KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/13529 E., 2013/439 K.·Muris Muvazaası Nedeniyle Tapu İptali Ve Tescil Taraf Muvazaasında Tanıkla İspat
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2013
Karar Metni
497 kelime·2 dk okuma
TÜRK MEDENİ KANUNU (TMK) (4721) Madde 706
TAPU KANUNU (2644) Madde 26
BORÇLAR KANUNU(MÜLGA) (818) Madde 213
"İçtihat Metni"
Yanlar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekilince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi .. raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı pay oranında iptal ve tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, taraf muvazaasına dayalı iddianın yazılı delille ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının babası A..'in 23.07.1976 tarihinde öldüğü, miras bırakan A..ten intikal eden 974 ada 29 parsel (258 parsel) sayılı taşınmazda bulunan davacıya ve annesi M..'e ait payların 08.08.1979 tarihinde yapılan resmi akitle M.K..'ya satış suretiyle temlik edildiği, ondan da taşınmazın tamamının intifa hakkı M..'e ait olmak üzere 21.02.2008 tarihinde satış suretiyle davalı A..e intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Davadaki isteğin, anne M..'in devrettiği pay (2/8) yönünden muris muvazaası hukuksal nedenine dayandığı açıktır.
Bilindiği gibi; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve l-4-1974 tarih 1/2 sayılı İnançları Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Medeni Kanunun 706, Borçlar Kanunun 213 ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.
Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/13529, K. 2013/439, 21 Ocak 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama