İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2011/6036 K.2011/8102

Taraflar arasında görülen davada;

Esas2011/6036Karar2011/8102Tarih12 Temmuz 2011Okuma4 dk · 868 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2011/6036 E., 2011/8102 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
12 Temmuz 2011
Mahkemesi
ESKİŞEHİR 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
27/07/2010
Numarası
2009/320-2010/419
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

868 kelime·4 dk okuma

Taraflar arasında görülen davada;

Davacılar, 730 parsel sayılı taşınmazın ½ payla maliki iken kuzey sınırından komşu 1732 parselde kayıt maliki davalı Ü.K.’nin kendi taşınmazına bina yapabilmek için 730 parselden 180m2 yere ihtiyacı olduğunu, 730 parselin imar uygulaması sonucunda kuzey sınırında yer alan 1732, 1733 ve 1734 parsellerle şuyuulu olduğunu, ileride Belediyeye satmak zorunda kalacağı yönünde kendisini ikna ettiklerini, taşınmazın m2’sini, 170,00 TL’den toplamda 30.000,00 TL değerindeki yerin 25.000,00 TL’ye satılması konusunda anlaştıklarını, temlik işlemlerini takip etmesi için emlak işleri ile iştigal eden S.’a vekalet verilmesini sağladıklarını,

“730 parselin kuzeyinde yer alan 1732 parselin mülkiyet sınırlarının devamında 180 m2’lik yeri satmayı amaçladığı” halde vekilin vekalet görevini kötüye kullanarak 730 parselin tamamını fikir ve elbirliği içinde hareket ettiği diğer davalıya satış yoluyla temlik ettiğini, 180 m2’lik alanın pazarlığını yapıp 1061.44 m2’lik alanı satarak zararlandırdığını, akitte gösterilen değer ile gerçek değer arasında fahiş fark olduğunu hata, hile, gabin, vekalet görevinin kötüye kullanılması,

muvazaa hukuksal nedenine dayalı olarak tapu kaydının iptali ile adına tesciline olmadığı taktirde taşınmazın bedelinin tespit edilerek devir anından itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı Ü.K.; kayden malik olduğu 1732 parsele inşaat izni alabilmek için Belediyeye yaptığı başvuruda; güney sınırından komşu, artık parsel niteliğindeki, 730 parselle birlikte imar izni verilebileceği, anılan parselin bir kısmının yola terk edileceği, kalan kısmının da ifrazının mümkün olmadığının öğrenilmesi üzerine emlak işleri ile iştigal eden S. aracılığıyla davacı ile tanıştıklarını, 730 parselin tamamının alımı konusunda pazarlık yaptıklarını, 25.000,00 TL bedel karşılığında anlaştıklarını, davacı tarafından vekil kılınan davalı S.’a 03.12.2008 tarihli akitle birlikte bedeli ödediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Diğer davalı S. S., usulüne uygun tebligata rağmen, herhangi bir savunmada bulunmamıştır.

Mahkemece; kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

Karar, davacılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü.

Davacı dava dilekçesinde; 110 ada, 12 sayılı imar parselinde (eski 1732 ) kayıt maliki olan davalı Ü.K.’nin, imara uygun inşaat yapabilmesi için güney sınırında yer alan kendisine ait 730 kadastral parselle şuyuulandırıldığı bu nedenle 12 parselin güneyinde kalan ve mülkiyet sınırlarının devamı niteliğindeki 180 m2’lik bölümün ifraz ve tevhidi gerektiğinden anılan kısmın kendisine satılmasını istediği zaten ileride 730 parselin Belediyece alınacağı yönünde çalışmalar yapıldığı konusunda ikna ederek davalı emlakçılık işi ile iştigal eden S.’a vekâletname verilmesinin sağlandığını ancak taşınmazın tamamının diğer davalıya vekil aracılığıyla temlik edildiğini, davalılar arasında fikir ve çıkar işbirliği bulunduğunu ileri sürerek, iptal ve tescil isteğinde bulunmuştur.

Mahkemece, hata, hile ve muvazaa hukuksal nedenlere değinilerek davanın reddine karar verilmiş ise de iddianın ileri sürülen içeriği ve ileri sürülüş biçimi itibariyle davada, davalıların hileli hareketleri sonucu davalı S.’a vekâlet verilmesinin sağlandığı ve aslında temlik tarihi itibariyle 95.000.-TL. değerin de olan bir taşınmazın 25.000.-TL gibi düşük bir bedelle, taşınmazın tamamının temlik edildiği iddiasını da içermektedir. Bu iddianın da vekalet görevinin kötüye kullanılması nedenine ilişkin olduğu kuşkusuzdur.

Ne var ki; mahkemece bu yön üzerinde durulmamıştır.

Bilindiği üzere Borçlar Kanununun temsil ve vekâlet bağıtını düzenleyen hükümlerine göre, vekâlet sözleşmesi büyük ölçüde tarafların karşılıklı güvenine dayanır. Vekilin borçlarının çoğu bu güven unsurundan, onun vekil edenin yararına ve iradesine uygun davranış yükümlülüğünden doğar.

Borçlar Kanununda sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 390/2 maddesinde "vekil, müvekkiline karşı vekâleti hüsnüniyetle ifa ile mükelleftir..." hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.

Sözleşmede vekâletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur.

Hatta malik tarafından vekilin bir taşınmazın satışında, dilediği bedelle dilediği kimseye satış yapabileceği şeklinde yetkili kılınması, satacağı kimseyi dahi belirtmesi, ona dürüstlük kuralını, sadakat ve özen borcunu gözardı etmek suretiyle, makul sayılacak ölçüler dışına çıkarak satış yapma hakkını vermez. Vekil edenin yararı ile bağdaşmayacak bir eylem veya işlem yapan vekil değinilen maddenin birinci fıkrası uyarınca sorumlu olur.

Öte yandan, vekil ile sözleşme yapan kişi Medeni Kanunun 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekâlet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekâlet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz.

Ne varki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekâlet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, Medeni Kanunun 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir. Söz konusu yasa maddesi buyurucu nitelik taşıdığından hakim tarafından kendiliğinden (resen) göz önünde tutulması zorunludur. Aksine düşünce kötü niyeti teşvik etmek en azından ona göz yummak olur. Oysa bütün çağdaş hukuk sistemlerinde kötü niyet korunmamış daima mahkûm edilmiştir. Nitekim uygulama ve bilimsel görüşler bu yönde gelişmiş ve kararlılık kazanmıştır.

Hal böyle olunca; iddia, savunma ve buna ilişkin toplanan ve toplanacak taraf delillerinin yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirilmesi ve hâsıl olacak sonuca göre biri karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacıların temyiz itirazları yerindedir. Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerden ötürü HUMK.'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 12.07.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/6036, K. 2011/8102, 12 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2011/6036
Karar No
2011/8102
Tarih
12 Temmuz 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 5. Hukuk Dairesi E.2011/6037 K.2011/12262
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2011/6037 K.2011/8573
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2011/6037 K.2011/11561
  • Yargıtay 6. Ceza Dairesi E.2011/6037 K.2011/38083
  • Yargıtay 5. Ceza Dairesi E.2011/6038 K.2011/18912
  • Yargıtay 3. Hukuk Dairesi E.2011/6038 K.2011/11547

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.