KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2012/9471 E., 2013/3746 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Mart 2013
- Mahkemesi
- MERSİN 3. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/05/2012
- Numarası
- 2011/135-2012/198
Karar Metni
474 kelime·2 dk okuma
Yanlar arasında görülen elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.03.2013 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden vekili Avukat A.. K.. ile temyiz edilen vekili Avukat S.. E.. geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, eski hale getirme ve tazminat isteklerine ilişkin olup, mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişme konusu 1468 parsel sayılı taşınmazın kayden davacı adına kayıtlı olduğu, davalının kayıttan ve mülkiyetten kaynaklanan bir hakkının bulunmadığı, komşu 1467 parselin ise davalı adına kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır.
Davacı, dava konusu taşınmazın sınırında hendek açıp, hafriyat çalısması yapmak suretiyle davalının taşınmazında toprak kaymasına neden olduğunu, meyve ağaçlarının yıkıldığını, zeminin hareketli hale geldiğini, zarara uğradığını ileri sürerek eldeki davayı açtığı görülmektedir.
Mahkemece, davacının davasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve uygulamanın yeterli olduğunu söyleyebilme olanağı yoktur.
Şöyle ki, mahkemece yapılan uygulama sonucu elde edilen fen bilirkişi raporu ile, dava konusu taşınmazların bulunduğu arazilerin eğimli olduğu, sınırda ark açıldığı ve davacının maliki olduğu 1468 parsel sayılı taşınmazda toprak yarılmaları ve toprak kayması belirlendiği, aynı keşfe katılan inşaat ve ziraat mühendisi bilirkişilerin raporunda ise, kaymanın arazinin meyilli olmasından kaynaklandığı açıklandıktan sonra, kaymanın önlenmesi için teraslama çalışmasının yapılmadığı, halen ağaçlarda bir zararın tespit edilememekle beraber, kesin zararın tespiti için üretim dönemleri olan Ağustos-Eylül aylarında tekrar kontrol yapılması gerektiği açıklandığı halde mahkemece, anılan raporlarla yetinilerek sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Öyleyse, tarafların iddia ve delilleri toplanıp, gerekli araştırma ve inceleme yapılmadan, davacının taşınmazında toprak yarılması ve kayması olduğu belirlendiği halde, bunun nedeni üzerinde durulmadan, zararın giderilmesi yöntemleri belirlenmeden, konunun uzmanı olmayan bilirkişilerin soyut değerlendirmesi doğrultusunda karar verilmesinin doğru olduğu söylenemez.
Hal böyle olunca; mahallinde içlerinde jeoloji mühendisinin de yer aldığı uzman bilirkişi heyeti ile birlikte yeniden keşif yapılarak, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda gerekli araştırma ve incelemenin yapılması, bilirkişiden uygulamayı gösterir, denetime elverişli rapor alınması, davacının zararının olup olmadığının kesin biçimde ortaya konulması, zararın varlığının belirlenmesi halinde zararın giderilmesi yöntemlerinin raporda gösterilmesi ile hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile, noksan soruşturmayla yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm tesisi isabetsizdir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2012/9471, K. 2013/3746, 19 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama