KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/8624 E., 2012/10141 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2012
- Mahkemesi
- MANAVGAT 2. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 14/06/2011
- Numarası
- 2010/243-2011/390
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı Manavgat 2. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 14.6.2011 gün ve 2010/243 esas 2011/390 karar sayılı hükmün bozulmasına ilişkin olan 6.2.2012 gün ve 12844-859 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalı vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, tapu iptali-tescil isteğine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı Y.M., 328 sayılı parseldeki payının ifraz ve tevhit işlemleri yapılırken A. G.'ün payına dahil edildiğini, ondan da satışlar suretiyle davalıya geçtiğini ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.
Gerçekten de, dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacının paydaşı bulunduğu 328 sayılı parselin 1994 yılındaki ifraz ve tevhit işlemleri sırasında davacıya herhangi bir pay verilmediği, paydaşlardan A.G.'ün ise taşınmazdaki payının 278 olması gerekirken kendisine 650 pay verildiği, A.'in bu 650 payı A. M.'ya sattığı, A.'nin de taşınmazdaki 278 payı ile A.'ten satın aldığı 650 payı birleştirerek toplam 928 payını 2002 yılında davalı M. Ç.'e satış yoluyla devrettiği; daha sonra da taşınmazın imar işlemine tabi tutulduğu görülmektedir.
Değinilen olgular karşısında, davalının çekişmeli payı ifraz ve tevhit işlemleri sırasında edinmediği, ifraz ve tevhit işleminin yapıldığı 1994 yılından 8 yıl sonra 2002 yılında satın alma suretiyle edindiği ve ikinci el konumunda olduğu açıkça anlaşılmakta olup; somut olayda TMK.'nun 1023. maddesinin koruyuculuğundan yararlanıp yararlanamıyacağının tartışılması gerektiği kuşkusuzdur.
Hal böyle olunca, davalının TMK.'nun 1023. maddesi çerçevesinde iyi niyetli bulunup bulunmadığının araştırılması ve sonucuna göre bir karar verilmesi yerine, bu yönde bir araştırmaya gidilmeksizin davanın kabul edilmesi isabetsizdir. Kabule göre de, yeni oluşan imar parselleri üzerinden iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken, infaza elverişli olmayacak şekilde 328 sayılı parsel üzerinden hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/8624, K. 2012/10141, 26 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama