KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/19957 E., 2014/811 K.·Mahkemesi : Tefenni Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2014
- Tarihi
- 19/12/2012
- Numarası
- 2010/37-2012/149
Karar Metni
481 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi . raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, ehliyetsizlik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında uyuşmazlığın niteliği vurgulanmak suretiyle izlenmesi gereken yol açıkça belli edilmiş ne var ki, mahkemece bozma gerekleri yerine getirilmemiştir.
Bozmadan sonra, Adli Tıp Kurumunca incelemeye esas teşkil edecek bilgi ve belge temin edilemediğinden dosyanın Adli Tıp Kurumunun ilgili dairesine gönderilmemesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ne var ki; muris muvazaası yönünde hükme yeterli bir araştırma da yapılmış değildir.
Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.
Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarih 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunun 706., Türk Borçlar Kanunun 237. (Borçlar Kanunun 213.) ve Tapu Kanunun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.
Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.
Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.
Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.
Hal böyle olunca; daha önce dinlenen tapu memurları dışındaki tanıkların yeniden dinlenmesi, yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca araştırma yapılması, mirasbırakanın başka mal varlığı olup olmadığı, diğer çocuklarıyla ilişkileri onlardan mal kaçırmasını gerektirecek bir durumun olup olmadığı araştırılarak toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek mirasbırakanın gerçek irade ve amacının duraksamaya yer vermeyecek şekilde saptanması varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/19957, K. 2014/811, 21 Ocak 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama