KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2011/8355 E., 2011/10280 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Ekim 2011
- Mahkemesi
- TUZLA 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/12/2009
- Numarası
- 2009/28-2009/180
Karar Metni
389 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı Tuzla 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 29.12.2009 gün ve 2009/28 esas, 2009/180 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 26.01.2011 gün ve 2011/665 Esas, 2011/824 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava; tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkin isteğine ilişkin olup, yerel mahkemece kurulan hükmün temyizi üzerine; 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca hak düşürücü süreden dolayı davanın reddinin doğru olduğu, ancak 19.01.2011 tarihinde yürülüğe giren 6099 Sayılı Yasanın 16. maddesiyle 3402 Sayılı Yasanın 36. maddesi hükmüne bazı ilaveler getiren 36/A maddesi hükmüne göre gerekli inceleme ve irdeleme yapılarak gerekçelendirilmek suretiyle davalı lehine avukatlık ücreti verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekçesiyle kararın bozulduğu görülmektedir.
Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması doğrudur. Ancak anılan yasa, Anayasa Mahkemesinin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve 23.07.2011 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 Sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153. maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 gün ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Öyleyse, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez.
Somut olayda; mahkemece, işin esası bakımından 28.11.1997 tarih 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına uygun olarak yapılan araştırma ve uygulama sonucunda dava konusu taşınmazın kıyı kenar çizgisi dışında kaldığı belirlendiğine göre davanın esastan reddi gerekeceği açıktır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2011/8355, K. 2011/10280, 13 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama