KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2011/8058 E., 2011/10615 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2011
- Mahkemesi
- İZMİR 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/03/2011
- Numarası
- 2010/369-2011/127
Karar Metni
366 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada;
Davacı, davalı Konak Belediyesince yapılan ıslah imar planı uygulaması sırasında sıra cetveli hazırlanırken hata yapılarak binası 22 parselde bulunduğu halde adına 23 parsel sayılı taşınmazın tescilinin yapıldığını ileri sürerek 36516 ada 22 ve 23 parsellerden hangisinin kendisine ait olduğunun tespiti yapılarak tapu kaydının tashihi suretiyle adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalılar, dava konusu taşınmazların imar uygulaması sonrası tescilinin doğru yapıldığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, taraflar arasındaki ihtilafın imar dağıtım cetveli ile belediyece hazırlanan 15.05.1979 tarihli onaylı kroki arasında fark olmasından kaynaklandığından adlı yargı yerinin görevli olduğu, bilirkişi raporu doğrultusunda hatanın giderilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve bir kısım davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla, tetkik hakimi raporu okundu. Düşüncesi alındı. Dosya incelendi. Gereği görüşülüp, düşünüldü.
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 36516 ada 23 ve 22 sayılı parsel sayılı taşınmazlarda tarafların kayden paydaş oldukları, anılan taşınmazların imar uygulaması sonucu 20.07.1987 tarihinde tescil edildiği anlaşılmaktadır.
Davacı, çekişme konusu taşınmazların imar uygulaması sırasında dağıtım cetveli hazırlanırken 36516 ada 22 parselin sehven 23 parsel olarak kaydının yapıldığını, davalılar adına kayıtlı olan 22 parselin bilgilerinin yerinde ve paftasında 23 nolu parselin bulunduğu yere uyduğunu, her iki parselin 15.05.1979 tarihli İzmir Belediyesi Harita Müdürlüğünün Numarataj Amirliğinin Tasdikli Krokisinden farklı olan sıra dağıtım cetveline göre hatalı tescilinin yapıldığını ileri sürerek, eldeki davayı açmıştır.
Hemen belirtilmelidir ki, imar uygulaması sonucunda oluşan imar çaplarının dayanağı 5393 sayılı yasanın 34. maddesi hükmü uyarınca encümen kararıdır. O halde, 2577 sayılı yasının 2. maddesi hükmü uyarınca sicilin illetini teşkil eden idari işlem idari yargı yerinde iptal edilip sicil kaydının dayanaksız hale getirilmedikçe, bir başka ifadeyle yolsuz duruma düşürülmedikçe eldeki davanın dinlenme olanağı bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/8058, K. 2011/10615, 20 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama