KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2011/1374 E., 2011/7327 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Haziran 2011
- Mahkemesi
- MENEMEN ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/09/2010
- Numarası
- 2010/50-2010/589
Karar Metni
395 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı ile 2009 yılında boşandıklarını, kendisinin psikolojik rahatsızlıklarının bulunması nedeniyle kandırılmaya müsait olduğunu, maliki bulunduğu 5118 ada 26 parselde bulunan 3.blok zemin kat 2 nolu bağımsız bölümünü davalı ile tekrar evleneceği inancıyla satış suretiyle davalıya temlik ettiğini, davalının sözünü yerine getirmediğini ileri sürerek tapu iptal tescil isteğinde bulunmuştur.
Davalı, davacının boşanma davası sırasında kendi iradesi ile taşınmazı devrettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, bağıştan rücu koşullarının gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21.06.2011 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden asil H. A. geldi, temyiz edilen davacı gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen asilin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü: Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, yerel mahkemece açılan davanın Aile Mahkemesinin görevinde bulunduğu gerekçesiyle davaya Aile Mahkemesi sıfatı ile bakılarak neticeye gidilmiştir.
Davacı H...’in davalı A... ile evli iken aralarında çıkan geçimsizlik nedeniyle açılan boşanma davası neticesinde İzmir 3. Aile Mahkemesinin 05.10.2009 gün, 2009 / 249 Esas, 834 sayılı kararı ile boşanmalarına karar verildiği bu defa maliki bulunduğu çekişmeye konu taşınmazı yeniden evlenmeyi temin etmek amacıyla davalıya satış gibi göstermek suretiyle devrettiğini, oysa davalının buna yanaşmadığını ve kendisini hile ve hataya düşürdüğünü ileri sürerek eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Bilindiği üzere, Aile Mahkemelerinin Kuruluş ve Görevleri Hakkındaki 4787 sayılı yasanın 4. maddesi hükmü uyarınca 4721 Sayılı T.M.K’nun 2. kitabının 3. kısmında yer alan vesayete ilişkin hükümler hariç aile hukukundan kaynaklanan (118 ila 395.md.) çekişmelerin çözümünde Aile Mahkemeleri görevli bulunmaktadır.
Oysa, iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimine göre tarafların aralarındaki çekişmenin aile hukukundan kaynaklanmadığı, Borçlar Kanununda düzenlenen hata ve hile hukuksal nedenlerinden kaynaklandığı tartışmasızdır.
Öyle ise, çekişmenin genel mahkeme sıfatıyla çözüme kavuşturulması gerekirken Aile Mahkemesi sıfatıyla bakılarak karara bağlanmış olması doğru değildir.
Hemen belirtilmelidir ki, görevle ilgili düzenlemeler kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her safhasında mahkemece resen gözetilmesi gerekli usul kaidelerindendir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/1374, K. 2011/7327, 21 Haziran 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama