KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2014/18343 E., 2017/1036 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2017
Karar Metni
297 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen yıkım, eski hale getirme davası sonunda, yerel mahkemece davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, kal ve eski hale getirme isteğine ilişkindir.
Davacı, davalının uyarılmasına rağmen maliki olduğu taşınmaz üzerine ruhsatsız bina eklentisi yaptığını ileri sürerek, kal-i ile eski hale getirilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalının yapmış olduğu müştemilatın ruhsata tabi olduğu, alınmış ruhsatının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bilindiği üzere; davacının dava hakkına sahip olması dava açabilmesi için yeterli değildir. Bundan başka davacının dava açmakta hukuki yararının da bulunması gereklidir. Yani dava hakkı hukuki yarar ile sınırlıdır.
Usul hukukunda hukuki yarar mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (veya mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının olması gerektiğine ilişkin ilke anlamına gelir. Davacının dava açmakla hukuk kuralları tarafından haklı bulunan (korunan) bir yararı olmalı, haklarını elde edebilmesi için mahkeme kararına ihtiyaç bulunmalı ve davacı mahkemeyi gereksiz yere uğraştırmamalıdır. Öte yandan bu yararın " hukuki ve meşru", " doğrudan ve kişisel", "doğmuş ve güncel" olması zorunludur. Nitekim 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesinin "4" fıkrası ile hukuki yarar dava şartı olarak düzenlenmiş olup, 115. maddesine göre de mahkemece istek olmaksızın resen gözetileceği açıktır.
Bu durumda, davacı ... Başkanlığı’nın İmar Yasası’nın 32. ve 42. maddelerine göre ruhsatsız bina yapımı halinde yapabileceği idari işlem düzenlenmiş olmakla, davacının dava açmakta hukuki yararı bulunmamaktadır.
./..
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/18343, K. 2017/1036, 2 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama