KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2014/17794 E., 2014/17981 K.·Mahkemesi : Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Kasım 2014
- Tarihi
- 25/04/2013
- Numarası
- 2011/61-2013/208
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında birleştirilerek görülen elatmanın önlenmesi, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davada elatmanın önlenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne, birleşen davanın ise kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
KARAR-
Asıl dava elatmanın önlenmesi ecrimisil, birleşen dava ise ecrimisil isteğine ilişkindir.
Mahkemece asıl davada, konusu kalmadığı gerekçesiyle elatmanın önlenmesi istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil talebinin kabulüne, birleşen davanın da kabulüne ilişkin olarak verilen karar, davacılar vekili tarafından asıl davaya yönelik olarak temyiz edilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; asıl davanın 4 parsel sayılı taşınmazdaki 8 numaralı bağımsız bölüme yönelik elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteği ile, birleşen davanın ise 2 numaralı bağımsız bölüm yönünden ecrimisil talebine ilişkin olduğu, asıl davanın yalnız ecrimisil talebi yönünden harç yatırılmak suretiyle açıldığı, elatmanın önlenmesi talebi bakımından değer gösterilmediği ve yargılama aşamasında da bu talep yönünden harç tamamlanmadığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki; asıl davadaki iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçiminden, davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu; böyle bir davada, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 413. ve 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 16. maddeleri uyarınca dava değerinin ve buna göre alınacak harcın, el atılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil toplamından ibaret olacağı kuşkusuzdur (4.3.1953 tarihli ve 10/2 sayılı İBK).
Bilindiği üzere, 492 sayılı Harçlar Kanunu, harcın alınmasını veya tamamlanmasını tarafların isteklerine bırakmayıp, anılan hususun mahkemece kendiliğinden gözetileceğini düzenlemiş ve buyurucu nitelikteki 32. maddesinde yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağını öngörmüştür.
Hal böyle olunca, öncelikle asıl davada ileri sürülen isteklerden elatmanın önlenmesi isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekirken, anılan husus gözardı edilerek işin esası bakımından hüküm kurulması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/17794, K. 2014/17981, 20 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama