İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /1. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 1. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi E.2019/181 K.2019/2236

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, bedel, ipoteğin kaldırılması davası sonunda yerel mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, ipoteğin kaldırılması talebinin reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili ve katılma yolu ile…

Esas2019/181Karar2019/2236Tarih27 Mart 2019Okuma6 dk · 1.287 kelime

KÜNYE

1. Hukuk Dairesi 2019/181 E., 2019/2236 K.·Mahkemesi :asliye Hukuk Mahkemesi

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
27 Mart 2019
Dava türü
TAPU İPTALİ VE TESCİL-BEDEL-İPOTEĞİN KALDIRILMASI
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.287 kelime·6 dk okuma·2 bölüm

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, bedel, ipoteğin kaldırılması davası sonunda yerel mahkemece tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne, ipoteğin kaldırılması talebinin reddine ilişkin olarak verilen karar davalı vekili ve katılma yolu ile davacılar vekili tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...’ın raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedel ve ipoteğin kaldırılması istemlerine ilişkindir.

Davacılar, mirasbırakanları ...'nın adına kayıtlı 638, 395, 756, 682, 709 parsel sayılı taşınmazlarını satış göstermek sureti ile davalı oğlu adına temlik ettiğini, yapılan işlemlerin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğunu ileri sürerek dava konusu taşınmazların üzerindeki ipoteklerin fekkine ve payları oranında tapularının iptal edilerek adlarına tesciline, olmadığı takdirde şimdilik 20.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı, murisin son iki yılını hasta ve yatalak olarak geçirdiği dönemde tüm bakım ve gözetiminin kendisi tarafından yapıldığını, ayrıca babasının borçlarını ödediğini,bu nedenle dava konusu taşınmazların kendisine satıldığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, yapılan işlemin muvazaalı olduğu gerekçesi ile tapu iptali tescil talebinin kabulüne, ipoteğin kaldırılması talebinin dava dışı üçüncü kişilere yönelik olduğu anlaşılmakla reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden; 1933 doğumlu mirasbırakan ...’nın 11.08.2010 tarihinde öldüğü, geriye mirasçı olarak davacı kızları ..., davalı oğlu ...ile dava dışı eşi, çocukları ve torunlarının kaldığı, murisin adına kayıtlı 756 parsel sayılı taşınmazını 18.03.2002 tarihli, 638 parsel sayılı taşınmazdaki ½ payını 18.10.2005 tarihli, yine 395, 682 ve 709 parsel sayılı taşınmazlarını 18.10.2005 tarihli resmi senetler ile satış yolu ile davalıya temlik ettiği anlaşılmaktadır.

Somut olgular ve toplanan deliller itibari ile davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.

Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince;

Bilindiği üzere, uygulamada ve öğretide "muris muvazaası" olarak tanımlanan muvazaa, niteliği itibariyle nisbi (mevsuf-vasıflı) muvazaa türüdür. Söz konusu muvazaada mirasbırakan gerçekten sözleşme yapmak ve tapulu taşınmazını devretmek istemektedir. Ancak mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak için esas amacını gizleyerek, gerçekte bağışlamak istediği tapulu taşınmazını, tapuda yaptığı resmi sözleşmede iradesini satış veya ölünceye kadar bakma sözleşmesi doğrultusunda açıklamak suretiyle devretmektedir.

Bu durumda, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarında ve 01.04.1974 tarihli 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 706., Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 237., (Borçlar Kanunu'nun (BK) 213.) ve Tapu Kanunu'nun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.

Hemen belirtmek gerekir ki; bu tür uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün, diğer bir söyleyişle mirasbırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ile durumun aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, mirasbırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile mirasbırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Öte yandan, muvazaa iddiasına dayalı davalarda mirasbırakanın kastının açık bir şekilde saptanması gerekmektedir. Bu kapsamda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 190. maddesi ile Türk Medeni Kanununun (TMK) 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Bir başka ifade ile temlikin mirasçılardan mal kaçırma amaçlı olduğunu ispat külfeti davacı tarafa aittir.

Somut olaya gelince, davacı tanıklarının beyanlarıyla mirasbırakanın diğer mirasçılarından mal kaçırmasını gerektirir bir nedenin ve muvazaanın varlığı konusunda somut bir olgunun ortaya konulamadığı, davalı tanıklarının ise murise davalı tarafından bakıldığını, yine murisin borçlarının davalı tarafından ödendiğini bu nedenle söz konusu temlik işlemlerinin yapıldığını beyan ettikleri açıktır.

Hal böyle olunca, iddianın kanıtlanamadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsizdir.

Davalı yanın yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 27.03.2019 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

- KARŞI OY-

Dava, muris muvazaası hukuksal nedenine dayalı tapu iptal tescil, ipoteğin kaldırılması ve tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar, miras bırakan ...’nın 756 parsel sayılı taşınmazını 01.02.2002 tarihinde, 638, 395, 682, 7 09 parsel sayılı taşınmazlarını da 18.10.2005 tarihinde davalı oğlu...’e satış suretiyle devrettiğini, miras bırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığı gibi, işlem tarihlerinde 18 ve 21 yaşında olan davalının alım gücününde olmadığını, temliklerin mirasçılardan mal kaçırma amacıyla yapıldığını ileri sürerek miras payları oranında tapu kayıtlarının iptaliyle adlarına tesciline, mümkün olmazsa miras paylarına isabet eden bedelin tahsiline ve tapu kayıtlarındaki ipoteğin kaldırılmasını talep etmişlerdir.

Davalı, miras bırakanın en küçük oğlu olduğunu, anne ve babasıyla birlikte yaşadıklarını yurt dışına gitmemesi için miras bırakanın taşınmazlarını sattığını, borçlarını ve pirim borçlarını ödeyip emekli olmasını sağladığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, temliklerin muvaazalı ve mal kaçırma kastıyla yapıldığı gerekçesiyle tapu iptal ve tescil talebinin kabulüne, ipoteğin kaldırılması talebinin reddine karar verilmiştir.

Dosya içeriği ve toplanan delillerden; miras bırakan ...’nın 11.08.2010 tarihinde ölümü üzerine, eşi ...’den olma çocukları ..., davalı ... ile ...’dan olma çocukları davacılar ... ve dava dışı...’nin mirasçı olarak kaldığı, miras bırakan ...’nın 36.500 m2 miktarlı 756 parsel sayılı taşınmazını 01.02.2002 tarihinde, 69.250 m2 miktarlı 638 taşınmazdaki ½ payını, 70.000m2 miktarlı 395parsel, 32.500m2 miktarlı 682 parsel, 33.00m2 miktarlı 709 parsel sayılı taşınmazlarını da 18.10.2005 tarihinde davalı oğlu...’e satış suretiyle devrettiği, taşınmazlar tapu kayıtlarına farklı tarihlerde ipotek konulduğu, davalının ilk işlem tarihinde 18, ikinci işlem tarihinde 21 yaşında olduğu, davalının miras bırakanla birlikte yaşadığı anlaşılmaktadır.

Bilindiği üzere; muris muvazaası iddiasına dayalı uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temliğin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır.

Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır.

Bunun için de ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alım gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki beşeri ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.

Davalı savunması doğrultusunda dosyaya ibraz edilen, miras bırakana ait Bağ-Kur sigortalılık dosyasında; miras bırakanın 15.06.1994 tarihinde tarım sigortalılığının başladığı, 31.10.2007 tarihinde 2.554,16 TL fazla prim ödemesinin bulunduğu, çeşitli tarihlerde basamak yükseltme talebi yapıldığı bunun sonucu sigortalının 01.07.2008 tarihinde mutabakatla bankaya 11.890,00TL prim borcu ödediği, Tarım Kredi Koop borcunun davalı tarafından ödendiğine dair belge ibraz edilmediği saptanmıştır.

Somut olgular, taraf tanık anlatımları belirtilen ilkeler ışığında değerlendirildiğinde, davacıların miras bırakanın ilk eşinden olan üç kızı, davalının ikinci eşinden olan miras bırakanla yaşayan en küçük oğlu olduğu, miras bırakanın ilk temliği yaptığında (2002) davalının 18 yaşında, ikinci temlik tarihinde(2005) 21 yaşında olduğu, tanık anlatımlarına göre anılan tarihlerde miras bırakanın mal satmaya ihtiyacı olmadığı gibi davalının alım gücünün de bulunmadığı yine davalı tanığı ...'nun beyanına göre, miras bırakanın taşınmazlarını davalıya verdiği, davalının para ödemediği,

miras bırakanın toplam 206.625 m2 miktarlı tarla nitelikli taşınmazlarını bedelsiz olarak davalıya devrettiği, temliğin birlikte yaşadığı en küçük oğlunu kayırmak ve ilk eşinden olan kız çocuklarından mal kaçırma kastıyla bedelsiz ve muvazaalı yapıldığı açıktır.

Hal böyle olunca; belirtilen nedenlerle muvazaa iddiasına dayalı davanın kabulüne, ipoteğin kaldırılması talebinin reddine ilişkin yerel mahkeme kararının doğru olduğunu düşündüğümden davalının esasa davacının ipoteğin kaldırılmasına yönelik temyiz itirazları yerinde değildir, ancak miras bırakanın 638 parsel sayılı taşınmazda ½ pay devrettiği gözetilmeden, taşınmazın tamamı üzerinden iptal tescil kararı verilmesi doğru değildir, bu konuda yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığını düşündüğümden, 638 parsel sayılı taşınmaz yönünden düzeltilerek hükmün onanması görüşünde olduğumdan, çoğunluğun davanın reddi gerektiği yönündeki bozma kararına katılmıyorum.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, E. 2019/181, K. 2019/2236, 27 Mart 2019 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
1. Hukuk Dairesi
Esas No
2019/181
Karar No
2019/2236
Tarih
27 Mart 2019

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 12. Ceza Dairesi E.2019/181 K.2019/3933
  • Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2019/181 K.2019/1454
  • Yargıtay 15. Hukuk Dairesi E.2019/181 K.2019/1287
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2019/181 K.2019/6169
  • Yargıtay 15. Ceza Dairesi E.2019/182 K.2019/1712
  • Yargıtay 19. Ceza Dairesi E.2019/182 K.2019/5724

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.