KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2014/7589 E., 2014/10648 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2014
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
521 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada; Davacı, kayden maliki olduğu 1293 parsel sayılı taşınmazdaki 2079/4320 payını aldığı borcun teminatı olarak davalıya satış suretiyle temlik ettiğini, davalının aralarında yaptıkları sözleşmeye aykırı davranarak taşınmazı iade etmediğini ileri sürerek ödenmesi gereken borcun fer'ileri ile birlikte tespitine, tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, dava konusu taşınmaz payını bedelini ödeyerek satın aldığını, daha sonra yapılan protokolde öngörülen sürede davacının borcunu ödemediğini, iddiaların doğru olmadığı belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar, Dairece; “ bilindiği üzere. 5.2.1947 tarih, 20/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ile bu tür bir iddianın yalnızca yazılı delil ile kanıtlanabileceği öngörülmüş olup, bu yazılı belgenin işlemden önce mi ya da asıl işlemle aynı tarihte mi yoksa sonraki tarihte mi düzenlenip düzenlenmediği konusunda bir kayıt bulunmamaktadır. Yorum yolu ile de olsa İBK. nın değiştirilmesi ya da genişletilmesine yasal olanak yoktur.
O halde, dosyadaki belgenin tarihi bu açıdan bir önem taşımamaktadır. Davalının, bu yöne değinen temyiz itirazı yerinde değildir, reddine. Ancak, B.K.'nun 83. maddesi, konusu para olan borçların memleket parası ile ödeneceğini ve 3. fıkrasında da yabancı para borcunun bu borcun vade ya da fiili ödeme günündeki rayice göre ... parası ile ödenmesini öngörmüştür. Somut olayda, fiili ödeme günü mahkemece paranın mahkeme veznesine depo ettirildiği gündür.
Bu nedenle dava tarihindeki kurun esas alınması doğru değildir. Diğer taraftan, yasa koyucu borç doğuran akitlerin kapsamını belirlemede akit serbestisi ilkesini benimsemiştir. (B.K: 19/1) Aynı maddenin 2.fıkrasında "emredici kurallara, ahlaka (adaba) ya da kamu düzenine veya kişisel haklara aykırı bulunmadığı sürece iki tarafın yaptığı sözleşmelerin geçerli olacağı" vurgulanmıştır.
Öyleyse, sözleşmede öngörülen dövize aylık % 4 oranına tekabül edecek miktarda faiz yürütüleceğine ilişkin anlaşma geçersiz olmakla birlikte, keza faizin hesabında borcun ... parası olarak vezneye depo edildiği tarihteki karşılığının esas alınması gerekirken, asıl döviz alacağı üzerinden yine döviz olarak faiz belirlemesi doğru değildir.
Hal böyle olunca, mahkemece öncelikle dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek borcun mahkeme veznesine depo edildiği tarihteki ... parası olarak saptanması ve faizinde yasal olmak koşulu ile ve davacının son kararı temyiz etmediği de dikkate alınarak varsa usulü kazanılmış haklar gözetilerek hesaplanması gerekirken, değinilen yönler göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir” gerekçesiyle bozulması üzerine bozma ilamına uyularak mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı tarafından süresinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 11.02.2014 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... ve vekili Avukat ....., ile diğer temyiz eden vekili Avukat ...geldiler duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2014/7589, K. 2014/10648, 29 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama