İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2017/4671 K.2019/3187

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar ..., ..., ... ve ... vekili ve davalı ... tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli…

Esas2017/4671Karar2019/3187Tarih21 Mayıs 2019Okuma6 dk · 1.220 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2017/4671 E., 2019/3187 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
21 Mayıs 2019
Dava türü
TAPU İPTALİ VE TESCİL-TENKİS-TAZMİNAT
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.220 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis, tazminat davası sonunda, yerel mahkemece davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalılar ..., ..., ... ve ... vekili ve davalı ... tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 21.05.2019 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalılar vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacı ... ve vekili Avukat ... geldiler, davetiye tebliğine rağmen temyiz eden davalı ... ve temyiz edilen davalı ... vekili Avukat, davalı ..., davalı ..., davalı ... gelmedi, yokluklarında duruşmaya başlandı,

süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa tenkis ve tazminat isteklerine ilişkindir.

Davacı, kök mirasbırakanı ...'in, tapulu taşınmazını 07.12.1962 tarihinde dava dışı ...'a, adı geçenin de bir gün sonra mirasbırakanın çocukları ve davalıların mirasbırakanları olan ... ve ...'e satış suretiyle devrettiğini, taşınmazın kadastro tespiti sonucu ... ada ... parsel olarak 30.03.1979 tarihinde ... ve ... adına 1/2'şer oranda tespit ve tescil edildiğini, sonrasında imar uygulamasına tabi tutulduğunu ve imar parsellerinin bir kısmının üçüncü kişilere devredildiğini ileri sürerek davalılar adına kayıtlı taşınmazlar bakımından tapu iptali ve tescile, olmazsa tenkise, üçüncü kişilere devredilen taşınmazlar yönünden ise tazminata karar verilmesini istemiştir.

Davalılar ..., ..., ... ve ..., mirasbırakan ...'in ekonomik olarak zor duruma düşmesi nedeni ile dava konusu taşınmazı dava dışı ...'e sattığını, ... ve ...'in de aile taşınmazına sahip çıkmak için borç alarak taşınmazı Hüseyin'den geri aldıklarını, devrin muvazaalı ve mal kaçırma amaçlı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

Davalı ..., devir tarihinden uzun süre geçtikten ve mirasçılar arasında paylaşım yapıldıktan sonra eldeki davanın açılmasının 4721 sayılı TMK'nun 2. maddesine aykırı olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.

Diğer davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen davaya cevap vermemişlerdir.

Davanın hakdüşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle reddine ilişkin olarak verilen karar Dairece; “… Somut olayda miras bırakan kadastro tespitinden sonra öldüğüne göre 3402 Sayılı Yasanın 12/3.maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin uygulanamayacağı tartışmasızdır. Hal böyle olunca, işin esasına girilerek gerekli inceleme ve araştırmanın yapılması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir...” gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada davalılar adına kayıtlı olmayan dava konusu ... ada ... parsel yönünden davanın reddine, diğer taşınmazlar bakımından ise muvazaa iddiasının kanıtlandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; tapunun 07.12.1962 tarih 35 sıra numarasında kayıtlı taşınmaz 1959 yılından beri ... karısı ve ... kızı mirasbırakan ... adına kayıtlı iken dava dışı ...'a, satış suretiyle temlik edildiği, adı geçenin de bir gün sonra, 08.12.1962 tarihinde, mirasbırakanın oğulları olan ... ve ...'e ½'şer pay ile devrettiği, kadastroca anılan tapu kaydı uygulanarak ... ada ... parsel olarak ... ve ... adına 1/2'şer pay ile tespit ve tescil edildiği, ...'in ...parsel sayılı taşınmazdaki ½ payının intifa hakkını üzerinde tutarak,

1/4'er hisse ile davalı çocukları İkbal ve ...'e bağış suretiyle devrettiği, taşınmazın 24.03.1999 tarihinde imar uygulamasına tabi tutulduğu ve çekişme konusu ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı, ... ada ..., ..., ..., ..., .., ... sayılı, ... ada ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... sayılı, ... ada ... ve ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı, ... ada ... sayılı parsellerin meydana geldiği, ...'in oğlu davalı ...'nun ... ve ... aleyhine ...

Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı 1998/883 E sayılı tenkis davası sonucunda anılan imar parsellerinde pay sahibi olduğu, 08.11.2005 tarihinde taraflar arasında taksim yapıldığı, bir kısım taşınmazların üçüncü kişiler adına, bazılarının ise davalılar ..., ..., ... ve bir kısım davalılar murisi ... adına kayıtlı olduğu, mirasbırakan ...'in 19.07.1990 tarihinde öldüğü,

geriye kendisinden sonra ölen oğlu ...'in çocukları olan davalılar ..., ... ile ...'in kendisinden evvel ölen oğlu ...'ın çocukları davalılar ... ve ... ile murisin kendisinden sonra ölen oğlu ...'ın eşi davalı ... ile davalı çocukları ... ..., ... ve ... ile murisin kızı ...'den olan davacı torunu ... ... ve muris ...'in dava dışı kızı ...'in kaldıkları anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada miras bırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Hemen belirtilmelidir ki, bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun için de, Ülke ve yörenin gelenek ve

görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı hususlarının araştırılmasında ve satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile TMK'nin 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.

Somut olaya gelince, davacının bildirdiği tanıklardan biri devir tarihinde 5 yaşında olup olay tarihi itibariyle temliki bilebilmesi mümkün olmayıp 1932 doğumlu olan diğer tanık ise muvazaa iddiasını ispata yarar bir beyanda bulunmamıştır. Oysa eldeki davanın kabulü halinde hak sahibi olacak davalı tanığı ve muris ...'in dava dışı mirasçısı olan Mürevvet 1962 yılında yapılan devirlerin gerçek satış olduğunu belirtmiştir.

Toplanan deliller yukarıdaki ilkelerle birlikte değerlendirdiğinde devrin gerçek satış olduğu sonucuna varılmaktadır.

Hal böyle olunca, iddianın kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir.

Davalılar davalılar ..., ..., ... ve ... vekili ve davalı ...'in yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, 02.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalılar ..., ..., ... ve ... vekili için 2.037.00.-TL. duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilenden alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 21.05.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(Muhalif)

-KARŞI OY-

Dava, muris muvazaası hukuksal sebebine dayalı tapu iptal-tescil, tenkis isteklerine ilişkindir.

Yerel Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.

Sayın çoğunluk temliklerin muvazaalı olarak yapıldığının ispatlanamadığı gerekçesiyle kararın bozulmasına karar vermiştir.

Bilindiği ve sayın çoğunluğun da dayandığı 01.04.1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere “...ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı..” gibi hususlar murisin iradesinin tespitinde önem arzetmektedir.

Murisin temlik tarihinde üç kızı iki oğlu bulunmaktadır. Temlik iki oğluna ½ hisse itibariyle yapılmış, aynı tarihlerde veya yakın tarihlerde kızlara her hangi bir şey verilmemiştir. Diğer yandan davalılar tarafından alım gücü bulunduğu savunulan oğullar doğrudan babaları olan temlik edenden taşınmazı satın alabilecekken, ara malik Hüseyin aracı kılınmak suretiyle, bir gün sonra taşınmazı edinmişlerdir. Bu dahi hayatın olağan akışına uygun değildir.

Bilindiği üzere Ülkemizde erkek çocukların korunup kollandığı, mal paylaşımında daha üstün tutuldukları inkar edilemez bir gerçekliktir. Yine ara malik kullanarak, tercih edilen mirasçılara taşınmaz intikali de oldukça yaygındır.

Sonuç itibariyle taraf tanıklarının beyanları yanında dosya bir bütün olarak değerlendirilerek murisin gerçek amacının tespiti gerekmektedir. Yukarıda belirtilen hususlarla birlikte somut olayın tamamı göz önüne alındığında murisin amacının kızlarından mal kaçırmak suretiyle erkek evlatlarını koruyup kollamak olduğu, asıl amacın bağış, görünüşteki işlemin satış olduğu bu suretle muris muvazaasının gerçekleştiği kanaat ve sonucuna varıldığından bu yönde sonuca ulaşan Yerel Mahkeme kararının onanması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılmıyoruz.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/4671, K. 2019/3187, 21 Mayıs 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2017/4671
Karar No
2019/3187
Tarih
21 Mayıs 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2017/4672 K.2019/3629
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2017/4672 K.2019/10035
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2017/4674 K.2019/8757
  • Yargıtay 11. Hukuk Dairesi E.2017/4675 K.2019/4111
  • Yargıtay 18. Ceza Dairesi E.2017/4679 K.2019/9227
  • Yargıtay 14. Hukuk Dairesi E.2017/4681 K.2019/4902

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.