KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2014/13047 E., 2015/14689 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Aralık 2015
- Dava türü
- ELATMANIN ÖNLENMESİ
Karar Metni
299 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen elatmanın önlenmesi davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi isteğine ilişkindir.
Davacılar, kayden maliki oldukları 40 ve 45 parsel sayılı taşınmazların kullanımının davalılar tarafından engel olunduğunu, haksız müdahalede bulunduklarını ileri sürerek elatmanın önlenmesine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar, iddiaların yerinde olmadığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, elatma olgusunun keşfen saptandığı gerekçesi ile 40 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu susuz tarla niteliğindeki 40 ve 45 parsel sayılı taşınmazların paylı mülkiyet üzere üçüncü kişiler ile birlikte davacılar adına kayıtlı olduğu, davalıların kayıttan ve mülkiyetten kaynaklana bir haklarının bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere; TMK'nun 683.maddesine dayalı elatmanın önlenmesi istekli davaların konusunu haksız eyleme dayalı tasarrufların oluşturduğu kuşkuzdur. Eylem kimin tarafından yapılırsa, davanın ona yönelik olarak açılması ve sonucundan onun sorumlu tutulması asıldır. Taşınmazın bir başkası tarafından da tasarruf edilmesi ya da kullanıma sunulması o yeri haklı ve geçerli bir nedene dayalı olmaksızın tasarruf edenin sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı da açıktır.
Somut olaya gelince; davalılar tüm aşamalarda çekişmeli taşınmazları kullanmadıklarını savunmuş olup, taşınmazları davalıların tasarruf ettiği ya da davacıların kullanımına engel olduklarını kanıtlayacak bir delil de gösterilmiş değildir.
Nitekim; yerinde yapılan keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi de davalıların eylemlerine yönelik herhangi bir beyanda bulunmamaktadır.
Hâl böyle olunca; kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değlidir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/13047, K. 2015/14689, 16 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama