KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/395 E., 2012/2868 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2012
- Mahkemesi
- BÜYÜKÇEKMECE 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 23/06/2009
- Numarası
- 2004/1979-2009/709
Karar Metni
426 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 23.06.2009 gün ve 2004/1979 esas 2009/709 karar sayılı hükmün düzeltilerek onanmasına ilişkin olan 24.01.2011 gün ve 14108-647 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davacı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Birleştirilerek görülen dava, 3621 sayılı Yasadan kaynaklanan tapu iptali ve taşınmazın sicil kaydının kütükten terkini, elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin olup, Yerel Mahkemece kurulan hükmün temyizi üzerine, Dairece, 14.3.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca kadastro tespitinin kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Yasanın 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçe gösterilerek davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı;
ancak, davalı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru değil ise de bu hususun yargılamanın tekrarını gerektirmediğinden hüküm fıkrasından "davada kendilerini vekille temsil ettiren davalılar lehine 525'şer TL avukatlık parasına hükmedilmesi" ibaresinin çıkartılarak hükmün bu şekliyle düzeltilerek onanmasına karar verildiği görülmektedir.
Gerçekten de; işin esası bakımından 5841 sayılı Yasanın yürürlüğü döneminde davanın hak düşürücü süreden reddedilmiş olması ve bu nedenle Daire onama kararı doğrudur. Ancak anılan Yasa, Anayasa Mahkemesi'nin 12.05.2011 tarih 2009/31 E. 2011/77 K. sayılı kararı ile iptal edilmiş ve karar 23.7.2011 tarihinde resmi gazetede yayımlanarak iptal hükmü yürürlüğe girmiştir.
Öyle ise, kesin hüküm halini almamış ve kazanılmış hakkın istisnasını teşkil eden bu durum karşısında 5841 sayılı Yasa hükümleri uyarınca davanın reddine ilişkin olarak kurulan hükmün, verildiği tarih itibarıyla doğru olduğu düşünülse ve ayrıca Anayasanın 153.maddesine göre iptal kararı geriye yürümezse de 10.3.1969 günlü ve 1/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçe bölümünde belirtildiği üzere iptal, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemez ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına girer. Öyleyse, davanın hak düşürücü süreden reddine ilişkin kurulan kararın ve Daire onama gerekçesinin Anayasa Mahkemesi’nin anılan iptal kararından sonra doğru olduğu söylenemez. Zira, kamu düzeninin söz konusu olduğu bütün haller istisnanın kapsamına girer.
Hal böyle olunca; işin esasının 28.11.1997 tarihli 5/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına göre değerlendirilmesi, davanın kısmen veya tamamen kabulü halinde de, 19.1.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Yasa hükümleri de gözetilerek taraf iddiaları doğrultusunda gerekli araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması bakımından karar bozulmalıdır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/395, K. 2012/2868, 14 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama