KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2016/9004 E., 2019/3313 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2019
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
301 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine ilişkin olarak verilen karar davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, dava konusu taşınmazları 24.10.1993 tarihinde yapılan aleni müzayede ile davalı Köy Tüzel Kişiliği’nden satın aldığını, bedellerini ödediğini ancak taşınmazların adına tescili için defalarca başvurmasına rağmen sonuç alamadığını ileri sürerek, tapu kayıtlarının iptali ile adına tescile karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında 6360 sayılı yasa gereği ... kaldırıldığından, ... davalı olarak davaya dahil edilmiştir.
Davalı, zamanaşımı ve hakdüşürücü süreler ile görev yönünden davanın reddi gerektiğini, 24.10.1993 tarihli müzayedenin muhtarlık kayıtlarında bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmaza ilişkin ... işleminin 06.02.1990 tarihinde kesinleştiği gerekçesiyle hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; taşınmazın 15.12.1989 tarihinde yapılan ... çalışmaları sırasında; ... tarafından köy tarlası olarak kullanılageldiği, halen zilyet ve tasarrufu altında olduğu belirtilerek ... adına tespit edildiği, ... işlemlerinin 06.02.1990 tarihinde kesinleştiği, ... parsel sayılı taşınmazın 17.09.1993 tarihinde ifraz edilerek dava konusu ... ada ... ve ... parsel sayılı taşınmazlar ile dava dışı parsellerin oluştuğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı 24.10.1993 tarihli müzayede ile taşınmazı satın aldığını ileri sürdüğüne göre, anılan tarihin ... tespitinin kesinleştiği 06.02.1990 tarihinden daha sonra olduğu, 3402 S.K'nun 12/3. maddesinin somut olayda uygulama yerinin bulunmadığı açıktır.
Hal böyle olunca,işin esasına girilerek, Köy Karar Defteri'nin istenmesi, tarafların toplanan ve toplanacak tüm delilleri birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2016/9004, K. 2019/3313, 23 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama