KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/20174 E., 2013/18323 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2013
- Dava türü
- ECRİMİSİL
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Yanlar arasında görülen ecimisil davası sonunda yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar tarafından yasal süresi içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Dava; paydaşlar arasında ecrimisil isteğine ilişkin olup mahkemece; davaya konu 1237 parsel bakımından davanın reddine, diğer parseller bakımından ise kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; tarafların ortak mirasbırakanı ...'ın, dava konusu 1237, 347, 1013, 993 parsel sayılı, zeytinlik, tarla ve ev niteliğindeki taşınmazların bir kısmında bağımsız malik, bir kısmında ise paydaş olduğu, murisin ölümü ile taşınmazların mirasçılarına intikal ettiği anlaşılmaktadır.
Davacılar; paylı mülkiyete tabi taşınmazlarda mirasbırakanlarının payı üzerinde elbirliği halinde malik olduklarını, paylarına isabet eden bölümlerde uzun yıllardan beri davalıların tasarruf ettiklerini ileri sürerek eldeki davayı açmışlar, davalılar ise murisin ölümünden sonra taksim yapıldığını, tüm mirasçıların katılımı ile yapılan taksimin davacılar için de bağlayıcı olduğunu, davacıların paylarına düşen yerleri ...a icara vermek suretiyle kullandıklarını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
Bilindiği ve gerek öğretide gerekse yargısal uygulamalarda ifade edildiği üzere ecrimisil, diğer bir deyişle işgal tazminatı, hak sahibinin taşınmazı haksız biçimde kullanan kötüniyetli zilyetten isteyebileceği en azı kira geliri, en fazlası mahrum kalınan gelir kaybına karşılık gelen bir bedeldir.
Öteyandan, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu düzenlenirken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesinde de paralel düzenleme ile ; "....ispat yükünün, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olacağı" hükmüne yer verilmiştir.
Somut olay yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirildiğinde; davalıların taksim savunmasında bulunmalarına rağmen bu savunmalarını kanıtlamaya yönelik delil ibraz etmedikleri gibi, tanık dahi dinletmedikleri, diğer taraftan davacının da davalı yanın savunması ve tanık beyanının aksini ispatlar nitelikte delil ibraz edemediği,
davacının dinlettiği iki tanıktan biri olan .. ...'ın 07/03/2012 tarihli celsede "...taşınmazın mirasçılar arasında paylaşıldığını, davacının payına düşen bölümü kendisine icara vermek suretiyle kullandığını, taşınmazların gelirinden yararlandığını, 2010 ve 2011 yılı hasadını davacı taraf adına topladığını, 2009 yılı hasadının ise kardeşi tarafından davacı adına toplandığını ancak 2007 ve 2008 yıllı hakkında bilgi sahibi olmadığını " bildirdiği,
böylelikle davaya konu edilen 2007/2008/2009/ 2010 ve 2011 dönemi için 347, 1031 ve 993 parsel sayılı taşınmazları davalıların tasarruf ettiklerinin veya taşınmazların gelirinden yararlandıklarının kanıtlanamadığı sonucuna varılmaktadır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/20174, K. 2013/18323, 19 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama