İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2013/18418 K.2014/5281

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu,…

Esas2013/18418Karar2014/5281Tarih11 Mart 2014Okuma7 dk · 1.335 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2013/18418 E., 2014/5281 K.·Esas No : 2013/18418

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
11 Mart 2014
Karar no
2014/5281
Mahkemesi
İSKENDERUN 1. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Tarihi
21/02/2013
Numarası
2011/473-2013/76
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.335 kelime·7 dk okuma

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

Dava, yolsuz tescil hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir. Mahkemece; çekişmeli taşınmazın önceki maliki Suriye uyruklu M. S.'ın mirasçısı olan G. C. tarafından açılan kamulaştırma kararının iptali istekli davanın idare mahkemesince reddedilerek kesinleştiği, yine İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/34 E- 1992/272 K sayılı kamulaştırma ilamının yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılması istekli davanında reddedilerek kesinleştiği bu durumda yolsuz tescilden söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan tüm delillerden; çekişmeli 43 parsel sayılı taşınmazın Suriye uyruklu Mihail kızı M.

S. adına kayıtlı iken Akçalı Belediyesi Daimi Encümenliğince 02.11.1990 tarihinde halk plajı ve günü birlik dinlenme tesisi olarak kamulaştırılmasına karar verildiği, 07.01.1992 tarihinde tapu maliki taraf gösterilerek Kamulaştırma Kanunun 16.maddesi uyarınca açılan dava üzerine mahkemece tapu malikinin adresinin zabıta aracılığıyla araştırıldığı, olumsuz cevap üzerine ilanen tebligat yapılarak Hazinenin yokluğunda dava görülüp İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/34E-1992/272K sayılı ilamıyla A..

B.. adına tesciline Karar verildiği, temyiz edilmeksizin 30.03.1994 tarihinde kesinleştiği, Alman vatandaşı G.

C.'in; kayıt malikinin tek mirasçısı olduğuna dair İskenderun Sulh Hukuk Mahkemesinin 08.05.2001 gün 2001/562E-2001/505K sayılı mirasçılık belgesine dayanak İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1992/34E-1992/272K sayılı ilamının yargılamanın yenilenmesi yoluyla kaldırılması isteğiyle 09.05.2001 tarihinde dava açtığı, Hazinenin davaya katıldığı, İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2001/318E-2010/173K sayılı ilamla yargılamanın yenilenmesi davasının koşullarının bulunmadığı,

usulsüz tebligatın öğenildiği tarihten itibaren süresinde temyiz yoluna başvurulması gerektiği halde anılan yola da başvurulmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, temyiz ve karar düzeltme isteklerinin Yargıtay 18.Hukuk Dairesince reddedilerek 11.10.2012 tarihinde kesinleştiği, G.C. tarafından 43 parselin kamulaştırılmasına ilişkin encümen kararının iptali isteğiyle dava açıldığı, Adana 1.İdare Mahkemesinin 2006/1765E-1014K sayılı ilamıyla süresinde açılmadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği,

temyiz edilmeksizin 13.09.2006 tarihinde kesinleştiği, Hazinenin anılan durumlara değinip yolsuz tescil hukuksal sebebine dayalı olarak tapu kaydının iptaliyle Mihail kızı M. S. adına tescil isteğiyle eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere, 15.6.1927 tarihinde yürürlüğe giren 1062 sayılı Yasa ile, Bakanlar Kuruluna karşılıklılık (Mukabele-i bilmisil) olarak bir devletin vatandaşlarının Türkiye’deki malları üzerindeki tasarruflarını kısmen veya tamamen tahdit, veya onlara el koyma yetkisi verilmiştir.

Bakanlar Kurulunca, bu yasaya uygun olarak Suriye uyruklu kişiler hakkında 13.1.1939 tarih 2/10250 Sayılı Kararname çıkarılarak, taşınmazlarını başkalarına devretmeleri ve üzerlerine ipotek koydurmaları yasaklanmıştır.

23.6.1959 tarihinde kabul edilen sözleşme ile Türkiye Sınırları içinde kalan ve Türk Tabiiyetine geçmiş sayılan kimselere, Suriye ve Lübnan uyruğuna geçmek için sözleşme tarihinden itibaren 6 aylık ikametgahlarını nakletme, 18 aylık da mallarını tasviye için süre tanınmıştır.

31.5.1940 tarih 2/13629 Sayılı Kararname Lübnan ve Suriye uyruğunu tercih edenlerin mallarını, tanınan 18 aylık sürenin bitimine kadar zayii ve telef olmaması için nasıl idare edileceğine ilişkin yöntemleri belirlemiş, Suriye uyrukluların malları Devletçe konulan bu ilkelere göre idare edilmeye başlanmıştır. İlave olarak süresinde mallarını tasfiye etmeyen kişilerin mallarının, 2490 Sayılı Yasaya, göre tasfiye edileceği hükmü getirilmiştir.

14.2.1942 tarih 2/17317 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile de muvazaalı temliklerin, önlenmesi yönünden Suriye uyruklu kişilerin, borçlarından dolayı malları üzerinde haciz konarak satışlarının yapılabilmesi yasaklanmıştır. 18.11.1957 tarih 4/9697 sayılı kararname ise, Suriye uyrukluların, paydaşı olduğu taşınmazların rızaen taksimlerini yasaklamış ancak mahkeme eliyle şuyuun izalesine imkan vermiştir.

Bunun yanında Medeni Kanunun 724 ve 725. maddesine göre temliken tescilleri önlenmiştir. Son olarak 17.10.1966 tarihinde yürürlüğe giren 1.10.1966 gün 6/7104 Sayılı Kararname ile de, Suriye uyrukluların mallarına Devletçe el konmuştur.

Kısaca belirtmek gerekirse Suriye uyrukluların mallarının mülkiyeti 1966 tarihine kadar Devlete geçmemiş ise de, bu malların gerek mal sahibinin iradesi, gerekse iradesi dışında özel kişilere geçmesi önlenmiş, onlara vaziyet edilmiş üzerlerinde gittikçe artan bir hakimiyet kurulmuş, sonunda da söz konusu kararname ile fiilen el konulmuştur.

Diğer bir anlatımla 1.10.1966 tarihinden önce ilerde Devlete geçeceği düşünülerek Suriye uyrukluların malları denetim altına alınmıştır (Hukuk Genel Kurulunun 15.4.1992 tarih 992/7-174-245 Sayılı, 4.12.1991 tarih 991/16-539-624 sayılı kararı).

Hemen belirtilmelidir ki; tapu sicillerinin tutulması kamu düzeni ile ilgili olup buna ilişkin prensiplerden biri sicilin aleniliği (güvenilirliği), bir diğeri tescil, üçüncüsü Hazinenin kusursuz sorumluluğu ve sonuncusu ise sicilin geçerli ve hukuki sebebe dayalı olması başka bir ifade ile sicilin illetten mücerret olamayacağıdır. Gerçekten de, sicilinin dayanağını teşkil eden geçerli bir hukuki sebep yok ise anılan sicilin hukuken korunmasına olanak yoktur. Böylesi bir sicil Türk Medeni Kanununun 1025.maddesi hükmü uyarınca yolsuz tescil niteliğinde olup iptali gerekir.

Somut olaya gelince. 15.6.1927 tarihinde yürürlüğe giren 1062 sayılı Yasa ve 17.10.1966 tarihinde yürürlüğe giren 01.10.1966 gün 6/7104 Sayılı Kararname uyarınca Suriye uyrukluların mallarına Devletçe el konulduğundan anılan taşınmazlarla ilgili yönetim, denetim ve davalarda temsil yetkisi Hazineye geçmiştir.

Akçalı Belediyesi Daimi Encümenliğince halk plajı ve günü birlik dinlenme tesisi olarak kamulaştırılmasına karar verildiği ve anılan belediye tarafından kamulaştırma davası açıldığı tarihlerde çekişme konusu taşınmazın beyanlar hanesinde “1062 sayılı Yasa uyarınca Hazinece el konulmuştur” şerhi bulunduğu halde Belediye tarafından Hazine'ye husumet yöneltilmeden, mahkemecede Hazinenin yokluğunda yapılan yargılama sonucu taşınmazın tapu taydının iptal edilerek belediye adına tesciline karar verildiğinden yukarıda özetlenen yasal düzenlemeler karşısında Belediye yönünden yolsuz tescil sözkonusu olup sicil dayanaksız kalmıştır.

Ne var ki, çekişmeli taşınmazı belediyeden ihale yoluyla edinen davalı İbrahim'in temellükünde iyiniyetli olduğunun saptanması durumunda Türk Medeni Kanununun 1023.maddesi koruyuculuğundan yararlanması gerekeceği kuşkusuzdur. Davalı İbrahim'in çekişmeli taşınmazı satın aldığı tarihte tapu kaydının beyanlar hanesinde “1062 sayılı Yasa uyarınca Hazinece el konulmuştur” şerhinin bulunması halinde iyiniyetinden sözedilemeyeceğinden, davanın kabulüne karar verilmesi, anılan şerhin bulunmaması halinde davalının iyiniyetli olup olmadığının araştırılması gerekir.

Hukukumuzda, diğer çağdaş hukuk sistemlerinde olduğu gibi kişilerin huzur ve güven içerisinde alış verişte bulunmaları satın aldıkları şeylerin ilerde kendilerinden alınabileceği endişelerini taşımamaları, dolayısıyla toplum düzenini sağlamak düşüncesiyle, alan kişinin iyi niyetinin korunması ilkesi kabul edilmiştir. Bu amaçla 4721 s. Türk Medeni Kanununun (TMK) 2.maddesinin genel hükmü yanında menkul mallarda 988 ve 989., tapulu taşınmazların el değiştirmesinde ise 1023. maddesinin özel hükümleri getirilmiştir.

Öte yandan, bir devleti oluşturan unsurlardan biri insan unsuru ise bunun kadar önemli olan ötekisi topraktır. İşte bu nedenle Devlet, nüfus sicilleri gibi tapu sicillerinin de tutulmasını üstlenmiş, bunların aleniliğini (herkese açık olmasını) sağlamış, iyi ve doğru tutulmamasından doğan sorumluluğu kabul etmiş, değinilen tüm bu sebeplerin doğal sonucu olarak da tapuya itimat edip, taşınmaz mal edinen kişinin iyi niyetini korumak zorunluluğunu duymuştur.

Belirtilen ilke TMK'nin 1023. maddesinde aynen "tapu kütüğündeki sicile iyi niyetle dayanarak mülkiyet veya başka bir ayni hak kazanan 3 ncü kişinin bu kazanımı korunur" şeklinde yer almış, aynı ilke tamamlayıcı madde niteliğindeki 1024.maddenin 1. fıkrasına göre "Bir ayni hak yolsuz olarak tescil edilmiş ise bunu bilen veya bilmesi gereken 3 ncü kişi bu tescile dayanamaz" biçiminde öngörülmüştür.

Ne var ki; tapulu taşınmazların intikallerinde, huzur ve güveni koruma, toplum düzenini sağlama uğruna, tapu kaydında ismi geçmeyen ama asıl malik olanın hakkı feda edildiğinden iktisapta bulunan kişinin, iyi niyetli olup olmadığının tam olarak tespiti büyük önem taşımaktadır. Gerçekten bir yanda tapu sicilinin doğruluğuna inanarak iktisapta bulunduğunu ileri süren kimse diğer yanda ise kendisi için maddi, hatta bazı hallerde manevi büyük değer taşıyan ayni hakkını yitirme tehlikesi ile karşı karşıya kalan önceki malik bulunmaktadır.

Bu nedenle, yüzeysel ve şekilci bir araştırma ve yaklaşımın büyük mağduriyetlere yol açacağı, kişilerin Devlete ve adalete olan güven ve saygısını

sarsacağı ve yasa koyucunun amacının ilk bakışta, şeklen iyiniyetli gözükeni değil, gerçekten iyiniyetli olan kişiyi korumak olduğu hususlarının daima göz önünde tutulması, bu yönde tüm delillerin toplanıp derinliğine irdelenmesi ve değerlendirilmesi gerekmektedir.

Nitekim bu görüşten hareketle, "kötü niyet iddiasının def'i değil itiraz olduğu, iddia ve müdafaanın genişletilmesi yasağına tabii olmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve mahkemece kendiliğinden (resen) nazara alınacağı” ilkeleri 8.11.1991 tarih l990/4 esas l99l/3 sayılı İçtdihadı Birleştirme Kararında kabul edilmiş, bilimsel görüşlerde aynı doğrultuda gelişmiştir.

Hal böyle olunca, çekişmeli taşınmazın tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileriyle birlikte(beyanlar hanesindeki tüm şerhleride gösterir şekilde) getirtilmesi yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle davalı İbrahim'in iyiniyetli olup olmadığının araştırılması sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Davacı vekilinin değinilen hususlara yönelik temyiz itirazları yerindedir.Kabulüyle hükmün açıklanan nedenlerle (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 11.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/18418, K. 2014/5281, 11 Mart 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2013/18418
Karar No
2014/5281
Tarih
11 Mart 2014

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Ceza Dairesi E.2013/18419 K.2014/6725
  • Yargıtay 13. Hukuk Dairesi E.2013/18419 K.2014/8183
  • Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2013/18420 K.2014/6025
  • Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2013/18420 K.2014/5277
  • Yargıtay 18. Hukuk Dairesi E.2013/18421 K.2014/4104
  • Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2013/18422 K.2014/4954

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.