KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2015/15544 E., 2018/12690 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2018
Karar Metni
511 kelime·3 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin olarak verilen karar davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil , olmazsa tenkis isteğine ilişkin olup mahkeme dava konusu parsellerin bir kısmı yönünden davanın kabulüne, bir kısım parseller yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.
Bilindiği üzere, tarafların tüm delilleri toplanıp, tetkik edildikten ve 6100 sayılı HMK. nun 186. maddesine göre; son sözleri dinlenip duruşmanın bittiği bildirildikten sonra hâkimin; HMK'nun 297. maddesi uyarınca kararı gerekçesi ile birlikte (tam olarak) yazması ve hüküm sonucunu öngörülen biçimde tefhim etmesi asıldır.
Ne var ki, uygulamada söz konusu HMK'nun 294/4. maddesinin getirdiği ayrıcalığa dayanılarak bazı zorunlu nedenlerle sadece hükmün sonucu tutanağa geçirilip tefhim edilmekte, gerekçeli karar daha sonra yazılmaktadır.
İşte bu gibi hallerde HMK' nun 298/2 maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara daha sonra yazılan gerekçeli kararın uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hâkimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak yoktur.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili olması, yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HMK' nun yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hâkime yükletilmiş bir ödevdir.
Aksine düşünce ve uygulama yargı, yargıç ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile de bağdaşmaz.
Somut olayda; kısa kararın 4. bendinde; "... taşınmazlarda mirasbırakan ......’ye intikal eden miras payı olan 22/72 payın davacının payına isabet eden 1/3 pay oranında davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapu kütüğüne kayıt ve tesciline..." hükmedilmesine karşın; gerekçeli kararın hüküm kısmının 4.bendinde;
“taşınmazlardan muris ......'ye irsen intikal eden miras payının 22/72 olduğu anlaşılmakla, 22/72 payda davacının payına isabet 1/3 hissesinin davalı ... adına (her ne kadar kısa karar hükmünde Mehmet adına kayıtlı taşınmazlardan bahsedilmiş ise de dosyada mevcut tapu kayıtlarından ve akit tablosundan anlaşılacağı üzere taşınmazlar davalı ...'a devredildiğinden kısa karar hükmünde maddi hata yapıldığında) olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapu kütüğüne kayıt ve tesciline,
buna göre taşınmazın tamamı 216 pay kabul edilerek 22/216 payın davalı ... adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapu kütüğüne kayıt ve tesciline " şeklinde hüküm kurulması suretiyle değinilen ilke ve yasa hükümleri gözardı edilerek, kısa kararla çelişkili olarak gerekçeli karar yazılması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2015/15544, K. 2018/12690, 24 Eylül 2018 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama