KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2017/5500 E., 2019/245 K.·Mahkemesi : ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2019
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince, davanın esastan reddine ilişkin olarak verilen karar, davacılar tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nin raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;
-KARAR-
Dava, tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
Davacılar, mirasbırakan ...’in maliki olduğu 536 ada 340 parsel sayılı taşınmazını, mirasbırakandan hile ile alınan vekaletname kullanılarak davalıya satış suretiyle devredildiğini, vekaletnamedeki imzanın da murisin imzasına benzemediğini, işlem tarihinde mirasbırakanın ehliyetsiz olduğunu, temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olarak yapıldığını ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile miras payları oranında adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, temlikin bedeli karşılığında yapıldığını, iddiaların doğru olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu ... Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddedilmiştir.
Hemen belirtilmelidir ki, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 11.04.1990 gün ve 1990/1-152-1990/236 sayılı kararında da vurgulandığı üzere; davada dayanılan maddi olaylar bakımından birkaç hukuki nedenin bir arada gösterilmesinde ilke olarak usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
Dava dilekçesi içeriği ile iddianın ileri sürülüş biçimi ve ön inceleme tutanağındaki davacılar vekili beyanına göre davada ehliyetsizlik, sahtecilik ve muris muvazaası hukuksal nedenlerine dayanıldığı açıktır
Ne var ki, davada sahtecilik hukuksal nedenine de dayanıldığı halde mahkemece sahtecilik iddiası yönünden hükme yeterli bir araştırma yapıldığını söyleyebilme olanağı yoktur.
Bilindiği üzere; tapu sicilinin tutulmasının bir takım prensipleri bulunduğu sabittir. Bunlardan ilki tescil, ikincisi tapu sicilinin aleniliği ve güvenilirliği, bir diğeri Hazinenin hukuki sorumluluğu, sonuncusu ise geçerli bir hukuki sebebin bulunması, başka bir deyişle sicilin illetten mücerret olmamasıdır.
Somut olayda, taşınmazın mülkiyetinin naklini sağlayan vekaletnamedeki mirasbırakana ait imzanın sahte olduğu iddia edildiğine göre, bunun sübutu halinde sicilin geçerli bir hukuki sebebinin bulunmayacağı, buna bağlı olarak da T.M.K.'nun 1025. maddesi uyarınca yolsuz tescil niteliğini taşıyacağı tartışmasızdır.
Hal böyle olunca, sahtecilik iddiasının açıklığa kavuşturulması bakımından öncelikle mirasbırakanın çeşitli resmi ve özel kurumlarda bulunan imza ve yazılarını havi belgelerin temin edilmesi, mirasbırakanın tatbike esas alınan imza örnekleriyle birlikte dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek 01.03.2011 tarihli vekaletnamedeki imzanın mirasbırakanın eli ürünü olup olmadığı hususunda rapor alınması, ondan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yetinilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olması doğru değildir.
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2017/5500, K. 2019/245, 17 Ocak 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama