KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2014/12163 E., 2015/14937 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2015
- Davatürü
- ELATMANIN ÖNLENMESİ-YIKIM-TAZMİNAT
Karar Metni
430 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi, yıkım, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar taraf vekillerince yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Dava; çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat isteklerine ilişkindir.Davacı, 102 ada 112 parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, komşu parsel maliki davalı şirket tarafından hastane inşaatının yapımı sırasında taşınmazına ve taşınmazlar arasında bulunan yola tecavüz edildiğini, yolun taşınmazına kaydırıldığını, usulsüz hafriyat ve inşaatlar yapılarak taşınmazına zarar verildiğini ileri sürerek, taşınmazına ve yola vaki elatmanın önlenmesine,
bu kısımlarda bulunan inşaatın yıkımına, taşınmazına verilen zarardan ötürü 59.974,00 TL tazminata karar verilmesini istemiştir.Davalı, iddiaların doğru olmadığını, inşaat sebebiyle davacının taşınmazına zarar verilmediğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.Mahkemece, davacıya ait taşınmaza müdahalenin keşfen saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu açıktır. Bu tür davalarda, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413.
(6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120. maddesi) ve 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değerinin elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (4.3.1953 tarih 10/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 26, 27, 28,
30 ve 32 maddelerinde öngörüldüğü şekilde işlemlerin yerine getirilerek gerekli olan harcın alınacağı tartışmasızdır.Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davanın, hükmedilmesi istenen tazminat miktarı üzerinden harç ödenmek suretiyle açıldığı, el atmanın önlenmesi ve yıkım istekleri yönünden harç yatırılmadığı, yargılama sırasında bu yönden harç ikmali yapılmadığı,
karar ve ilam harcının da hükmedilen tazminat miktarı üzerinden belirlendiği görülmektedir.Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hâl böyle olunca, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden el atmanın önlenmesi ve yıkım isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan zemin ve yapı değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/12163, K. 2015/14937, 22 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama