parsel sayılı taşınmazın ise birleşen davanın davalısı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, asıl davasında N.. A..'ya husumeti yönelterek komşuluk hukukundan kaynaklanan davalının elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiş; birleşen davasında ise davacı bu kez, 11 parsel maliki olan İhsan'ı davalı olarak gösterip, aynı hukuki nedenle dava açmış ve eldeki dava dosyası ile birleştirilmiştir.
Mahkemece, asıl dava yönünden hüküm kurulmuş, birleşen dava yönünden ise olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiş, gerekçeli kararda davacıya ait parsel numarası yazılmamış, sadece ada no yazılması ile yetinilmiş olması doğru olmadığı gibi,davalı adına kayıtlı olmayan ve dava dışı kişilere ait bulunan 18 sayılı parselin davalıya ait olduğu belirtilerek, üzerindeki ceviz ağaçları konusundaki önlemlerin yazılması da doğru değildir.
Hal böyle olunca, öncelikle birleşen dava yönünden olumlu yada olumsuz bir karar verilmesi, yukarıda belirtilen hususların dikkate alınarak bir hüküm kurulması gerekirken, yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2010/9794, K. 2010/13895, 23 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama