KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2011/14217 E., 2012/3229 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2012
- Mahkemesi
- KAYSERİ 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/05/2011
- Numarası
- 2006/649-2011/281
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı,.., .., .., .. ve ...parsel sayılı taşınmazlardaki dava dışı C.., M.. ve R..’ye ait payların, sahtecilik yolu ile düzenlenen vekaletnamelerle davalılara satış suretiyle temlik edildiğinin ilgili kurum müfettişlerince düzenlenen raporla belirlendiğini, hukuka aykırı olarak yapılan yok hükmünde işlemlerin Tapu Sicil Tüzüğünün 85/2. maddesi uyarınca iptali ile taşınmazın gerçek malikleri C.., M.. ve R.. adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, çekişme konusu taşınmazlardaki payları iyiniyetle iktisap ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, çekişme konusu taşınmazlardaki payların sahte işlemlerle temlik edildiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, Tetkik Hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, kayden C.., M.. ve R..’ye ait olan çekişme konusu taşınmazlardaki payların, davalılara yapılan temliklere ilişkin belgelerin Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü müfettişlerince sahteliğine dair düzenlenen rapor gereğince ilgili Genel Müdürlük tarafından eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Gerçekten de Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü’nün böylesi bir davayı açmakta TMK’nun 1007. maddesinden kaynaklanan sorumluluğu nedeniyle hukuki yararı bulunduğu açıktır.
Ne varki, böyle bir davanın dinlenebilmesi için, asıl kayıt maliklerinin de davada yer almaları zorunludur. Mahkemece asıl kayıt maliklerine davada yer verilmeden neticeye gidilmiş olmasının yasal ve doğru olduğu söylenemeyeceği gibi, kabule göre de sicilin dayanağını teşkil eden belgelerin sahte olduğu ileri sürüldüğüne göre, müfettiş raporları ile yetinilerek, dayanak belgelerin sahteliği konusunda herhangi bir araştırma yapılmaksızın sonuca gidilmiş olması da isabetsizdir.
Mahkemece yapılacak araştırma neticesinde gerçekten davalılar adına oluşan sicil kaydının dayanağını teşkil eden belgelerin sahte olduğunun saptanması halinde, ilk el konumunda bulunanların 1939 tarih ve 11/60 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca TMK’nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanamayacağı, sicil el değiştirmiş ise sonraki ellerin koşullarının gerçekleşmesi halinde anılan maddenin koruyuculuğundan yararlanabilecekleri kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, öncelikle önceki kayıt maliklerinin davada yer almasının sağlanması, davalılar adına sicilin dayanağını teşkil eden belgelerin sahteliği konusunda hükme yeterli araştırma ve inceleme yapılması, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi için karar bozulmalıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/14217, K. 2012/3229, 22 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama