KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2013/9614 E., 2013/13147 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Eylül 2013
- Mahkemesi
- İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
- Tarihi
- 09/11/2012
- Numarası
- 2011/344-2012/710
Karar Metni
277 kelime·1 dk okuma
Yanlar arasında görülen ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
Dava, ecrimisil istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraflara tebliği üzerine temyiz yoluna başvurulmaması nedeniyle hüküm 08.04.2013 tarihinde kesinleşmiştir.
Davacı tarafından verilen dilekçe ile dava kabul edildiği halde lehine vekalet ücretine karar verilmediğini belirterek tavzih yolu ile vekalet ücretinin hüküm altına alınmasının talep edilmesi üzerine, Mahkemece talep yerinde görülmüş ve davacı yararına vekalet ücretinin tahsiline ve hükmün tavzihine karar verilmiştir.
Tavzihin kabulüne dair karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK 'nin 305. maddesi uyarınca '' Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez'' hükmünü içermektedir.
Somut olayda, hüküm yeterince açık ve birbirine aykırı fıkralar içermediği açıktır. Ne var ki kısa kararda ve gerekçeli kararda bulunmayan davacı lehine vekalet ücreti, tavzih yolu ile hükme eklenerek davalının yükümlülüğü tavzih yolu ile genişletilmiş ve hüküm bu suretle değiştirilmiştir. Tavzih yolu ile verilen karar yukarıda belirtilen yasal düzenlemeye açıkça aykırı olup, tavzih isteminin reddine karar verilecek yerde yazılı şekilde kabul edilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2013/9614, K. 2013/13147, 23 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama