KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2017/1939 E., 2020/2486 K.·Mahkemesi :sulh Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Haziran 2020
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
445 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın, kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, yolsuz tescil( sahtecilik) hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacı, kayden maliki olduğu 1174 parsel sayılı taşınmazdaki 225/22500 payının, kendisinden habersiz şekilde düzenlenen sahte vekaletname ile 02.08.2005 tarihinde davalıya devredildiğini öğrendiğini, çekişme konusu taşınmazdaki payına yönelik olarak yapılan işlemlerin geçerli bir sebebe dayanmadığını,yok hükmünde olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davacıyı tanımadığını, dava konusu taşınmazı bedelini ödemek suretiyle dava dışı Mustafa Akyüz'den satın aldığını, Mustafa Akyüz'ün taşınmazın kendisine ait olduğunu söylediğini, iyi niyetli üçüncü kişi konumunda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddianın sübut bulduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; çekişme konusu 1174 parsel sayılı taşınmazın 225/22500 payı davacı ... adına kayıtlı iken, davacıya vekaleten dava dışı Mustafa Akyüz tarafından( Bakırköy 4.Noterliğinin 05.09.2000 tarih ve 23219 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile) 02.08.2005 tarihli satış işlemi ile davalıya devredildiği, aynı resmi senette dava dışı Nurettin Kandemir isimli şahsa ait 225/22500 payın da ...’e vekaleten(farklı bir vekaletname ile) davalıya satıldığı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtmek gerekir ki, Taşınmazın aynına ilişkin davalarda dava konusu taşınmazın değerinin belirlenmesi ve buna bağlantılı olarak görevin tayini kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemece (re'sen) kendiliğinden gözetilmesi gereken bir kuraldır.
HUMK'nun 8. maddesinde Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevi kapsamında olan haller belirtilmiştir. Yasada açıkça belirtilen haller dışında kalan ve mamelek hukukundan kaynaklanan, konusu para veya para ile ölçülebilen çekişmelerde dava konusunun değerine göre mahkemelerin görevinin tayin edileceği (HUMK. 1.md) tartışmasızdır. Dava değerinin ise, keşfen belirlenen dava tarihindeki değer olduğu ve harcın da bu değer üzerinden tahsil edileceği kuşkusuzdur.
Somut olayda, davanın açılış tarihi olan 2010 yılında Sulh Hukuk Mahkemelerinin görev sınırının 7.230.00 TL olduğu, dava dilekçesinde 3.100 TL değer gösterilerek davanın açıldığı, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki gerçek değeri tespit edilmeksizin işin esası incelenmek suretiyle sonuca gidildiği anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, mahkemece resen keşif yapılarak dava konusu taşınmazın dava tarihindeki gerçek değerinin ve davacının söz konusu taşınmazdaki payına isabet eden değerin belirlenmesi, belirlenecek değerin Sulh Hukuk Mahkemesinin görev sınırı üzerinde kalması halinde görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasının incelenerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/1939, K. 2020/2486, 10 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama