İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2016/5589 K.2019/4705

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil-bedel davası sonunda, yerel mahkemece davanın davalı ... yönünden reddine, davalılar ... ve ... yönünden kabulüne ilişkin olarak verilen karar tereke temsilcisi ile asıl davada davalı ...…

Esas2016/5589Karar2019/4705Tarih19 Eylül 2019Okuma6 dk · 1.273 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2016/5589 E., 2019/4705 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
19 Eylül 2019
Dava türü
TAPU İPTALİ VE TESCİL-BEDEL
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.273 kelime·6 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasında birleştirilerek görülen tapu iptali ve tescil-bedel davası sonunda, yerel mahkemece davanın davalı ... yönünden reddine, davalılar ... ve ... yönünden kabulüne ilişkin olarak verilen karar tereke temsilcisi ile asıl davada davalı ... tarafından duruşma istekli olarak ve birleştirilen davada davalı ... tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 19.09.2019 Perşembe günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı ... vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat... geldiler,

davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalı ... vekili Avukat ve davalı ... vekili Avukat gelmedi, yokluğunda duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Asıl ve birleştirilen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı taktirde bedel isteğine ilişkindir.

Davacılar asıl davada, dava konusu 374 parsel sayılı taşınmazın önce ¼ payının (1750/7000) davalı mirasçı ... tarafından mirasbırakan ...’dan alındığını, bunu öğrenen dava dışı mirasçı ...’in de kalan ¾ ( 5250/7000) payı vekili olan kayınvalidesi marifetiyle mirasbırakandan alıp bilahare davalı eşi ...’a, adı geçenin de muvazaalı şekilde davalı ...’ye satış yolu ile temlik ettiğini, aile meclisi kararı ile taşınmazın mirasbırakan ... adına alınmasının kararlaştırıldığını, devirlerin muvazaalı olup davalı ...’nin de iyiniyetli olmadığını ileri sürerek dava konusu taşınmazın satışının iptali ile mirasbırakan ... adına tescilini istemişler;

davacılar birleştirilen davada, davalı ...’ün adının asıl davada sehven ... olarak yazıldığını, dava konusu 374 parsel sayılı taşınmazda son kayıt maliki davalı ...’ye

yapılan 5250/7000 oranındaki pay satışının muvazaalı olup davalı ...’ın yurt dışından gelerek dava tarihinden kısa bir süre önce devri gerçekleştirdiğini, davalı ...’nin, davalı ... ve eşinin güvendiği kişi olup iyiniyetli olmadığını, taşınmazın hızlıca ve muvazaalı olarak elden çıkartılmasına yardımcı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın satışının iptali ile mirasbırakan ... adına tescilini istemişler;

aşamalarda, taşınmazın satış bedelinin mirasçılar tarafından verilip saygı ve hürmeten mirasbırakan .... adına tescilinin kararlaştırıldığını ancak davalılardan ...’in sonradan buna aykırı davrandığını, mirasbırakan yanında olan mirasçıların muris muvazaası ile taşınmazı devir aldıklarını ileri sürerek davalılar ... ve ... adlarına kayıtlı payların iptali ile tüm mirasçılar adına tescilini, olmadığı taktirde davalı ...’ye temlik edilen çekişmeli taşınmazın bedelinin davalı ...’dan faiziyle birlikte tahsilini.

21.12.2010 tarihli dilekçeyle tereke temsilcisinin davaya dahil edilmesini istemişler; tereke temsilcisi, davaya bir diyeceğinin olmadığını beyan etmiştir.

Asıl davada davalı ..., dava konusu taşınmazın 1750/7000 payını 1979 yılında dava dışı ...’dan satın aldığını, mirasbırakan tarafından bir temlik yapılmadığını, mirasbırakanın ise payını ihtiyacı olmadığı halde muvazaalı olarak dava dışı oğlu...’e, adı geçenin de bir süre sonra davalı eşi ...’a devrettiğini, diğer davalı ...’ün ise davalı ... ile dava dışı eşinin yakın arkadaşı olduğunu; asıl davada davalı ..., dava konusu taşınmazın 1979 yılında satın alınırken parasını dava dışı eşi ...’in ödediğini; birleştirilen davada davalı ..., tapu kaydına güvenen iyiniyetli 3. kişi olup satıcı ile bir yakınlığı bulunmadığını, emlakçıdan tellaliye sözleşmesi ile taşınmazı satın aldığını belirtip davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, davanın davalı ... yönünden reddine, davalılar ... ve ... yönünden kabulüne dair verilen karar Dairece, “ ...Dava ve birleşen dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal ve tescil olmazsa bedelin tazmini isteklerine ilişkindir....Hal böyle olunca, somut olayda 1086 sayılı HUMK.'nun 409.

(6100 sayılı HMK.'nun 150.) madde hükmü gözetilmek suretiyle değerlendirme yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, terekeye mümessil atanmasından sonra da davanın davacılar vekili tarafından sürdürülmesine imkan tanınıp yazılı biçimde hüküm kurulması isabetsizdir...” gerekçesiyle bozulmuş.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında davalılar ..., ... ve ... davayı takip etmediklerini bildirmişler; mahkemece 22.09.2015 tarihli duruşmada HMK 150. maddesi uyarınca dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş; tereke temsilcisi tarafından sunulan yenileme dilekçesi üzerine mahkemece yargılamaya devam olunarak davalı ... yönünden iddianın kanıtlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalılar ... ve ... yönünden ise temlikin muvazaalı olduğu,

son kayıt maliki davalı ...’nin iyiniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ... adına kayıtlı 5250/7000 oranındaki payın tapu kaydının iptaliyle mirasbırakan ... mirasçıları adına payları oranında tesciline karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden.

1926 doğumlu mirasbırakan ...’ın 20.04.2006 tarihinde ölümü üzerine davacı eşi ..., davacı çocukları ..., ..., ..., ..., davalı oğlu ... ile dava dışı oğlu ...’in mirasçı kaldıkları, davacılardan eş ...’nın yargılamanın seyri sırasında öldüğü, eldeki davanın mirasbırakanın eşi ve bir kısım çocuğu tarafından tapunun iptali ile mirasbırakan adına tescil isteğiyle açıldığı ve 14.12.2010 tarihinde mirasbırakan ...’nun terekesine ...’ın tereke temsilcisi olarak atanmasına karar verildiği,

dava konusu 374 parsel sayılı tarla vasıflı taşınmazın tamamı dava dışı ... adına kayıtlı iken tamamını 7000 hisse itibar ederek 5250/7000 payını mirasbırakan ...’ya, 1750/7000 payını da davalı ...’e 16.11.1979 tarihinde satış yolu ile temlik ettiği, mirasbırakanın adına kayıtlı 5250/7000 payın tamamını 05.08.1994 tarihinde satış yolu ile dava dışı oğlu...’e, adı geçenin de 12.08.2003 tarihinde davalı eşi ...’a, onun da 25.08.2006 tarihinde birleştirilen davada davalı ...’e satış yolu ile temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Dava konusu taşınmazda mirasbırakan tarafından asıl davada davalı ...’e yapılan bir temlik bulunmayıp adı geçen davalıya dava dışı kişi tarafından yapılan pay temliki ile ilgili olarak 01.04.1974 tarihli ½ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmayacağı gözetilerek bu davalı yönünden davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik yoktur. Tereke temsilcisinin asıl davada davalı ...’e yönelik temyiz itirazlarının reddine.

Asıl davada davalı ... ile birleştirilen davada davalı ...’nin temyiz itirazlarına gelince;

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 1.4.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237. (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 190. maddesinde, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir."; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun(TMK) 6. maddesinde, "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." şeklinde yer alan hükümlerle, açılmış bir davada ispat yükünün kural olarak davacıya yüklendiği tartışmasızdır.

Somut olaya gelince, toplanan deliller yukardaki ilkelerle birlikte değerlendirildiğinde HMK 190. ve TMK 6. maddeleri gereğince mirasbırakanın diğer mirasçılar ve terekeden mal kaçırma kastının varlığı açıkça ortaya konulamadığı gibi birleştirilen davada davalı ...’nin kötüniyeti de ispatlanabilmiş değildir.

Hal böyle olunca, asıl ve birleştirilen davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.

SONUÇ / HÜKÜM

Asıl davada davalı ... ile birleştirilen davada ...’ün yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince temyiz eden ve duruşmaya gelen davalı ... vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 19.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/5589, K. 2019/4705, 19 Eylül 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2016/5589
Karar No
2019/4705
Tarih
19 Eylül 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5592 K.2019/3520
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5594 K.2019/3512
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5595 K.2019/3543
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5597 K.2019/3955
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5603 K.2019/3544
  • Yargıtay 23. Hukuk Dairesi E.2016/5604 K.2019/3545

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.