KÜNYE
1. Hukuk Dairesi 2018/601 E., 2020/2879 K.·Mahkemesi:asliye Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Haziran 2020
- Dava türü
- TAPU İPTALİ VE TESCİL
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasında görülen davada;Davacı, davalı ve dava dışı kişiler ile birlikte paydaş oldukları 569 parsel sayılı taşınmazın ifrazıyla oluşan 134 ada 1 parsel sayılı taşınmazın adına, 134 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ise davalı adına tescil edildiğini, davalı ile aralarındaki sınırları fiilen belirlediklerini, buna göre arsa üzerine imalatlar yaptıklarını, ancak sonradan sınırın hatalı olduğunu fark ettiğini, davalı ile parsellerinin eşit olması gerekirken davalının parselinin daha büyük olduğunu ileri sürerek,
parseller arasındaki sınırın tespiti ile davalıya fazla verilen kısımın tapusunun iptali ile adına tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazını sınırlarına göre kullandığını, davacının taşınmazına müdahalesinin olmadığını, yapılan rızai taksim ve ifrazın davacının da bilgisi dahilinde olduğunu, davacının tüm işlemlerden haberdar olduğundan eldeki davanın kötüniyetli açıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin verilen kararın Dairece; “...
Tanık anlatımlarından taraflar arasındaki harici paylaşımın 2007 yılında yapıldığı, nitekim dosyadaki davacının da imzasının olduğu 524 yevmiye nolu tescil bildirim belgesinin 24.04.2008 tarihinde düzenlendiği bu durumda davacının, 24.04.2008 tarihli 524 yev. belgenin hatalı olduğunu öğrendiği açıktır.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 39. (818 sayılı B.K.nun 31.)maddesi hükmüne göre hata veya hile hukuksal nedenine dayalı olarak ileri sürülecek iddiaların, hata ve hileye ıttıla tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi zorunlu olup bu süre hak düşürücü süre niteliğindedir.
Sürenin hakim tarafından re'sen gözetilmesi gerekli olup eldeki davanın 10.06.2009 tarihinde açıldığı nazara alındığında eldeki davada hak düşürücü sürenin geçirildiği tartışmasızdır.Hâl böyle olunca, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu üzere hüküm kurulması doğru değildir...”gerekçesiyle bozulması üzerine mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla. Tetkik Hakimi ...'in raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
-KARAR-
Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2018/601, K. 2020/2879, 18 Haziran 2020 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama