KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2015/11027 E., 2015/14055 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Aralık 2015
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
518 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davadan dolayı ........ Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 23.12.2013 gün ve 2011/690 esas 2013/617 karar sayılı hükmün onanmasına ilişkin olan 31.03.2015 gün ve 5013-4510 sayılı kararın düzeltilmesi süresinde davalılar vekili tarafından istenilmiş olmakla, dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü:
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkin olup, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar tarafından temyizi üzerine dairece; “dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, hükmün Onanmasına karar verilmiş, davalılar anılan karara karşı karar düzeltme isteğinde bulunmuştur.
Bilindiği üzere; tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten, son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hakimin, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 388., 6100 s. Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 298. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu HUMK'un 389., yine HMK'nin 297/2. maddesinde öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada HUMK'un 381. maddesinin son fıkrasının HMK'nin 294. maddesinin getirdiği imkândan faydalanarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağı geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK'nin yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum oluşturur. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda, değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek kısa kararda, “ ...... İli, .... İlçesi, .......... Mahallesinde bulunan, 41719/8 parselin davalı adına olan 12/32 payın tapusunun iptali ile,- 6/32 payın davacı ..., - 3/32 şer payın davacılar ... ve ......... adına tapuya tesciline” şekilde hüküm kurulduğu halde gerekçeli kararda, “ ...... İli, .... İlçesi, .......... Mahallesi 41719/8 parselde bulunan, A Blok, Zemin Kat .... numaralı, A Blok, ....
Kat, 3 ve 4 numaralı, A Blok .... Kat .. ve .... numaralı, A Blok ... Kat, ... ve 10 numaralı bağımsız bölümlerin tamamının A Blok, ...
Kat .... numaralı bağımsız bölümün 37/446 payının davalı ...'a ait 12/32 payına tapusunun iptali ile, her bir bağımsız bölümde ayrı ayrı olmak üzere ve .... numaradaki davalı payı dikkate alınarak; - 6/32 payın davacı ..., - 3/32 şer payın davacılar ... ve ......... adına tapuya tesciline” denilmek suretiyle kısa karara çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/11027, K. 2015/14055, 3 Aralık 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama