KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2017/1588 E., 2020/3931 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Eylül 2020
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS
Karar Metni
410 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında birleştirilerek görülen davada:
Asıl ve birleştirilen davada davacılar, mirasbırakanları ...’ın bir kısım mirasçılarını mirastan mahrum etmek amacıyla taşınmazlarını davalılara temlik ettiğini, dava konusu taşınmazlardan 240 nolu parselin bedeli miras bırakan tarafından ödenmek suretiyle davalılar adına tescil ettirildiğini; 929 nolu parselin ise 243 nolu parselden ifrazen geldiğini miras bırakan tarafından davalılara muvazaalı olarak temlik edildiğini ileri sürerek davalılara yapılan temlik işlemlerinin iptali ile parsellerdeki hisselerin murislerinin terekesine iadesine, aksi halde müvekkilinin miras payı oranında adlarına tesciline; olmazsa tasarruf işleminin müvekkilinin hissesi oranında tenkisine karar verilmesini istemişlerdir.
Davalılar vekili, davanın iyiniyetle açılmadığını, süreaşımına uğradığını bildirerek davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davacıların dava açma hakkını kullanmalarının TMK’nın 2. maddesinde düzenlenen "dürüst davranma" ilkesine aykırılık teşkil ettiği, ayrıca davanın makul süre içerisinde açılmadığı gerekçesi ile davanın reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece, "...
240 nolu parsel yönünden miras bırakanın üçüncü kişiden bedelini ödeyerek satın alıp davalılar adına tescil ettirmesi şeklindeki işlem (gizli bağış) yönünden 01.04.1974 tarih, 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararının uygulama yeri bulunmadığı, koşulların bulunması halinde Türk Medeni Kanununun tenkis hükümlerinin uygulanması suretiyle bir karar verilmesi gerekeceği açıktır.
Keza, muvazaa iddiasına dayalı davaların da zamanaşımına ve hak düşürücü süreye tabi olmaksızın her zaman açılabileceği yargısal uygulamayla benimsenmiş olup,bu husus Hukuk Genel Kurulunun 22.6.1983 gün ve 479/719 sayılı kararında vurgulanmıştır. Bilimsel görüşler de bu doğrultudadır. Öte yandan, yasanın kişilere tanıdığı bir hakkın kullanılmasının kötü niyetle ilgisi yoktur.
Tam tersine koşulların oluşması halinde, başka bir ifade ile işlemin muvazaalı olduğunun belirlenmesi durumunda işlemin tarafı olan kişilerin iyi niyetli olmadıkları kabul edilmelidir. Böylesi bir durumda ise süre geçmekle iyi niyetli kabul edilmelerine de yasal olanak bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca, yukarıda belirlenen ilkeler ve olgular çerçevesinde araştırma ve soruşturma yapılarak taraf delillerinin toplanması hasıl olacak sonuç çerçevesinde işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir...." gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 240 parsel yönünden davanın reddine, 929 parsel yönünden önceki hükümde direnilmesine karar verilmiştir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/1588, K. 2020/3931, 9 Eylül 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama